Z.Abidin Toprak
Z.Abidin Toprak
Giriş Tarihi : 07-01-2016 23:44

KAÇINILMAZLIK

Evrenin yaratılması kaçınılmaz mıydı ? Kaçınılmaz olması halinde mevcut şekliyle yaratılması kaçınılmaz mıydı? İlk soruya verilebilecek cevap için, öncelikle`; “neden evren yaratıldı” sorusunu irdelemek gerekiyor. Evreni var olmaya mecbur eden etken neydi? Daha önce hiç yokken, neden var oldu? Ancak, fizik biliminin neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde bunlara cevap vermek  olanaksız görünüyor. Çünkü bütün nedenler  varlığın mevcut olduğu ortamda sorulabilecek bir nitelik göstermektedir. Halbuki evren yaratılmazdan önce Allah hariç hiçbir şey var olmadığından evrenin var olmasını gerektirecek hiçbir neden de bulunmuyordu. Evrenin sonsuzdan beri var olmadığı, 13,7 milyar yıl önce sıfır hacimden devasa bir enerji patlamasıyla yoktan var olduğu bu gün artık çok kesin bir şekilde bilinmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus evrenin var olma nedeni için fiziki etkilerin mi, yoksa fizik dışı etkilerin mi baz alınması gerektiğidir. Evren yaratılmazdan önce kuşkusuz her hangi bir fizik kuralından da söz etmek mümkün değildi. Dolayısıyla fiziki etkinin olmadığı bir durumda evrenin var olmasına dair fiziki bir neden oluşturmak imkânsızdır. Geriye kalan tek seçenek evrenin Allah tarafından yaratılmış olduğudur. Allah, evreni yaratıp yaratmama konusunda özgür olduğuna göre evrenin Allah tarafından yaratılması bazında bir kaçınılmazlık söz konusu değildir. Ancak sonuç itibariyle evren yaratılmış olduğu için evren ve beraberinde var edilen fiziki etkiler bazında bir kaçınılmazlık söz konusudur. Bilim insanları, evrenin nasıl yaratıldığına ilişkin son derece önemli veriler elde etti. Artık yaratılışın ilk saniyesinin milyarda biri gibi bir zaman kesri içinde neler olup bittiğine dair bir çok bilgi elde edilmiş durumdadır. Ancak evrenin neden yaratıldığına ilişkin en küçük bir veri bile elde bulunmuyor. Doğal olarak evrenin neden yaratıldığına ilişkin soruya cevap teşkil edebilecek her argüman fizik konusunun dışında tutuluyor. Evrenin yaratılışına neden teşkil edebilecek fiziki bir etki tespit edilse dahi bu tespit, evrenin yaratılış zamanını daha erkene almanın dışında hiçbir şeyi değiştirmeyecektir.

İkinci soru, yani evrenin mevcut şekliyle yaratılmış olmasının kaçınılmaz olup olmadığına ilişkin konu daha karmaşıktır. Şüphesiz burada da konuyu fizik içi ve fizik dışı olmak üzere iki ayrı ölçüden cevaplandırmak gerekecektir. Allah evreni yaratıp yaratmama konusunda nasıl özgür ise bunu mevcut şekliyle veya daha başka bir şekilde yaratması konusunda da özgür olduğundan Allah’ın yaratması bazında evrenin mevcut şekli kaçınılmaz değildi. Allah dileseydi evreni mevcut fizik kuralları çerçevesinde değil, daha başka kurallarla ya da kuralsızlıklarla da yaratabilirdi. Ancak evren bir şekilde yaratıldıktan ve işleyişi belli fizik kurallarına bağlandıktan sonra ayrıca bu kuralların dışına çıkmak olanaksız olduğundan evrenin mevcut hali bazında bir kaçınılmazlık söz konusudur. Evrenin mevcut şeklinin kaçınılmaz olup olmadığı noktasında henüz bilim insanların üzerinde ittifak ettikleri tek bir görüş mevcut değildir. Evrenin mevcut şekli derken elbette çeşitli geometrik şekiller akla gelmemelidir. Evrenin mevcut şekli, varlık envanteri ile bunları birbiriyle irtibatlandıran fizik kuralları bütünüdür. Yani fizik kuralları ve mevcut varlık unsurları çerçevesinde oluşan değişikliklerin hiçbiri evrenin mevcut şeklini değiştirmemektedir. Ancak, toplam varlık miktarında ve fizik kurallarının dışında olmak üzere oluşabilecek bir azalma veya çoğalma mevcut şekli ihlal anlamına gelecektir ki bu da olanaksızdır.

Işığın saniye içinde uzay boşluğunda aldığı mesafe miktarı gibi evrenin göreli olmayan temel sabitlerinden biri de evrenin simetrik olmasıdır.  Buradaki simetri, şekilsel veya fraktallar şeklindeki geometrik şekillere ilişkin simetriler değildir. Evrenin simetrik oluşu, fizik kurallarının evrenin her yerinde ve her zaman aynı olması anlamındadır. Bir karadeliğin içindeki fiziksel kurallar alışageldiğimiz fiziksel kurallardan farklı olsa da evrenin her neresinde ve hangi zamanda bir karadelik oluşursa oluşsun onun içindeki fiziksel kurallar da yine hep aynı olacaktır. Işık, bir cismin içinde hareket ederken hızı yavaşlıyorsa bu durum evrenin her yerinde hep aynıdır. Yani fizik, hiçbir zaman yeni bir anayasa veya kanun çıkarmaz, ödün vermez ve hiçbir şekilde evrimleşmez. Başka bir deyişle tercih kullanma yeteneğine sahip değildir.(Her ne kadar bazı bilim insanları elektron gibi bazı parçacıkların tercih kullanma özelliğine sahip olabileceklerini, çünkü hiçbir neden yokken elektronların bazen yörünge değiştirdiklerini ve bu değişimlerin periyodik olmadığını ileri sürmüşlerse de  bunun periyodik olup olmadığının kanıtlanması için elektronların üzerinden geçen yaklaşık 13,7 milyar yıl, gerçekleşen  bu tür hareketlerinin kendini tekrar edip etmediğinin anlaşılmasına neden olabilecek yeterlilikte bir zaman olmayabilir. Elektronların kendilerine özgü bir iç yapılarının olmadığı biliniyor ancak tercihsel gibi görünen hareketlerin nedeni ilk yaratılma anında da saklı olabilir. Nihayette bir tercih söz konusu olsa bile bu tercihin de bir nedeni olmalıdır.) Dolayısıyla fizik kuralları süreç içinde at değiştirmeyeceğinden, evrenin mevcut halinin kaçınılmaz olup olmadığını nerede aramak gerekiyor? Öyle görünüyor ki evrenin farklı seçeneklerde oluşma şansının var olabileceği tek yer, evrenin yaratıldığı “ilk an” olmalıdır. Yani yokluğun henüz bitip varlığın henüz başladığı teğet anında aramak gerekiyor. Bu ilk zamana “Planck Zamanı” deniyor. Planck zamanı öyle küçük bir zaman dilimidir ki zamanın bölünemeyen ve içinde ancak tek bir olayın gerçekleşebileceği bir miktarı ifade eder. Bu miktarın değeri bir saniyenin ,  10−43’ te biri kadardır. İşte evrenin bu günkü temeli o ilk Planck zamanında atıldı. Yani yaklaşık 13,7 milyar yıl önce sıfır hacimli bir noktadan (aslında nokta da yoktu) çok muazzam bir patlama şeklinde (Big Bang – Büyük Patlama)var olan evren, neden – sonuç ilişkisi içinde bu günkü durumuna geldi. Peki o ilk kritik anda bir şeyler ters gitseydi daha farklı bir evrenle karşılaşabilir miydik? Aslında Planck zamanda iki ayrı olayın gerçekleşmesi mümkün değildir. Çünkü bu ilk erken zamanın miktarı o kadar küçüktür ki ne kadar küçük olursa olsun iki ayrı olayı ardışık şekilde gerçekleştirmesine imkân bulamaz. Dolayısıyla evrenin temeli için bu ilk anda ancak tek bir tercihin gerçekleşme şansı mevcuttur. Fakat bu açıklama kaçınılmazlık sorununu çözmüyor. Çünkü gerçekleşen tek bir seçenek olmakla beraber evvelinde sanal olarak sonsuz seçenek bulunmaktaydı. (Buradaki seçeneklerin sanal olarak ifade edilmesinin nedeni, her seçeneğin bir tasarıma bağlı olmasındandır. Varlığın henüz olmadığı bir durumda ne sayı ne de seçeneklerden söz edilebilir.) Peki bu sonsuz sanal seçenekten tek bir tanensin (mevcut evrenin şekli) seçilmesinin nedeni neydi? Sonsuz seçenekler içinden bir  başkası seçilebilir miydi? Aslında sonsuz seçeneklerden hiçbiri evren içi seçenekler değildi. Çünkü zaten henüz evren yoktu.  Dolayısıyla seçenek tercihini evrende ve fizikte aramak fiziksel olarak olanaksızdır. Gerçekleşen mevcut seçeneği evren dışı bir güçte aramak gerekiyor.  Yani evren dışı güç tarafından evreni var etme startı verildikten sonra kaçınılmazlık başlamış oluyor. Böylece tek seçenekli kaçınılmazlık, evren öncesinde tasarlanarak evrenle birlikte var edildi. Eğer paralel evrenler varsa aynı mantık her biri için ayrı ayrı geçerli olacaktır.

Bundan yaklaşık 13,7 milyar yıl önce evrenimiz, akıl almaz büyük bir enerji patlamasıyla yokluğun içinden var oldu. Bu varlığın içinde uzay, zaman, madde ve enerji de bulunuyordu. Patlamanın şiddetiyle hepsi var olma yerinden genişleyerek püskürdü.  Bu var olma noktasının  neresi olduğu hep merak edilir. Halbuki 45 milyar ışık yılı çapındaki evrenin her noktasında gerçekleşti. Çünkü içinde madde ve enerjinin bulunduğu bu günkü uzayın her noktası aynı yerdi. Hepsi bir arada sonsuz bir sıkışma içinde hep aynıydı. Planck zamanının ardından (10−43 saniye sonra) evrenin sıcaklığı 1032 Kelvin düzeyindeydi. Bu sıcaklık güneş merkezinin on trilyon kere trilyon katından çok daha fazlaydı. Zaman geçtikçe evren genişledi ve sıcaklığı düştü. Evrenin üstünden bir saniyenin yüz binde biri kadar bir zaman geçince sıcaklık da bir hayli düşmüş ve yaklaşık 10 milyon Kelvin’e inmişti. Bu süreye kadar her şey iç içe ve homojendi. Yani her şey tek bir şeydi. Dört ana kuvvet (Güçlü ve zayıf nükleer kuvvet, elektro manyetik kuvvet ve kütle çekim kuvveti) tek parça halindeydi (Büyük Birleşik Kuvvet) Bunun yanı sıra plazma ve fizik kurallarının çoğu bu süre içinde oluştu. Ancak bu süreden sonra en hafif elementlere ait (Helyum, Hidrojen) atomların çekirdeklerinde bulunan nötron ve protonların iç yapılarının (kuarkların) var olabilme şartları oluştu. Nihayet evrenimiz üç dakika yaşına geldiğinde sıcaklık bir milyar dereceye kadar inmiş ve en hafif elementlerin çekirdekleri oluşmaya başlamıştı. Sonraki birkaç yüz bin yıl boyunca oluşum sürecinde bir duraksama oldu. Bu zaman içinde evren hep genişledi ve soğumaya başladı. Yeteri derecede soğuyan (birkaç bin derece) evrende elektronların hızında yavaşlama başladı ve çekirdeklerin onları yakalayabilmesine imkân oluştu. Nihayet çekirdeklerin, elektronları yakalamasıyla ilk Helyum ve Hidrojen atomları oluştu. Bu son derece önemli bir dönemdi. Çünkü ilk defa maddenin en küçük sistemi oluşmuş, etraftaki elektronlar çekirdeğe bağlanmış, ortam, elektron bulutunun bulanıklığından şeffaf ve berrak bir görünüme evrilmişti. Fotonlar, parçacıklara çarpmadan rahat yol alabiliyor ve evren görünür hâle geliyordu. Bir milyar yıl sonra kütle çekim kuvvetinin etkisiyle topaklanan gaz ve madde kümeleri bir araya gelerek galaksileri oluşturdu. Galaksilerin içinde yıldızlar ve daha sonra gezegenler oluştu. Evrenimiz yaklaşık 8,7 milyar yıl yaşına geldiğinde Güneşimiz oluştu. Güneşten yaklaşık beş yüz milyon yıl sonra da Dünyamız oluşmaya başladı. İlk insanların Dünyaya ayak basması ise Dünyanın oluşumundan yaklaşık 4,4 milyar yıl sonra gerçekleşti. Evrenimiz bu günkü yaşı itibariyle yaklaşık 200 milyar galaksiyi barındırıyor. Ortalama bir galakside bulunan yıldız sayısı da yaklaşık 200 milyar adettir. Yıldızlara bağlı çok sayıda gezegen, gezegenimsi, uydu ve gök taşları bulunuyor. Güneş sistemimizde 8 gezegen, beş gezegenimsi, bunlara ait 172 uydu ve milyarlarca küçük çaplı gök cismi bulunuyor. Dünyamızın tek uydusu Ay’dır ve insanların dünyanın dışında bastıkları tek yerdir.

Evrenimiz ilk patlamanın etkisiyle hâlâ genişlemeye devem ediyor. Uzayın genişliği bu gün itibariyle yaklaşık 45 milyar ışık yılına ulaşmış durumdadır. Evrenin çevresinde bir tur atmak için gereken zaman, saniyede 300 bin kilometre hızla gidilmesi kaydıyla 141 milyar yıldır.  Ancak 141 milyar yıl içinde evren çok daha fazla genişleyecektir. Çünkü özellikle evrenin en dışında bulunan galaksi ve gök cisimleri neredeyse ışık hızına yakın bir hızla kaçışıp uzaklaşmaktadır. Eğer şu dakika itibariyle bizden 20 ışık yılı uzaklığında bulunan bir gezegende bulunuyor olsaydık ve Dünyamızı çıplak gözle ayrıntılı olarak görebilseydik 20 yıl önceki geçmişimizi canlı ve hareketli olarak izleyebilecektik. Disk biçimindeki Samanyolu’nun çevresi bir milyon, kalınlığı ise bin ışık yılıdır. Samanyolu, Güneş ve Dünyanın hızları toplandığında biz Dünya üzerinde yaşayanlar, her saat yaklaşık 1.800.000 kilometrelik bir hızla  uzayda yol alıyoruz. Siz bu yazıyı bitirdiğinizde, ilk okumaya başladığınız yere göre uzayda yaklaşık 150 bin kilometre yol almış olacaksınız. Bütün bu sonuçlar ve 13,7 milyar yıl boyunca oluşan küçük veya büyük bütün olayların hepsinin fiziksel nedenleri vardır ve hepsi kaçınılmaz sonuçlardır.

Bütün bu oluşum sürecine ilişkin fizik kuramına Standart Kozmoloji Modeli deniliyor. Bu kuram, son derece ciddi ve disiplinli testlerden başarı ile çıkmıştır. Kozmolojik köklere ait kuramların başlangıcı Albert Einstein’in görelilik kuramına dayanıyor. Ancak Alexander Friedmann, Einstin’nin denklemlerini geliştirerek evrenin büyük patlamayla başladığını ve sürekli genişlediğini ortaya attı. Daha sonra Hubble, teleskoplarla yaptığı ayrıntılı gözlemlerle bunu doğruladı. Howard Robertson ve Arthur Walker tarafından Friedmann’nın çıkardığı sonuçlar disiplinli bir şekilde yenilenerek modern kozmolojinin temeli atıldı. Ancak standart modeli kesin şekliyle ispatlayan deney, Arno Penzias ile Robert Wilson tarafından gerçekleştirilen mikro dalga arka alan ışımasına ait sıcaklık tespiti idi. Yapılan deney sonucunda Büyük Patlama kuramında öngörüldüğü gibi evrende mikro dalga arka alan ışımasının mevcut olduğu ve yine kurama göre sıcaklığının mutlak sıfırın 2,7 derece üstünde olduğu büyük bir kesinlikle tespit edildi. Bu keşif, dünyanın en büyük keşiflerinden biri olarak kabul edilmektedir.  Daha sonra (1990) Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından yapılan ölçümlerde de tamamen aynı sonuçlar elde edildi.

Deneylerle ispatlanamayan mucizevi olayların haricinde evrene ilişkin tek fizik dışı olayın Big Bang (büyük patlama) olduğu görülüyor. Daha sonra 13,7 milyar yıl içinde gerçekleşen küçük veya büyük tek veya zincirleme olay, oluşum ve etkileşimlerin tamamı fiziğin neden sonuç ilişkisi içinde gerçekleşen kaçınılmaz süreçlerdi. Eğer bir gün evrenin genişlemesi durup sonra geriye doğru küçülmeye başlarsa, yani var olma ve genişleme süreci tersine evrilip evren üstüne çökerek yine sıfır hacimli bir noktaya sıkışır ve oracıkta yok olursa bu da kaçınılmazlık ilkesine tabi olacaktır. Öyle görünüyor ki;  uzay, zamanın ve fizik kurallarının dışına çıkmak nasıl mümkün değilse kaderin dışına çıkmak da öylece olanaksızdır.

 

Z. Abidin TOPRAK

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Galatasaray 69 34
  • 2 Medipol Başakşehir 67 34
  • 3 Beşiktaş 65 34
  • 4 Trabzonspor 63 34
  • 5 Yeni Malatyaspor 47 34
  • 6 Fenerbahçe 46 34
  • 7 Antalyaspor 45 34
  • 8 Atiker Konyaspor 44 34
  • 9 Alanyaspor 44 34
  • 10 Kayserispor 41 34
  • 11 Çaykur Rizespor 41 34
  • 12 Sivasspor 41 34
  • 13 MKE Ankaragücü 40 34
  • 14 Kasımpaşa 39 34
  • 15 Göztepe 38 34
  • 16 Bursaspor 37 34
  • 17 BB Erzurumspor 35 34
  • 18 Akhisarspor 27 34
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Frankfurt Başkonsolosluğunun
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Avrupa Olay Gazetesi 87.Sayı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA