Advert

TÜRKLER’İN MAKEDONYA’DAKİ DURUMU

Balkanlar’a, Türklerin göçleri miladi 4. Y.y.dan itibaren Kuman, Kıpçak, Oğuz ve Peçenek Türkleri’nin boylar halinde yerleşmeleriyle başlar. Balkanlara gelen Türklerin bir kısmı gönüllü, bir kısmı da görevli olarak gelmiştir ama bunların içinde sürgün olarak gönderilenler de vardır. Yugoslavya’nın 1990’ların başında parçalanması ile Makedonya bağımsızlığını ilan etti (1991) böylece, diğer milletler gibi Türkler açısından da yeni bir siyasi ve milli bir dönem başlamış oldu.

TÜRKLER’İN MAKEDONYA’DAKİ DURUMU
Bu içerik 920 kez okundu.
Advert

 

Bugün Türkler; Batı Makedonya’nın Gostivar, Kalkandelen (Tetovo), Ohri, Struga, Manastır (Bitola), Kırçova, Debre bölgelerinden başka, başkent Üsküp (Skopje) ile Doğu Makedonya’nın Köprülü (Veles), Valandova, Ustrumca, Radoviş, İştip bölgelerinde yaşarlar. Nüfusla ilgili olarak kamuya duyurulan verilerde bazı eksiklikler yada bilinçli olarak nüfusun az gösterilmeye çalışıldığı dikkati çeken bir husustur.

Siyasi anlamda varlık gösteremeyen Türklere, 1963 ve 1974 anayasasıyla bazı haklar verildi. Ancak bunlar genelde kâğıt üstünde kalan haklardır. Makedonya anayasası, Türkleri ve öteki etnik grupları ‘milliyet’ olarak tanımlar. Makedonyalı Türkler, ‘ulusal azınlık’ kapsamına girerler. Böylece, onlar ‘bir devletin dışındaki bir başka devlete, etnik olarak bağlı olan bir toplulukturlar.

Eğitimde dikkati çeken gelişmeler; 1963–64 öğretim yılında Üsküp Pedagoji Akademisi’nde, 1976–77 öğretim yılında Üsküp Filoloji Fakültesi’nde Türk Dili Edebiyatı Bölümlerinin açılması ve bunlar arasında en önemlisi olan 2014 yılında Makedonya’da ve Bakanlar’da Yüksek Őğrenim düzeyinde Balkanlar’da Türkçe eğitimin tarihi bir projesi olarak, Türkçe eğitim veren tek Űniversite olan Uluslararası VİZYON Üniversitesi’nin açılıp faaliyete geçmesidir.

TÜRKLER’İN BALKANLAR’A GÖÇÜ

       Balkanlar’a, Türklerin göçleri miladi 4. Y.y.dan itibaren Kuman, Kıpçak, Oğuz ve Peçenek Türkleri’nin boylar halinde yerleşmeleriyle başlar. Ancak, Balkanlar’a Türklerin kurumsal olarak ve devlet idaresi olarak yerleşmeleri 14. Y.y.dan itibaren Osmanlı’nın Balkanlar’a hakim olmasıyla başlamıştır. Balkanlar aslında, Osmanlı döneminde uzun bir süre altın çağını yaşadı.

Balkanlara gelen Türklerin bir kısmı gönüllü, bir kısmı da görevli olarak gelmiştir ama bunların içinde sürgün olarak gönderilenler de vardır. Ancak sürgün olarak gönderilenler de Osmanlı devletinin stratejik planı çerçevesinde gönderilmiştir, bunun da altının çizilmesi gerekir.

Balkan Türkleri, ‘Sizler Balkanlara nerelerden gittiniz?’ sorusuna yanıt olarak: ‘Bizler Anadolu’dan, özellikle Karaman’dan Balkanlara gitmişiz’ derler. Bunda da yerden göğe haklıdırlar. Bunun ispatı da, bir zamanlar yazılmış ve günümüze kadar gelmiş olan tahrir ve tereke defterlerinde, sicillerde, buyruldularda yazılıdır.[1]

XIV. Yüzyılın ikinci yarısından 20. Yüzyılın başlarından Balkan Savaşları’na kadar bölge Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. Balkan Savaşları’ndan sonra Osmanlı Devleti’nin bölgeden çekilmesiyle çeşitli vesilelerle göç etmek durumunda kalan Türkler zamanla azınlık konumuna düştüler. Gerek krallık Yugoslavya’sında gerekse Tito’nun başta olduğu dönemde mağdur durumda olan Türkler; din, dil, eğitim, sosyal ve siyasal örgütlenme gibi hususlarda pek varlık gösteremediler.

Tito’nun ölümüyle (1980) genel anlamda yapıcı ve barışçıl konumunu kaybetmeye başlayan Yugoslavya’nın 1990’ların başında parçalanması ile Makedonya bağımsızlığını ilan etti (1991). Böylece diğer milletler gibi Türkler açısından da yeni bir siyasi ve milli bir dönem başlamış oldu.

GÜNÜMÜZ MAKEDONYA TÜRKLERİ

Makedonya Türklüğü

Osmanlı Türklerinin bölgeye yerleşmeye başlamaları ile Türk şehir anlayışına uygun şehirleşme göze çarpar.

Osmanlı döneminde, Selanik, Üsküp, Manastır, Serez, Köprülü, Kalkandelen, Prizren ve Gostivar gibi şehir ve kasabalardaki nüfusun büyük çoğunluğunu Türkler oluşturuyordu. Ancak Türk hâkimiyetinden sonraki dönemde çeşitli sebeplerle bölgedeki nüfusun azaldığı görülür.[2]

Bugün Türkler; Batı Makedonya’nın Gostivar, Kalkandelen (Tetovo), Ohri, Struga, Manastır (Bitola), Kırçova, Debre bölgelerinden başka, başkent Üsküp (Skopje) ile Doğu Makedonya’nın Köprülü (Veles), Valandova, Ustrumca, Radoviş, İştip bölgelerinde yaşarlar.[3]

II. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında Yugoslavya Komunist yönetimi, bölgedeki Türk varlığını yok sayarak Debre, Resne, Radoviş, Üsküp gibi bölgelerde ve bunlara bağlı köylerdeki Türklerin Türk olmadıkları iddiasında bulunmaktaydı. Bu arada bazı siyasi gelişmelerinde etkisiyle Arnavutlar da Türkleri ‘Türkleşmiş Arnavutlar’ olarak göstermeye çalışıyorlardı.

Makedonya Türkleri, Makedonya’nın hem Doğusunda hem de Batısında yaşamaktadırlar. Ancak, Doğu ile Batı Makedonya’da yaşayan Türklerin belirli farklılıkları mevcuttur. Batı Makedonya Türkleri; ekonomik, sosyal, kültürel, eğitim ve sair bakımdan daha çok imkâna sahiptirler. Doğu Makedonya Türkleri ise batıdakilere oranla daha zor durumdadırlar. Doğu Makedonya’ya bilinçli olarak bazı hizmetler çeşitli bahanelerle götürülmemektedir. Böylece Türklerin kendi kimliklerini kaybetmeleri sağlanmaya çalışılmaktadır. Dedeli, Çalıklı, Gökçeli, Alikoç, Kocaali… gibi yerlere başta Türkçe eğitim olmak üzere birçok yönden hizmet tam gitmediğinden dil, din, kültür açısından bölge Türkleri zayıf durumdadırlar. Buna birde ekonomik sorun eklendiğinde durum daha da vahim bir hal almaktadır.

Bugün Makedonya Türkleri, tüm olumsuzluklara rağmen, benliklerini ve değerlerini korumaya, milli-manevi unsurlara bağlı kalmaya devam etmektedirler.

Nüfus Yapısı

1945 sonrasında etnik olarak son derece karmaşık olan nüfus ‘Halklar’, ‘milletler’ ve ‘etnik gruplar’ şeklinde üçlü bir sisteme göre sıralandı. Makedonlar ilk gruba dahil edilirken Türkler, Arnavutlarla birlikte ikinci gruba dahil edildi. 1950’lerden 1990’lara kadar Makedonya’daki Arnavut ve Türk nüfusunun belirlenmesinde Belgrat, Moskova ve Tiran arasındaki ilişkilerin, Batıyla olan ilişkilerin etkin olduğu muhakkaktır. Bir diğer ifadeyle Belgrat ve Moskova arasındaki ilişkiler yumuşadığında, Batı dünyasına yakınlık duyma “şaibe”si altında olan Türkler kendilerini Arnavut olarak tanımlamaya mecbur oluyorlardı. 1953 sayımında 203.938 olan Türk nüfusunun, 1960 sayımında birdenbire 131.481’e düşmesi aslında 1950-60 yılları arasında Yugoslavya’dan Türkiye’ye yaşanan toplu göçün bir neticesi olsa gerek. Bu bağlamda Makedonya’da yapılan her nüfus sayımının Türk nüfusu açısından güvenilirliği her zaman tartışılmaktadır.

Dün olduğu gibi bugünde Makedonya’nın nüfusunu, Makedon, Türk, Arnavut, Sırp, Rom, Ulah (Vlah/Rumen), Torbeş ve diğer milliyetler oluşturmaktadır. Yüzyıllardır birlikte yaşayan bu milliyetlerin bölgedeki nüfus oranlarının zamanla değişikliğe uğradığı görülür. Ancak söz konusu deşikliklerden Makedon ve Arnavut nüfus olumlu yönde etkilenirken, Türk nüfusu olumsuz yönde etkilendiği göze çarpmaktadır.

 ‘Makedon Müslümanı’ yakıştırmasını kabul etmeyen Torbeşlerin nüfusu ise 70–80.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Torbeşlerin kökeni Osmanlı’dan önce Balkanlar’a yerleşen Türk Kuman (Kıpçak) veya Peçenekler gibi Türk boylarına dayandırılmaktadır. Zaman içinde dil özelliklerini yitirmiş Türkler olarak kabul edilen Torbeşlerin büyük bir kısmı Türkçe eğitim görmek istediklerini ve Türk olduklarını ifade ederler. Torbeşleri kendi ırkdaşları olarak göstermek isteyen Makedonlar, 1971 yılında ‘Makedon Müslümanları Kültür ve Bilim Ocağı’ adında bir dernek kurdular. Ancak bu derneğin faaliyetlerinin etkin olamadığı ve sadece karışıklığa neden olduğu belirtilir. Bugün Torbeşler’in büyük bir çoğunluğu kendilerini Türk olarak kabul edenlerin yanı sıra, kendilerini Arnavut yada Makedon olarak kabul eden Torbeşler de vardır.

Türklere daha yakın yaşayan Çingenelerin bir kısmı Türkçe konuşurlar ve hatta Doğu Makedonya’dakilerin çoğunluğu Türk olduklarını söylerler. Bunun içindir ki Çingenelerin Türklere yakınlaşmasını istemeyen yönetim, Çingene Dilini okullara seçmeli ders olarak koydu.

Nüfusla ilgili olarak kamuya duyurulan verilerde bazı eksiklikler yada bilinçli olarak nüfusun az gösterilmeye çalışıldığı dikkati çeken bir husustur.

Göçler

Gerek II. Dünya Savaşının devam ettiği yıllarda ve Bulgar işgalleri esnasında gerekse sonrasında yaşanan gelişmeler Türkleri yok sayan bazı uygulamalara ortam hazırladı. Zira 1945 sonrasında Yugoslavya’da komünizmin etkin olması Türklerin bazı haklarının kısıtlanmasına, mevcut idarenin Arnavutluk’u yanına çekme politikasıyla, Arnavut milliyetçiliğinin artmasıyla da Türklerin Türkleşmiş Arnavutlar olduğu iddialarının gündeme gelmesine neden oldu. 1946 öncesinde Sırp olmanın göstergesi olan -yeviç veya -yeva eklerinin yerini 1946’da çıkan ‘Soyadı Kanunu’ ile Arnavutlaştırma çabaları aldı. Bu kanunla, Türklerin daha önce Sırpçaya ve Sırp “etnik” grubuna uyarlanmış olan soyadları, bu defa “-i” eki sayesinde Arnavutçaya ve Arnavut “etnik” grubuna uygun olarak uyarlandı. Açıkça, sosyo-kültürel hedefte sadece Türkler soyadları itibarıyla Arnavutlaştırılmaya büyük gayret gösterildi.

1948 Martından sonra Sovyet yanlısı politikanın değişmesiyle, Türklere yönelik bazı olumsuzluklara son verildi ise de, yoğun göç hareketlerini durduramadı. Çünkü din, dil, eğitim, sosyal, siyasal vb. alanlarda yaşananlar insanların gelecekle ilgili endişe duymalarına neden oldu. Makedonya Türklerinin zor durumda kalmasına etki eden iki önemli faktörlerden:

  1. 1948 yılında Yücel teşkilatının kapatılıp kurucularının idam edilmesi ve yöneticilerinin Türkiye’ye göçe zorlanması yanısıra,
  2. 1952’de gerçekleşen ‘Serbest Göç’ anlaşmasıdır.

Son 20 yıl içerisinde eğitim amacıyla Türkiye’ye giden Makedonya Türk öğrencilerinin %62.8’i geri dönmeyerek, ardından ailelerinin de yanlarına gelmesiyle yeni bir toplu göç anlayışının ortaya çıktığı görülür. Bu tür göçleri engellemek için bazı sivil toplum örgütleri birtakım faaliyetlere giriştiler. Günümüzde az da olsa göç devam etmektedir. 2005 yılında Manastır ve civarından 2700 kişinin göç etmesi buna örnek gösterilebilir. Göçü engellemek için ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer sorunların giderilmesi ile değişik stratejik politikaların üretilmesi gerekmektedir.

Göç edenlerin sayısı konusunda farklı rakamlar verilmektedir. Eğer göçler olmasaydı, şu anda Makedonya’daki Türk nüfusu 380.000 – 450.000 civarında (nüfus içindeki oranı %19-%22) olacaktı.[4]

Siyasal Durum

Siyasi anlamda varlık gösteremeyen Türklere, 1963 ve 1974 anayasasıyla bazı haklar verildi. Ancak bunlar genelde kâğıt üstünde kalan haklardır.

Zaten sosyal-kültürel-edebi etkinliklere bile tahammül edemeyen bir idareden siyasal haklar beklenemezdi. Ayrıca bu süreçte nüfus olarak ön planda olmaya başlayan Arnavutlar, siyasal-sosyal örgütlenme, eğitim vb. açıdan daha üstün bir konuma ulaştılar. 1989’da yapılan anayasa değişikliği ile birinci maddede yer alan ‘Makedonya, Makedonya’da yaşayan Arnavutların, Türklerin, …de devleti’ hükmü kaldırıldı. Bu düzenlemeden ilk olumsuz etkilenenler Türklerde oldu.

1990 yılı ortalarında başlayan demokratikleşme, hak ve özgürlüklerin yaygınlaşmasına umut bağlayan Türkler hayal kırıklığına uğradılar. Çünkü Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan eden Makedonya’da, azınlıklara yönelik fazla bir şey yapılmadı. Oysa 1991’deki referandumu Bulgaristan yanlısı Makedonlar ve Arnavutlar boykot ederken, Türkler bağımsızlık için evet oyu kullanıyorlardı.

1997 yılında Anayasa Mahkemesi, azınlıkların bir başka devletin bayrağını milliyet sembolü olarak kullanmalarını anayasaya aykırı bularak yasakladı. Bu nedenledir ki 1997 yazında Gostivar ve Tetova’da bayrak krizi yaşandı. Adı geçen şehirlerdeki belediye binasındaki bayraklar bu bahaneyle indirildi ve çıkan olaylarda birçok Türk tartaklandı. Geçen zaman içerisinde bayrak kullanımıyla ilgili olarak, ‘Milli Toplulukların Simge Kullanım Yasası’ kabul edildi ise de Türkler açısından pek bir şey değişmedi. Buna göre Türkler sadece Merkez Jupa ve Plasnitsa’da bayrak kullanabilecekler. Zira Makedonya yasasına göre, bir etnik topluluğunun bayrağını kulanabilmesi için belirli bir belediyede nüfusun % 50’den fazla olması gerekiyor.

2001 başlarında bazı Arnavutların öncülüğünde başlatılan silahlı eylemler, Makedonya’daki siyasi dengenin bozulmasına, özellikle Türkler ve diğer azınlıkların gözardı edilmesine neden oldu. Çünkü sorunların çözümlenmesinde Makedonlar sadece Arnavutları muhatap aldılar. Bu bağlamda aynı yıl imzalanan Ohri Çerçeve Anlaşması (OÇA) ile birlikte Makedonya’da yeni bir dönem başlamış oldu. Bu çerçeve anlaşması neticesinde Türklerin Makedonya’da var olan haklarının bir bölümü iptal edildi ve Türkler bu çerçeve anlaşması sayesinde etnik topluluk seviyesine indirgendi.

Makedonya’daki seçimlerde Türklerin 5–6 milletvekili çıkarması gerektiği halde gerçekleşmediği dikkati çekmektedir. Asıl sebep aslında, nüfusun az olmasından ziyade Türklerin aynı bölgede fakat farklı seçim bölgesinde bulunmalarından kaynaklanmaktadır. Ohri Çerçeve Anlaşması gereği, Türkler ve diğer azınlıklar açısından bir şey değişmedi. Bu durumda bazı hakları elde edebilmek adına Türkler koalisyon arayışı içerisine girmek durumunda kaldılar. Genel seçimlerde Makedon Partileriyle ittifaka girilmesi, yerel seçimlerde ise Türk nüfusun yoğun olduğu yerlerde Arnavut veya Makedon Partilerle ittifaka girilmesi gibi.

2002 yılında düzenlenen genel Parlamento seçimlerinden sonra TDP, Makedonya Cumhuriyeti Parlamentosunda 2 milletvekili bulundurma hakkını elde etti. Ayrıca kurulan hükümette bakan vekili, Makedonya Televizyonu (MTV) ve Makedonya Radyosu Türkçe Yayınları (MRTY) bölümünde, Türk Dramında, Kültür Bakanlığında ve Tarım Bakanlığında Cumhuriyet düzeyinde yönetici yerleri, Maliye Bakanlığı Vergi İdare Dairesinde, Makedonya Cumhuriyeti Merkez Halk Bankasında, Anayasa Mahkemesinde, Cumhuriyet Yargıçlar Konseyinde birer temsilci bulundurma hakkı temin edildi.

Hukuki Durum

Bölgedeki Türk hâkimiyetinin sona ermesiyle azınlık konumuna düşen Türklerin bazı siyasi gelişmelerinde etkisiyle dil, din, eğitim, siyasal ve sivil örgütlenme gibi hususlarda olumsuz uygulamalara tabi tutuldukları görülmektedir. Bunun için bazı hukuksal gelişmeleri özetle belirtmek gerekmektedir

Makedonya anayasası, Türkleri ve öteki etnik grupları ‘milliyet’ olarak tanımlar. Başka ulusların anayasasında da var olan bu ‘milliyet’ terimi, çok uluslu bir devletin içinde var olan bir ulusal topluluk anlamını taşır; yani uluslar arası anayasa terminolojisini kullanınca, Makedonyalı Türkler, ‘ulusal azınlık’ kapsamına girerler. Böylece, onlar ‘bir devletin dışındaki bir başka devlete, etnik olarak bağlı olan bir toplulukturlar.[5]

Sözünü ettiğimiz demokratikleşme sürecinde Makedonya’daki Türklere de politik örgütlenme hakkı tanındı. Böylelikle Temmuz 1990’da, Türklerin toplumda organize edilmesi, siyasal ve sosyal yaşama katılmaları gerekliliği doğrultusunda Türk Demokratik Birliği (TDB) kuruldu.

1993 yılında Makedonya’nın Birleşmiş Milletlere üye olmasıyla ilgili olarak açıklamada bulunan dönemin Cumhurbaşkanı Kiro Gligorov, Makedonya’nın Makedon, Türk, Arnavut, Sırp, Rom, Ulah ve diğer milliyetlerin vatanı olduğunu söyler. Ancak gerçek olan, yeni anayasa ile Türklerin ve diğer milliyetlerin ikinci planda kaldığıdır.

Ekonomik Durum

Makedonya’da çalışan işgücünün dağılımı genel olarak şöyledir; % 2 madencilik, % 5,5 dericilik, % 14,5 gıda, %15 tarım, % 27 Tekstil, % 36 ticaret, turizm, esnaflık, küçük ölçekli işletmeler, bankacılık ve diğerleri.

Makedonya’da istihdam ve yatırımların yetersizliği, insanların alım gücünün olmaması, işsizliğin fazla olması gibi etkenler insanların farklı ülkelere gitmesine yol açmaktadır. Ekonomik ihtiyaçlarla birlikte gündeme gelen bu hareketlilikte Türkler de vardır. Ülkedeki ekonomik dengenin kurulmasında dış yardımların kayda değer katkısı olmakla beraber yetersizdir.

Batı Makedonya Türkleri, ziraat, hayvancılık, ticaret, plastik kapı ve pencere üretimi, mobilyacılık, pastacılık, kebapçılık, pazarcılık, taksicilik vb. işlerlerle uğraşmaktadırlar. Ayrıca çok az bir kısmı da devlet işinde çalışmaktadır. Doğu Makedonya Türkleri ise daha ziyade odunculuk, ziraat ve hayvancılıkla uğraşmaktadırlar.

Eğitim

Tarihi süreç içerisinde Türklerin eğitim ve bilime ne kadar önem verdikleri bilinmektedir. Dil ve Tarih alanında çalışmaları olan, Üsküp Pedagoji Fakültesi öğretim üyesi Yusuf Hamzaoğlu; ‘Makedonya’daki Türkçe eğitimin 5. yüzyıl başlarından beri var olduğunu’ söyler. Ancak 500 kusur yıl devam eden Osmanlı Dönemi dışında, her yönden asimile edilmeye çalışılan yada göçe zorlanan Balkan/ Makedonya Türklerinin Türkçe eğitim görmesini zorlaştırdığını unutmamak gerekir. 1944 yılından sonra Türkçe eğitime hak kazanan Türkler için Makedonya Meclisi'nde 15 Şubat 2007 yılında yapılan yasal düzenleme ile 21 Aralık tarihi Makedonya'da “Türkçe Eğitim Bayramı” olarak Türklerin resmi bayramı statüsünü kazandı.[6]

Eğitimde dikkati çeken gelişmeler; 1963–64 öğretim yılında Üsküp Pedagoji Akademisi’nde, 1976–77 öğretim yılında Üsküp Filoloji Fakültesi’nde Türk Dili Edebiyatı Bölümlerinin açılması ve bunlar arasında en önemlisi olan 2014 yılında Makedonya’da ve Bakanlar’da Yüksek Őğrenim düzeyinde Balkanlar’da Türkçe eğitimin tarihi bir projesi olarak, Türkçe eğitim veren tek Űniversite olan Uluslararası VİZYON Üniversitesi’nin açılıp faaliyete geçmesidir.

İlköğretim

Makedonya Cumhuriyeti anayasasına (madde 44.) göre; Makedonya vatandaşlarının ana dilleriyle ilköğrenim (lise öğrenimi dâhil) görme hakları vardır. Anayasa ile teminat altına alınmış olmasına rağmen, Türklerin anadille eğitim hakkına bütün Makedonya’da ulaşmış oldukları söylenemez.[7]

Ancak eğitim konusundaki sorunların Doğu Makedonya’da daha fazla olduğunu belirtmek gerekir. Genelde Türkçe Öğretim 1’den 4’e kadardır. Bu yörenin 78 yerleşim yerinde yaşayan Türk öğrenciler, 5’ten 8’e kadar Makedonca okumak zorunda kalıyorlar.

2006’da Gostivar Belediyesi, belediye sınırları içerisindeki okulların isimlerinin değiştirilmesiyle ilgili çalışmalar doğrultusunda, Türklerin yoğun olarak eğitim gördüğü “Petre Yovanoski” Merkez İlkokulu’nun “Mustafa Kemal ATATÜRK” olarak değiştirilmesi kararını aldı. Makedonya çapında toplam 56 ilköğretim okulunda 2015/2016 okuma yılı istatistiklerine dayanarak 8350 ğrenci Türkçe eğitim almaktadır.

Lise Eğitimi

Anayasa gereği olarak, Türkçe eğitim veren Lise ve Mesleki Lise düzeyinde Makedonya’da 11 lisede Türkçe eğitim yapılmaktadır. Üsküp’te düz lise ve mesleki lise, Gostivar’da düz lisede 3 sınıf mesleki lisede 2 sınıf, ekonomi lisesinde 1 sınıf ve teknik lisede bir sınıf ile Kalkandelen’de bir mesleki tıp lisesinde türkçe eğitimin olduğu görülmektedir.

2001 yılında TDP ve bazı sivil toplum temsilcileri; Ohrid’de Türk lisesi, Üsküp’te Sağlık ve iktisat lisesi açılması, eğitim, öğretmen sorunlarının halledilmesi yönünde girişimlerde bulundular. Bu girişimin ardından Struga ve Radoviş’te Türkçe lise sınıfların açıldığı görülür. Ayrıca 2004’te Üsküp’te Stefan Dimov Lisesine bağlı Türkçe İktisat sınıfı açıldı. 2015-2016 okuma yılı istatistiklerine dayanarak Makedonya’da lise düzeyindeki okullarda Türkçe eğitim alan öğrenci sayısı 3500 civarındadır.

Yüksek Öğrenim

Makedonya’da yüksek öğrenimdeki eğitim dili Makedoncadır. 1963–64 öğretim yılında Üsküp Pedagoji Akademisi’nde, 1976–77 öğretim yılında Üsküp Filoloji Fakültesi’nde Türk Dili Edebiyatı Bölümleri açıldı. Bunların yanında 2014 yılında Gostivar’da Makedonya Bakanlar Kurulu kararı ile açılan ve faaliyete geçen Uluslararası VİZYON Üniversite’sinin açılmasıyla Makedonya’da Türkler Yüksek Öğrenim düzeyinde Türkçe eğitime ilk defa kavuşmuş oldular.

Dil

Makedonya’da yaygın olarak kullanılan dil, Batı Rumeli Türkçesidir. Yalnız Güneydoğu Makedonya’da yaşayan Yörüklerin günümüz Türkçesine en yakın olduğunu belirtmek gerekir. Ayrıca istatistiklere göre anadilden başka Türkçe bildiğini söyleyen kişi sayısı 23–25.000 civarındadır. Bunların bir kısmı Türkler ile aynı yerde yaşadıklarından bir kısmı da değişik vesilelerle (eğitim, ticaret vs.) Türkçe biliyorlar.

Yüzyıllar boyunca bölgede devam eden Türk hâkimiyetinin Türkçenin yaygın bir dil olmasına imkân verdiği tarihi bir gerçektir. Balkan milletlerinin dillerinde Türkçe kelimelerin sayısı bir hayli fazladır. Örneğin; Sırpçada, Makedoncada belirli bir sayıda Türkçe kelimenin varlığından bahsedilir.

1995’te getirilen yerel yönetimler yasasıyla azınlıkların dilinin resmen geçerli olabilmesi için % 20 baraj şartı getirildi.

Makedonya’da edebiyat alanında Osmanlı döneminden beri pek çok edebi kişiliğin yetiştiği bilinmektedir. Veysi Üskübi, İshak Çelebi, Aşık Çelebi, Garibi, Hayali bunlardan sadece bir kaçıdır. Ayrıca Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın önemli isimlerinden Yahya Kemal Beyatlı, Cenap Şahabettin de Makedonya Türklerindendir.

1946 yılında Birlik gazetesinde Mustafa Karahasan’ın yayınladığı ‘Hapishanede Bir Gece’ adlı yazısı Makedonya Türk Edebiyatı’nın ilk örneklerindendir. Politik, toplumsal, ulusallık, Türkiye, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı vb. konuların işlendiği Makedonya Türk Edebiyatı’nın ilk dönem yazarlarından bazıları şunlardır: Mustafa Karahasan, Süreyya Yusuf, Şükrü Ramo, Necati Zekeriyya, İlhami Emin, Fahri Kaya, Avni Engüllü, Sabit Yusuf vb.

Makedonya Türk Edebiyatının gelişiminde önemli bir rol oynayan Birlik Gazetesi, Sesler, Tomurcuk ve Sevinç dergilerinin yayınının sona ermesi büyük bir kayıptır. Ancak her şeye rağmen öykü ve şiirde yoğunlaşan Makedonyalı Türk Edebiyatçılar, bazı zorluklara rağmen Türk Edebiyatını canlı tutmaya gayret göstermektedirler. Bu doğrultuda son 11 yıldır sürekli olarak “Yeni Balkan” gazetesini anmamız gerekir. Buna ilaveten, 15 yıldır HİKMET adı altında Gostivar’da yayınlanan İlmi Araştırma dergisinin de çok önemli bir boşluğu doldurduğunun altını çizmek gerekir.

Sivil Örgütlenme (Sivil Toplum Kuruluşları)

Balkanlarda baş gösteren Bosna, Kosova ve Makedonya’daki gelişmeler bölgedeki yabancı STK’ların faaliyetlerini arttırmalarına neden oldu. Bu bağlamda Makedonya’daki Türk STK’ları aralarında Türkiye’nin de bulunduğu diğer uluslar arası STK’larla işbirliği içinde olmaya başladılar.  Bunlar arasında Türkiye Merkezli Anadolu Kalkınma Vakfı (AKV) ve Makedonya Türk Sivil Teşkilatları Birliği (MTÜSİTEB)’de bulunmaktadır.

Kültürel, sanatsal, toplumsal alanlarda ve Türklerin bilinçlenmelerinde faaliyette bulunan Sivil Toplum Kuruluşlarından bazıları şunlardır; Makedonya’da-Gostivar’da resmi olarak ilk kurulan dernek olarak ‘ADEKSAM’ ve ‘MATÜKAT’ gibi,  Üsküp’te ‘Köprü’, ‘Ensar’, Makedonya Türkçe Medya Geliştirme Derneği (MTMGD), MATİB (Makedonya Türk İşadamları Birliği) ve ‘Türk Öğretmenler Derneği’, Ohrid’de ‘Karabey Mahalle Derneği’, Çalıklı’da ‘Bahar’, Konçe’de ‘Karacaoğlan’, Radoviş’te ‘Yeni Hayat’, Buçim’de ‘Aşık Veysel’, Ustrumca’da ‘Kardeşlik’, Radoviş’te ‘Zeyni Bey’, Dedeli’de ‘Ufuk’, Resne’de ‘Kardeşlik’ ve ‘Niyazi Bey Eğitim Kültür Sanat ve Spor Derneği (NEKSAD)’ Struga’da ‘Gönül’, ‘Hayat’, Vrapçişte’de ‘Millenium’, Gostivar’da ‘Şevkat’, ‘Genç Kalemler’ ‘Namik Efendi’ gibi.

Abdülhakim Hikmet Doğan Eğitim, Kültür ve Sanat Merkezi (ADEKSAM):

Makedonya Türklerinin Toplumsal hayatta ve özellikle eğitim, kültür ve sanat alanında daha iyi bir seviyeye çıkartılması amacıyla 1997 yılında Gostivar’da kuruldu. Makedonya’da Türkçe eğitimi teşvik ve geliştirmek de ADEKSAM’ın hedeflerinden biridir. Bu bağlamda anaokullarından başlayarak ilkokul, lise ve üniversite seviyesine kadar Türk eğitim sorunlarının incelenmesi ve bu sorunlar hakkında çözüm üretilmesine gayret gösterip burs dağıtımı da yapmaktadır. Bununla birlikte milli ve manevi kültürümüzü tanıtmak amacıyla değişik panel ve konferansların düzenlenmesi, Matematik, Kimya, İngilizce ve Türkçe kurslarının düzenlenmesi gibi etkinlikler de gerçekleştirilmektedir.

SONUÇ

Makedonya’daki Türk Hâkimiyetinin sona ermesinden itibaren dil, din, eğitim, sosyal ve siyasal örgütlenme vb. hususlarda çeşitli zorluklara katlanan Makedonya Türkleri bugün, atalarının doğduğu bu topraklarla, ‘anavatan’ olarak düşündükleri Türkiye arasında sıkışıp kalmışlardır.

Makedonya Devleti; sosyal, siyasal yaşamını Makedon ve Arnavutlara göre düzenlemek suretiyle Türkleri ve diğer milliyetleri görmezlikten gelmektedir.

Türkiye açısından, Türkiye dışında Balkanlar’da yaşayan Türklerle ilgili farklı politikaların farklı eğitim, kültür ve siyasi politikaların üretilip, Balkanlar’da Türk nüfusunun oralarda kalıp Türkiye’ye göç etmemesi için çok yönlü siyasi, iktisadi ve kültürel adımların atılması son derece önemlidir. Makedonya Türklerinin sorunlarının, asimilasyon ve göçe neden olacak oluşumların engellenmeye çalışılması, hak ve özgürlüklerin yeterince uygulanması için Türkiye kurumlarının, Makedonya’daki Türk yerel teşkilatlarıyla ve temsilcileriyle devamlı diyalog içerisinde bulunmasının önemi son derece büyüktür.

Atalarımızdan kalan eserlerin korunması, Türk ve Türkçe varlığının devamı, manevi benliğimizin korunması için özelde Makedonya genelde ise Balkan Türkleri ile ilgili ilgilenecek araştırma merkezlerinin veya Balkan Enstitülerinin kurulup faaliyete geçirilmesi son derece önem arzetmektedir.

KAYNAKÇA

http://makturk.com/turklerin-balkanlara-gocu-defterlerde-yazilidir/ 07.07.2017, 10:11

Bayur, Yusuf Hikmet; Türk İnkılap Tarihi, C.1, Kısım 1, T.T.K., Ankara 1963

HOCA, Prof. Dr. Fadıl (Proje Koord.); Makedonya Devlet Organlarında, Kamu Kuruluşlarında ve Eğitim Sisteminde Türklerin Katılım Oranı İle İlgili Mukayese Çalışması, Abdülhakim Hikmet Doğan" Eğitim Kültür ve Sanat Merkezi. (ADEKSAM), Gostivar 2001.

HOCA, Prof. Dr. Fadıl; Makedonya Türk Eğitimindeki Sorunlar ve Çözüm Önerileri, HİKMET Dergisi, 2007, s.121-131

Ülker, Çiğdem; Makedonya Türk Öyküsünde Kimlik Sorunu, Kültür Bakanlığı, Ankara 1998

Yaşar, Abdurrahman; ''Bağımsız Devlet Olduktan Sonra Makedonya'da Genel Durum ile Türklerin Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Durumları'', Makedonya'da Rumeli Türklerinin Tarih ve Kültürleri Panelleri ve Konferansı (Mayıs, Aralık 1995 ve Mayıs 1996), İzmir Mak. Göç. Kültür ve Dayanışma Der. İzmir 1996

 

[2] Yusuf Hikmet Bayur; Türk İnkılap Tarihi, C.1, Kısım 1, T.T.K., Ankara 1963, s.164.

 

[3] Abdurrahman Yaşar; ''Bağımsız Devlet Olduktan Sonra Makedonya'da Genel Durum ile Türklerin Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Durumları'', Makedonya'da Rumeli Türklerinin Tarih ve Kültürleri Panelleri ve Konferansı (Mayıs, Aralık 1995 ve Mayıs 1996), İzmir Mak. Göç. Kültür ve Dayanışma Der. İzmir 1996, s. 68.

[4] Prof. Dr. Fadıl Hoca, Makedonya Türk Eğitimindeki Sorunlar ve Çözüm Önerileri, HİKMET Dergisi, 2007, s.121-131

[5] Çiğdem Ülker; Makedonya Türk Öyküsünde Kimlik Sorunu, Kültür Bakanlığı, Ankara 1998, s. 17.

[6] Fadıl HOCA (Proje Koord.); Makedonya Devlet Organlarında, Kamu Kuruluşlarında ve Eğitim Sisteminde Türklerin Katılım Oranı İle İlgili Mukayese Çalışması, Abdülhakim Hikmet Doğan" Eğitim Kültür ve Sanat Merkezi. (ADEKSAM), Gostivar 2001.

[7] Çiğdem Ülker; a.g.e., s.13.

     Nimet TUNA - Elif HOCA

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İsveç'in resmi Twitter hesabı Türk öğrenciye emanet
İsveç'in resmi Twitter hesabı Türk öğrenciye emanet
Silahsızlanma Konferansının dönem başkanı Türkiye oldu
Silahsızlanma Konferansının dönem başkanı Türkiye oldu