Advert
 YERELDEN EVRENSELE DEĞİŞİM RÜZGÂRI
Ökkeş Toy

YERELDEN EVRENSELE DEĞİŞİM RÜZGÂRI

Bu içerik 1324 kez okundu.
Advert

                   

      Değişim Rüzgârı dergisinin yeni bir sayısıyla buluşmanın sevinicini paylaşarak yazıma başlamak istiyorum. Dünden bugüne, bugünden yarına taşınan bin rüzgârdır değişimin estirdiği. Dünde bugünü, bugünde yarını kurmak ve yenilemektir. Estetiksel eylemidir insanın, aynı zamanda bunu yakalamak ve üretmek, yeniden oluşturmaktır kültür. Sanatsal üretimdir. Yerelden evrensele üretimidir. İnsanların yaşadıkları ve ürettikleri yer, zaman ve mekân bu üretimlerini her zaman etkilemiş ve yönlendirici bir etken olmuştur. Değişik toplumsal maddi koşullar içinde yaşayan insanların kültürel üretimleri de bu anlamda doğal olarak değişik içerik ve özellikler taşır. Kültürleri yaşamak ve yaşatmak için atılacak her adım kendi değerlerimize, kültürel miraslarımıza sahip çıkmaktır.

        Kültür nedir? Ulusal kültür nedir? Evrensel kültür nedir? Bunlar arasındaki ayrım çizgileri nelerdir?

        Kültür nedir sorusunun yanıtı en kısa anlatımla, insanlığın tarihi boyunca yaşama ve yaşatma mücadelesinde yarattığı maddi ve manevi tüm değerlerin toplamı olduğudur. Resimden heykele, mimari yapıdan şiire, romandan bilimsel buluşlara, türküden müziğe, folklorik üretimden yazınsal üretime, kısacası insan emeğinin yarattığı, ürettiği hemen her şey, kültürel değerleri oluşturur. İnsan üretirken ve yaratırken estetiksel kaygı taşımalıdır. Ürettiği ve yarattığı her şeye estetik bir içerik ve biçim vermeyi önemsemelidir. Kültür bu değerlerin toplamıdır. Toplumsal içeriği, estetiksel biçimidir. Her toplumun kendine özgü kültürü olup, toplumun gelişim ve değişimine göre de kültürel gelişim ve değerler değişimi yaşanır. Tüm bu tarihsel süreçte yaratılan ve üretilen kültürel değerler, insanlığın kültür birikimini, insanın estetiksel gelişimini oluşturur. Ve kültür, insanlığın ortak değeri olduğu kadar, ortak mirasıdır. Biz insanlığı geliştiren, ileri taşıyan bu mirası savunmalı, korumalı, geliştirmeli ve yaşatmalıyız.

        Kültüre verilen yanıttan sonra evrensel kültür nedir sorusunu sormak gerekirse; bunun yanıtı aslında kültürün tanımında yer almaktadır. Kültürel değerler insanlık tarihi bakımından, insanlık ailesinin gelişimi açısından yerelden evrensele doğru uzanmakta ve onu içermektedir. Ulusal sınırları aşan, onu da içeren ama dar ulusal sınırları aşan, dar ulusal anlayışları, ayrımcılığı aşan, uluslar arası niteliği olan, evrensel değerleri oluşturan yaratımın, üretimin ve birikimin kendisidir. Evrensel kültür, dil, din, ırk farkı gözetmeksizin tüm insanlığın üretimini, yaratımını kapsar. “Ünü sınırları aşan” denilen, “bir dünya klasiği” olarak adlandırılan üretimlerin toplamı, birikimidir. Yerel ve ulusal değerler, kültürel yaratım ve üretimler evrenselliğin üzerinde yükseldiği zemindir. Yerelden evrensele doğru yürüyüşün, mücadelenin perspektifi aydınlatır bu kültürel değerlerin üretimi ve yaşatılması çabasını. Evrensel kültür insanlığın tarih boyunca, gelenekten geleceğe sahip olduğu en büyük hazinesidir. Bu hazinesine sahip çıktığı, koruduğu, yaşatıp geliştirdiği oranda insanlıkta ilerler. İnsanlığın gelişimini ileri taşır. Tek tek bireyler kadar, bundan da önemli olan toplumsal, sosyal kurumlar bunda önemli rol oynar. Onlara daha büyük sorumluluklar düşer.

        Ulusal kültüre gelirsek; adı üstünde ulusal içerik ve nitelikteki maddi ve manevi üretimin ve yaratımın kendisidir. Ulus olmanın ana unsurlarından biridir. Bir toprak bütünlüğü, ekonomik ve sosyal yaşam birliği, dil birliği, tarihi ve ruhsal şekilleniş birliği olan insan topluluklarından oluşan ulusların, kendi ulusal sınırları içinde, kendi ulusal özelliklerini ve özgünlüklerini yansıtan değerler toplamını oluşturur milli kültür. Ulusa kimlik kazandırır. Bir ulusu diğer uluslardan ayıran bir karaktere, niteliğe sahip olup, bunu yansıtır. Sanattan edebiyata, resimden müziğe, şiirden türküye, mimariden yaşam tarzı ve alışkanlıklarına bu ulusal özgünlük ve ayrıcalık yansır.

        Ülkemizden ayrı, doğduğumuz topraklardan ırak yaşarken, insanlık kendini var eden, şekillenmesinde önemli bir yer tutan kültürel dokusunu, kültürel yaşam tarzını, tartışma kültürünü, düşünüş biçimini, gelenek ve göreneklerini beraberinde taşır. Onun izlerini sürer, onun etkisinde kalır. İnsan doğduğu yerle doyduğu yerin bütün kültürel dokusunu, bütün bir değerler bütününü birleştirmeye çalışır. Adeta onun bir sentezini oluşturur. Bunu başaramayan zaten kendi doğallığında kültürel uyumsuzluğu yaşar. Bir yabancılaşma durumu doğar. Yerelden evrensele açık olmayan, yerelle evrensel değerleri birleştirmeyi başaramayan, evrensel değerleri insanlığın ortak paydası olarak görmeyen dar ulusal sınırlara kendini hapseder, çağdaş uygarlık düzeyinin gerisinde kalır. Toplumsal ve sosyal gelişmenin ve ilerlemenin gerisine düşer. Değişimin rüzgârını hissetmez, donuk kalır. Statik bir hal taşır. Değişimin diyalektiğini kavramaz.

        Buradan olarak, insanlık nerede olursa olsun, nerede yaşarsa yaşasın insanlığın ortak mirası ve hazinesi olan kültürel değerleri sahiplenmeli, onların yok olmaması ve gelecek kuşaklara taşınması için, tanıtılması için çalışmalı. Bunun sorumluluğunu taşımalı. İnsanlığın tarihsel ve toplumsal gelişimine katkı sunan yerelden evrensele bütün kültürel değerlerini bu bilinçle sahiplenmek, geriliklerini aşmak, onu ileri taşıyacak olan yaşadığı toplumun toplumsal ve sosyal değerlerini yaşatmak etkin ve yetkin bir birey kadar, bilinçli birey olma sorumluluğundan geçer. Doğduğumuz yer kadar doyduğumuz yerde önemli. Bu unutulmamalı. Doyduğumuz yerde doğduğumuz yerin özlemini çekeriz. Doğduğumuz yerde de doyduğumuz yeri özler ve ararız. Çünkü doğduğumuz yer kadar, doyduğumuz yerde de ürettiklerimiz, toplumsal, sosyal ilişkilerimiz, ortak bir yaşamın paylaşımları, insanın kendini üretimi vardır. Bunların bütünü bizi biz yapan değerlerdir. Birini diğerinin önüne çıkartmamalıyız. Yaşam içinde misafir olmamalıyız. Yaşam biziz, yaşatanda biz olmalıyız.

       Avrupa'da Antepliler olarak bu doğrultuda gösterdiğimiz çaba önemli ve anlamlıdır. Her mevsimi bir başka güzel şehrimizin bizi birleştiren güzelliklerini, kültürel değerlerini el ele vererek yaşamaya ve yaşatmaya çalışmanın çabası şehrimiz adına onur verici, bizler adına sevindiricidir.

       Değişen dünya koşullarında değişime uyum sağlamak, iyi ve güzelden yana olan bütün gelişmelere ve toplumsal değişimlere açık olmak, bunu kendi değerlerimizi sahiplenmenin bir gereği saymak bizleri daha çok geliştirir, birleştirir. Bu konuda herkese, aydına, yazara ve gazeteciye; şaire, ozana ve sanatçıya; mimara, heykeltıraşa ve ressama; ama daha çokta yaşamda etkin olma iddiasında olan demokratik kurumlara büyük görevler, toplumsal ve sosyal sorumluluklar düşmektedir. Bizleri bu görev ve sorumluluklar birleştirmelidir. Bizleri güçlü kılan bu birlikteliğimiz olur.

       Yerelden evrensele kendi kültürel değerlerimizi taşımak, tanıtmak, yerelle evrenseli birleştirmek ve geliştirmek hepimizin omuzlarında taşıması gereken bir sorumluluktur. Birlik dayanışmanın ön adımıdır. Bu alanda her bir adım, her bir çalışma bizi birleştirir, dayanışmayı örgütler. Anteplilerle dayanışma geceleri, Antep'in kurtuluşunu anma gece ve etkinlikleri bunun bir vesilesi olmaktadır. Antep'in kurtuluşu gece ve etkinliklerinin yabancı güçlerin, İngiliz, Fransız emperyalistlerinin ülkeyi yağma ve talan etmek, işgal edip parçalamak isteyenlerin işgaline karşı ulusal direniş kültürü bakımından bir değeri var. Bu perspektifle ele alıp düzenlenirse bu evrensel direniş kültürüne katkı sunar. Anteplilerin 11 ay süren direnişi, Karayılanların Kilis yollarında, Şahinbeylerin köprübaşlarında verdikleri mücadele gerçek anlamını ve değerini bulur. Yerelden evrensele direniş kültürü yaşar ve yaşatılır.

       Gelenekselleşen (Gaziantep Gemeinde Frankfurt e.V )10.Frankfurt Gaziantep Kültür ve Dayanışma günü sonuçlarına bakacağımızda, Frankfurt’ta bunu kısmen de olsa daha önceki başarmanın güzelliği var. Başarmış olmanın sevinci var. Bunu daha da büyütmek, çoğaltmak ve paylaşmak, paylaştırmak gerekir.(12 Kasım 2016’da Gaziantep tanıtım günü giydirilmiş Tramvay Gezintisi) (19 Kasım 2016’da Kültür ve Dayanışma Gecesi) düzenleyeceğimiz gecede onlardan bir tanesidir. Hep birlikte el ele başaracağımızdan eminiz.

Yeni hedefler, yanımızda olmanız dileklerimle, hepimize kolay gelsin! 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Efsane, Amansız Hastalığına Yenik Düştü
Efsane, Amansız Hastalığına Yenik Düştü
May'den 'anlaşmasız Brexit' açıklaması
May'den 'anlaşmasız Brexit' açıklaması