Advert
Sana yakışanı al, sana yakışanı iste
Ökkeş Toy

Sana yakışanı al, sana yakışanı iste

Bu içerik 1022 kez okundu.
Advert

 

Dergimizin yeni bir sayısıyla ellerinizde okunur olmanın, gözlerinizde gezinir olmanın, aklınızda yer bulmanın, dilinizde ses olmanın sevincini yaşıyoruz.

 

Yaşıyoruz yaşamasına ya keşke her mevsimi bahar tadında yaşayabilsek. Her mevsimi yaz akşamları gibi içimiz ısınarak, yüreğimiz hüzünlenmeden yaşayabilsek keşke. Meraklı gözlerle bakmanın ötesinde yaşayabilsek her mevsimi uçsuz bucaksız denizlerin dalgasında yelken açsak umutlarla güzelliklere. Gelecek umutlu ve mutlu yarınlara bir adımlık yol gibi, yiğitlik sevdalara bir yürek atışı gibi yakın olsak.

 

Günler yoğun, zaman ağır. Gökyüzüne bakamıyoruz kansız. Acısız, dertsiz, ayrılıksız yaşayamıyoruz yeryüzünde. Akıyor zaman ömrümüzden gün gün, an an, yıl yıl çoğalarak üstelik. Her alanda savaşı bol, ölümü çok, yarası derin günler yaşıyoruz. Bölgemiz savaş üssü. Bölgemiz bir kan gölü. Göç göç oluyor insanlık, umutlarını denizlerin derin sularına salarak. Terki diyar eyliyor hiç istemeden, dillerini bilmedikleri, kültürlerini bilmedikleri, huylarını bilmedikleri yerlere, yurtlara. Yakılan, yıkılan, yok edilen, yağma ve talan edilen yurtlarını, evlerini, yaşamlarını terk etmek, göç etmek zorunda kalıyorlar bu vahşi savaş yüzünden. Ve her yerinde bu dünyanın paylaşılamayan yoksulluklarıyla yoksullardır göç yollarına düşen.

 

Çünkü bu sistemde dünyanın hemen yer yerinde bilge insanların dediği gibi “vatan, barışta zenginlerin, savaşta fakirlerindir”. Savaşta ölüm yoksulların üstüne zimmetlidir. Aylin bebekle Miray bebek örneğinde olduğu gibi en çok çocukları vurur. Kiminin gül tenli bedenleri sahillere vurur, kiminin yıkılan kentlerin orta yerinde kurşunlara vurur. Ve bir de kadınları vurur kirli savaş en çok. Acılarıyla, yaralarıyla, hüzünleriyle, ağıtlarıyla, gözyaşlarıyla kadınları vurur. Gök kubbenin altında yerin yüzü çıplak bedenlerinde resmolur. Bazen Havva ana olur, bazen Taybet ana savaşın yüzü. Zengin zenginliğini arttırır bu savaşta, yoksul yoksulluğunu ve de ölümünü.

 

Bunun için savaşa en çok yoksullar karşı çıkmalı, barışı yoksullar istemeli. Barış onların ellerinde. Barış onların yüreklerinde. Barış onların onurudur çünkü. Barış en çok onlara yakışır. “kendine yakışanı al, kendine yakışanı iste, kendine yakışanla yaşa ey kardeşim” demek geçiyor içimden. Hele bu savaş Antep’in, kenti şehrimizin sınırlarında, bir adım ötesinde sürerken. Antep şehrimizin güzelliklerini tehdit ederken, huzurunu bozacak tehlikeleri kapımıza taşırken daha önemli. 

 

“Anetp’in etrafı da gül ile diken” türküsü geliyor aklıma. Bugün Antep’in etrafı ise kan ile revan. Her an her şey olabilir savaş ortamlarında, savaş dönemlerinde üstelik. Savaş insanların yaşamlarını tehdit eder her durumda. Kentler yakılır, yıkılır, yağma talan edilir tüm güzellikleriyle. Bunun için savaşa karşı durmak önemlidir. Zerdeli çekirdeği yenilen günleri unutmamalı.

 

Evet günler yoğun, zaman ağır. İçerde dışarıda havalar sert, kış ayazı yüzümüze vuran. Ama yüreğimizi sıcak, sımsıcak tutarak, umutlara tutunarak, yıldızlara koşar gibi kaşarak hayatın içinde yeni sayımızı sizlere ulaştırmanın sevincindeyiz yine de. 

 

Her sayımızda daha yoğun bir emekle, daha bir özenle, daha bir heyecanla sizlere ulaşmak istiyoruz. Her sayı da İçeriğini zenginleştirerek, düzeyini yükselterek, estetik olarak geliştirerek yayınlamak istiyoruz dergimizi. Türkiye’nin ve Avrupa’nın neresinde olursak olalım, Antepliler başta olmak üzere tüm halkımızın insanlığın ortak mirası olan değerlerini korumak, yaşatmaktır bütün çabamız. 

 

Bu sayımızda bu gelişmeyi görecek, okudukça hissedeceksiniz. Yerelden evrensele yürüyüşümüzün adımlarını duyacaksınız sayfalarımızda. 

 

Hepinize iyi okumalar. Bir sonraki sayıda buluşmak üzere sağlıcakla kalın. 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Efsane, Amansız Hastalığına Yenik Düştü
Efsane, Amansız Hastalığına Yenik Düştü
May'den 'anlaşmasız Brexit' açıklaması
May'den 'anlaşmasız Brexit' açıklaması