Advert
ESKİ BAYRAMLAR
Selma Acar

ESKİ BAYRAMLAR

Bu içerik 2230 kez okundu.
Advert

 

  • Eskiden samimi duygularla yaşadığımız, güzel anılar biriktirdiğimiz unutulmaz bayramlarımız vardı. Akrabalarımızı, dostlarımızı ziyaret etmenin ve onların da bizi ziyarete gelmeleri son derece mutluluk verici ve karşılıklı memnuniyetle sonlanan davranışlardandı
  • Bayramın ilk günü ailenin en büyüğü kim ise onun evinde toplanılır, sevinçle bayram namazından sonra yenilecek olan bayram yemeği için sofra hazırlanırdı. Ailenin erkekleri bayram namazını kılıp geldikten sonra, küçükler büyüklerin ellerini öper, çocuklara harçlıkları verilirdi. Sırada bayrama özel hazırlanan yemekleri yemek üzere kurulan sofrada buluşmak vardı. Çaylar kahveler içildikten sonra sıra gelirdi bayram ziyaretlerine. Bayram gezmesi adı altında yapılan bu ziyaretler, çocuklar açısından çok büyük mükâfattı. Çünkü çok keyif alarak harçlık toplarlardı. Giden gittiği yerin güler yüzünden memnun, gelen geldiği yerin samimi davranışlarından memnun, dolu dolu geçirilen bir bayram geleneğimiz vardı. Bu yüzden bayramları iple çekerdik. Bayram geliyor diye yapılan temizlikler bile eğlenceliydi. Heyecanla bayramı beklerdik. Benim çocukluğumun bayramları böyle coşkulu, sevgi ve samimiyet dolu anlardan oluştu.
  •  
  • Ancak şimdi bu teknoloji çağında yukarda saydığım hiçbir anı tadında yaşayamıyoruz. Bayram kutlamaları el öpmek yerine sms atılarak geçirilir oldu. Bazı yerlerde ziyaret geleneği yaşatılmaya devam etse de eski tadını bulamıyor. Zaten insanlar normalde de görüşmediklerinden, bayramda bile gidesi gelmiyor. Zorunlu ziyaretler halini alıyor. Kimsenin kimseyi görmeye tahammülü kalmadı artık. İnsanlar yalnız yaşamaya öyle alışmış ki, sadece ellerinde bir telefon onları tatmin etmeye yetiyor. Ayrıca bayram insanlar için artık tatil fırsatı oldu. Bayramda evinde duran insanlar azaldı. Yukarda bahsettiğim gibi sms ile ya da arayarak bayramlar kutlanıyor ve kimse kimsenin yüzünü görmüyor.
  •  
  • Bayramları bir miktar eskisi gibi yaşamaya çalışan insanlar ise ziyaretlerinde değişiklik yaptılar. Eskiden bayramlaşmaya sabahın erken saatlerinde çıkılırdı. Şimdi ise öğleden sonra gidiliyor. Çünkü bayram olduğu için erken kalkma geleneği de sona ermiş durumda... İstesek de erken gidemiyoruz artık. Öğleden sonra başlayan bayram ziyaretlerinde bile, gidilen yerde sanki rahatsızlık vermiş gibi bir hissiyata kapılıyor insan. Nedense o eski samimiyeti yakalayamıyoruz. Zaten uzak akrabalara da gitmeyi sonlandırmış durumdayız. Birinci dereceden büyüklerimizi ziyaretle bayramı tamamlar olduk. Amca, hala, teyze, dayı vs. dışına çıkmıyoruz. Onlara giderken bile bin bir zahmet ile gidiyoruz. Zaten bayram dışında da pek görüşmediğimizden, bayram ziyaretimiz bu yüzden uzun sürüyor.
  •  
  •  İnsanların hiç sabrı kalmamış artık. Neden böyle oldu. Büyüklerimizin hatırını almak bu kadar mı zorlaştı? Dünya işlerimize bu kadar mı boğulduk? Hiç kimseye vakit ayıramaz olduk. İnsanlar vaktinin olmadığından yakınır oldular. Zamanın bereketi kalmadı galiba. Modern dünya koşulları insanları yalnızlaştırıp kendi kabuğuna çekilmeye itti.
  •  
  • Bu modern gözüken, yalnızlaşmış dünyada, çocuklarımızın geleceğini neler bekliyor acaba? Bu konuda endişeli olduğumu itiraf etmeliyim. İnsan yetiştirmek çok zor… Hele ki günümüz şartlarında… Geleneklerimizi, göreneklerimizi unutmadan, az da olsa yaşatabilecek nesiller yetiştirmeliyiz. Geleceğimizin yalnızlaşmış, sanal âlemde yaşayan insanlardan oluşmasını engellemeliyiz. Çünkü birbiriyle iletişim kurmayan, halasını teyzesini tanımayan bir nesil ruhsal çöküntüye mahkûm olacaktır. Zorluklarda birlik olan, iyi günlerinde de sevincini paylaşabilen aileler yetiştirmeliyiz. Önce örnek olmakla başlayarak geleceğimizi kurtarabileceğimizin ümidini taşıyorum. Paylaşmak, birlik olmak önce ailemizin sonra da milletimizin en büyük dayanağıdır. Bunu gelecek kuşağa aktarmalı, onların da yalnızlaşmasını engellemeliyiz.
  •  
  • Mutlu dünya mutlu aileden gelir. Mutlu aile ise mutlu bireylerden oluşur. Mutlu bireyler yetiştirmek de biz ebeveynlere düşen en büyük görevdir. Bu görevi titizlikle yerine getirmek boynumuzun borcudur. Hesap günü geldiğinde Rabbimizin karşısına elimizden geleni yapmış bir vaziyette çıkmalıyız. Rabbim bizlere verdiği emanetleri hakkıyla koruyabilmeyi nasip etsin inşallah. 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
AB'den Yemen çağrısı
AB'den Yemen çağrısı
Başbakanı Merkel:
Başbakanı Merkel: "Planlarımda azınlık hükümeti kurmak yok