Advert
TOPRAĞI SEVERSEK İNSANI DA SEVERİZ
Nihat Öner

TOPRAĞI SEVERSEK İNSANI DA SEVERİZ

Bu içerik 1676 kez okundu.
Advert

Nihat ÖNER

kalemyazar-@hotmail.com

Şehirlerimiz ve tüm şehirlerimize ev sahipliği yapan bir dünyamız var bizim. Bundan başka bir dünya da henüz keşfedilmedi. Savaş ve barışlarımıza tanık oldu yüzyıllarca dünya… Kan döküldü, canlar alındı hunharca. Çığlıkların kopup yüreğimize oturduğu, boğulacak gibi olduğumuz halde umutlarımızın küllerinden yeniden dirildiğimiz zamanları az yaşamadık.

Küheylan gibi sağa sola savrularak olanca hız ve hışımla dostluk ve kardeşliği tesis etmek için birileri her zaman vardı. Birileri kanımızda kaynayıp duran kin ve öfke ateşini soğutmasını her zaman için bildi. Birileri Türk, Arap ve Kürt demeden kardeşçe yaşama imkânımızın her zaman bulunduğunu hatırlatmaktan geri durmadı.

Dünya ne kadar küçük olsa da hepimizi kucaklamasını bilen geniş bir yüreğe sahipti. Zaman zaman sıkıntılı mecralarda aksakta yüzyıllarca sükûnet içinde birbirimize tutunarak yaşamasını bildik. Coşkumuzun ağına takılıp bize engel olamadı düşmanımız. Kardeşliğimiz kale gibi önümüzde dururken hasmane tutumlar bizi asla çeldiremezdi. Birileri bu gerçeği her zaman haykırdı. Biz puslu dünyamıza öyle bir gömülüşle batmıştık ki, birileri bu gerçeği suratımıza çarpmazsa göremeyecektik.

Şehirlerimiz sadece araçlarımızdan çıkan kirli havayı değil, yüreğimizden boşalan öfkeyi de temizlemesini ve insanlığın yaşam kalitesini diri tutacak şekilde ortamlar oluşturmasını bildi. Canlı bir beden gibi her defasında kendisini ortaya koyarak saldırıları püskürtmek istedi. Kahroldu günlerce belki aylar ve yıllarca… Dökülen her kandamlasında güller yetiştirerek insanlığa gülen yüzüyle seslendi, fakat duymadık.

Almanya’da, İngiltere’ de, Amerika’da, Rusya’da ya da başka bir ülkede. Afrika kıtasında Asya’da ya da Uzakdoğu’da… Dünyanın her tarafında yaşayan insanları düşünün. Düşünün göğüs kafesinde bir yürek taşıyan tüm varlıkları. Damarlarında kan taşıyan, sevinçleri ve hüzünleri bir bedende taşıyan insanları. Gelecek kaygısı yaşayan, umutları olan ve yarınlar için bir eser ortaya koymak isteyen her kesi… Şehirler nasıl yükseliyor bir bakın çatılarda boy gösteren bacalardan? Uçsuz bucaksız dağ yollarında uzayan ve kısalan hayallerinizi ekleyin bu mikyasa. Değişimi koymak isteseniz bu manzaraya, neresine daha çok yakışır sizce? Değişimi dünyanın hangi manzarasına koysak acaba?

Çocukların, yaşlı gözlerinde parlayan yıldızlara kurdukları ülkeye yolculuk var. Günahsız ve masum kalan bir orası… Kirlettik tüm şehirleri. Kirlettik şu cihanda neresi varsa. İnsanlığa yakışmayan tutumlarla ve asla affedilmeyecek ölçüde.

Dağlarımız vardı eskiden. Ovalarımız, nehirlerimiz. Her biri ne coşkun akardı. Fırat’tan Dicle’ye, Nil’e ve belki Kızıldeniz’e… Nereye uzasa yolunuz sizi bir kurt bile hoş karşılardı. Canavarlaşan insanlar kapladı şimdi her tarafı. Emin bir belde gösterin bana. Bağdat mı? Buhara mı? Basra mı?? Beyrut mu? Çin mi? Endülüs mü? Yemen mi? En emin beldeler ateş ülkesi oldu. Sinelerimizde yanan ateş daha bir harlı…

Kalemin de, harflerin de isyan ettiği zamanlar var. Bu kadar yükü nasıl kaldırabilirim dediği… İnsanlık öyle ağır buhranlar yaşıyor ki, bunun onca ağırlığın altında ezilen kelimelerin tüm kahrımızı taşımasını ve her zaman için çözümler üretmesini bekliyoruz. Beceriksizliklerimizin, kıskançlıklarımızın ve kirli arzularımızın faturası hep kelimeler ödetilir. Artık yeter. Yapıp ettiklerimizin varsa bir cezası bunu belki suskunluğa bürünerek ve derin tefekkürler ederek içimizin en dip noktalarına kadar düşünerek hal çaresi bulalım.

Alabildiğine geniş yeryüzünde güzel şehirlerimizin kalbinde kendimize göre bir yer bulmak hiç de zor değil. Bir gönül bağı kuralım toprakla. Toprağı seversek insanı da severiz. İnsanı seversek onu üzecek bir eylemde bulunmayız. Bizi yaratan Allah aşkına, onun nebisi Peygamber aşkına, yarınlarımızı karartacak ve yetişen yeni neslimizi içinden çıkılmayacak buhranlara sürükleyecek icraatlardan uzak duralım. Yıkan değil yapan olmak, kıran değil onaran olmaktır bize yakışan. Kelimelerin feryatları çınlıyor kulaklarımızda. Gözyaşlarının yağmur misali ıslattığı çehremizden yüzümüzü güldüren güller fışkırmayacak. Yüreklerimize kin tohumları ekilmeye devam ettiği sürece…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Almanya'da genel seçimin ardından
Almanya'da genel seçimin ardından
Almanya'da seçimin galibi Merkel
Almanya'da seçimin galibi Merkel