Bilgehan Pamuk
Bilgehan Pamuk
Giriş Tarihi : 04-12-2016 22:52

OSMANLILAR ZAMANINDA Ayntâb (GAZİANTEP) Şehİr Hayatında VakıfLAR

 

X. yüzyılda Müslüman Türk filozofu Farabi, el-Medinetu`l-Fazıla, yani erdemli toplum, ismiyle yazdığı eserinde, faziletli bir toplum meydana getirmek üzere erdemli devletin tasarımını oluşturmaya çalışmıştır. İnsanın varlığını sürdürebilmesi ve mükemmelleşebilmesi için yaratılıştan birçok şeye muhtaç olduğunu, bunları tek başına elde edemeyeceğini, yaratılışının gayesi olan mükemmelliğine ancak birbiriyle yardımlaşan birçok insanın bir araya gelmesiyle ulaşabileceğini vurgulamıştır.

Farabi, toplumları önce mükemmel ve eksik diye ikiye, mükemmel toplumu da üçe ayırmıştır. Mükemmel toplumlar büyük, orta ve küçük olmak üzere üç çeşittir. Büyük toplum, oturulabilir (ma`mûra) dünyanın bütünündeki milletlerin bir araya gelmesidir. Orta toplum, oturulabilir dünyanın bir parçasında tek bir milletin bir araya gelmesidir. Küçük toplum her hangi bir milletin oturduğu topraklar üzerinde tek bir şehir halkının bir araya gelmesidir. Bir köy halkının, mahalle halkının, bir sokakta oturanların, nihayet bir ev halkının bir araya gelmesi -ki bu sonuncu, en küçük bir birliktir- kusurlu, eksik bir toplumu meydana getirir. Mahalle ve köyün her ikisi de şehir için vardır; ancak köyün şehirle ilişkisi, ona hizmet ilişkisidir. Buna karşılık mahalle şehrin bir parçası olarak onunla ilişki içindedir. Sokak mahallenin, ev sokağın bir parçasıdır. Şehir, bir milletin yasadığı toprakların bir parçası; millet, üzerinde yaşanan dünyanın bütün toplumlarının bir parçasıdır.

Sosyal açıdan gelişmiş toplumların çekirdeğini meydana getiren şehir; siyasî, ekonomik, kültürel ve dinî açıdan faaliyetlerin en yoğun meydana geldiği mekândı. Tarım dışı mal ve hizmet üretilen ve bunları ya yakın çevresi ya da daha geniş alanda pazarlayan yerleşim birimi olarak tanımlanan şehir, Osmanlı kanunnâmesi’nde Cuma namazı kılınan ve pazarı olan bir yer olarak belirlenmişti.

Vakıflar, şehir hayatında ekonomik olduğu kadar sosyal açıdan da fevkalade önemlidir. Kelime anlamı olarak “alı koymak” ve “durdurmayı” ifade etmekle birlikte terim olarak menfaati insanlara ait olmak üzere bir malı, Allah’ın mülkü olarak kabul edip ebediyen alıkoymaktır. Hicretin ilk yıllarından itibaren faaliyet gösteren vakfın müessesesinin anlamı; gerek hayrat ve gerekse sosyal açıdan bir amacı gerçekleştirmek üzere tahsis olunan malların idaresidir. Vakıf; iktisadi anlamda, ferdi çalışma ve gayretle elde edilen imkânların ve mal varlığının gönül rızasıyla paylaşılmasını öngören hukuki bir sistemdir. Bu sistem bünyesinde her türlü hırs ve tamahtan uzak bir şekilde, şahsi mal varlığı, kamunun kullanımına aktarılmakta, böylelikle şahsi olanaklar kamu hizmetine dönüştürülmektedir. Burada faydacı felsefenin aksine, diğer insanların lehine, şahsin feragati ve fedakârlığı söz konusudur. Katılımcılık ve paylaşım ruhu egemendir. Zira toplumun huzuru sağlanmadıkça, bireyin mutluluğunun sürekliliğinden söz etmenin mümkün olmadığı düşünülmektedir. O halde vakıf, insanlığın mutluluğunu amaçlayan bir sistemler örüntüsüdür.

Vakıflar, şehirleri geliştiren ve şehre hizmet veren kurum olarak işlev görmüşlerdi. Osmanlı şehir yaşamında vakıflar, belirleyici bir role sahiplerdi. Şehirlerin imar ve iskânına ciddi katkı sağlarlardı. Vakıf müessesesi, genellikle merkezde cami ve çevresinde dinî, sosyal ve ticarî binaların oluşturduğu imaretler (külliye), imar ve iskân ile özdeşleşmişti. Şehirlerin yapılanmasında etkileri gibi şehir hayatının düzenli bir şekilde işlemesi için gereken kamusal hizmetlerin yerine getirilmesindeki etkileri göz ardı edilemezdi. Eğitim-öğretim, kültür, sağlık, güvenlik, ulaşım ve temizlik işleri gibi kamusal hizmetleri vakıflar tarafından görülmüştü. Netice itibarıyla vakıfların yaptıkları işlevler göz önüne alındığı zaman şehir hayatında toplumsal yapının oluşmasındaki payları, inkâr edilemez bir gerçekti.

Ayntâb, dinî, sosyal ve kamusal hizmetlerin vakıf müesseselerince yerine getirildiği ve köklü vakıfların olduğu bir şehirdi. Osmanlılardan önce Eyyubîler, Selçuklular, Memlûkler ve Dulkadırlılar döneminde inşa edilen eserler ve vakıfları, Osmanlı idaresi altında işlevlerine devam ederek halkın ihtiyaçlarını karşıladılar. 1536 - 1574 tarihleri arasında artan nüfusu ile dikkat çeken Ayntâb şehrinde imar ve iskân faaliyetleri neticesinde yeni vakıflar oluşturulduğu gibi, eskiden beri hukukî varlığı devam ettiren vakıflar da mevcut statülerini korudular. Vakıflar, şehrin fizikî yapısının oluşmasının yanı sıra sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda da gelişmesine katkı sağladılar.

Ayntâb şehri, Osmanlı öncesinde olduğu gibi, Osmanlı idaresi altında hem büyümesine hem de gelişmesine devam etmiştir. Şehrin gelişmesinde şüphesiz vakıf müesseselerinin katkısı yadsınamaz bir gerçektir. Vakıflar, şehirleri geliştiren ve hizmet veren kurumlar olarak işlev görmüşlerdi. Şehirlerin imar ve iskânına katkı sağlamışlardı. Şehirlerin fiziki yapılanmasında etkili oldukları gibi şehir hayatının düzenli bir şekilde işlemesi için gerekli olan kamusal hizmetleri yerine getirmişlerdi. Şehir hayatında eğitim-öğretim, kültür, sağlık, güvenlik, ulaşım ve temizlik işleri gibi kamusal hizmetler, vakıflar tarafından görülmüştür. Şehirle bireyin bütünleştiği hayat tarzı, vakıf müesseselerince oluşturulmuştur. Bireyin şehir yaşamı içerindeki gereksinimleri olan iaşe, ibadet, eğitim, tedavi, ölüm ve iş olanakları gibi ihtiyaçlarının karşılanmasında vakıf müesseseleri önemli rol oynamıştır.

Osmanlı döneminde Ayntab’da olduğu gibi şehirciliğe vakıf yoluyla yapılan katkı inkâr edilemez. Şahıslar kendi imkânlarıyla, imaret sitelerini meydana getirirken, kendisinden sonra eserine bir müdahale olmayacağı, kamuya yönelik olarak tasarladığı ve teşkilatlandırdığı hizmetin ebediyen süreceği inancına sahiptir. Kişilere bu kesin inanç ve güvenceyi veren şey, vakıf kurumudur. Zira her şeyden önce vakıflarda sonsuzluk ilkesi esastır. Vakfın idamesi, devletin koruyucu gücünün kanatları altındadır.

Vakıflar, sağladıkları hizmetlerle şehri şehir yapan temel kurum olmuşlardır. Ayntâb şehir hayatında da aynı anlayış doğrultusunda vakıf kurumunun oluştuğu ve şehrin imar ve iskânına ciddi katkılar sağladığı görülmektedir.  Ayntâb şehir hayatında dinî, sosyal ve kamusal hizmetlerin vakıf müesseselerince yerine getirilmişti. Osmanlılardan önce olan vakıf müesseseleri, Osmanlı idaresi altında varlıklarını sürdürerek halkın ihtiyaçlarına cevap vermişlerdi. XVI. yüzyılın sonlarına doğru demografik açıdan büyümesiyle dikkat çeken Ayntâb şehrindeki vakıflar, şehrin fizikî yapısının oluşmasının yanı sıra sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda da gelişmesine katkı sağlamışlardı.

Prof. Dr. Bilgehan Pamuk

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Galatasaray 69 34
  • 2 Medipol Başakşehir 67 34
  • 3 Beşiktaş 65 34
  • 4 Trabzonspor 63 34
  • 5 Yeni Malatyaspor 47 34
  • 6 Fenerbahçe 46 34
  • 7 Antalyaspor 45 34
  • 8 Atiker Konyaspor 44 34
  • 9 Alanyaspor 44 34
  • 10 Kayserispor 41 34
  • 11 Çaykur Rizespor 41 34
  • 12 Sivasspor 41 34
  • 13 MKE Ankaragücü 40 34
  • 14 Kasımpaşa 39 34
  • 15 Göztepe 38 34
  • 16 Bursaspor 37 34
  • 17 BB Erzurumspor 35 34
  • 18 Akhisarspor 27 34
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Frankfurt Başkonsolosluğunun
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Avrupa Olay Gazetesi 87.Sayı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA