Harika Ufuk
Harika Ufuk
Giriş Tarihi : 15-03-2017 21:41

Dünyada Kadın Olmak

             İnsanoğlu, dünyaya gelirken seçme hakkına sahip değildir. Her bebek; milletini, dinini, mezhebini, ırkını, dilini, cinsiyetini ve nasıl bir ailededünyaya göz açacağını tayin edemeden doğar. Bazıları doğuştan şanslıdır. Varsıl bir ailenin el bebek gül bebek büyütülecek biricik yavrusu, holdinglerin veliahdıya da doğduğunda kurbanlar kesilip davullar vurulan köy ağasının çocuğu... “Eli ayağı düz olsun da kız- erkek fark etmez.” Diyerek Allah’ın bahşettiği yavruyu bağrına basmaya hazır bir ailenin ferdi olarak da dünyaya gelebilir. Bazıları ise şanssızdırlar. Erkekse evlattan sayılan, kızsa adı anılmayan biri de olmak mümkün... Hatta Arabistan çöllerinde diri diri kuma gömülen kız çocuk...

                       Dünyamızda kadın olmak hiç de kolay sayılmaz. Gelişmiş ülkelerdekiler dahi zaman zaman kadınlığın faturasını acı ödemektedirler. Erkek egemen toplumlarda kadın olmak zulüm, kadın olmak çile, kadın olmak istismar edilmek demektir. Bugün hayranlıkla baktığımız batı ülkelerinden Fransa’da 1900’lerin başında “Kadın insan mıdır yoksa hayvan mıdır?” diye tartıştıklarını düşününce irkiliyoruz. Bu ne gafilliktir! Kadın hayvan olsaydı ondan insan doğmazdı. Elbette ki kadın insandır ama sanırım bunu tartışanlar akılca eksik yaratıklardır.


             Afrika’da kadın olmak da başlı başına bir olay… Kadınlar asitle yakılıyorlar. Asit, bulması kolay ve ucuz olduğu için kadınlara karşı kullanılan silahların başında yer alıyor. Gerekçeleri ise cinsel ilişkiyi reddetmeleri veya evlenme teklifini kabul etmemeleri… Ülkede asitle yakılmış pek çok kadın “Hak etti, belasını buldu.” Diye suçlanarak ezik yaşamaya devam ediyorlar.


           Asya’da da kadın olmak kolay değil. Özellikle Hindistan ve Çin’de, daha ana karnındayken cinsiyetleri öğrenilir öğrenilmez kız çocuklarının öldürülmesi çok yaygın bir tutum olarak göze çarpıyor. Bu durum toplumda ciddi sarsıntılara ve intihar vakalarına yol açıyor.

         Kadınların en çok ezildiği ülkelerin başında Suudi Arabistan geliyor. Şeriat baskısı altında adeta bir köle gibi yaşamak zorunda kalan kadınların sosyal hayata katılımı yok denecek kadar az... Suudi Arabistan, 2001 yılında Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni (CEDAW) imzalamış olsa da kadınlar; bu ülkede hâlâ en temel haklarından yoksun bir halde yaşıyorlar. Köktendinci İslami akımlardan Vahabî mezhebi, ülkenin yönetimini 19. yüzyıldan bu yana elinde tutan Suud ailesi yüzünden resmi mezhep haline gelmiş. 

            Suudi ya da yabancı olsun, ülkede yaşayan her kadın, “ulema” denilen din bilginlerinin fetvalarına uygun davranmak zorunda... Din polisi korkusundan kendi mahallelerinde bile tek başlarına dolaşamayan kadınların Suudi Arabistan sınırları dışına çıkmak için kocalarından ya da babalarından izin almaları gerekmekte... Bir kadının yanında kendisine eşlik eden erkek bir akrabası olmadan taksiye binmesi ise ahlaksızlık olarak görülüyor. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, bir kadının otobüse binebildiği tek kent. Burada da otobüslerde kadın ve erkeklerin bölümleri ayrılmıştır. Kadınlar, otobüse ayrı bir kapıdan binip arkada kendilerine ayrılan yerde seyahat edebiliyorlar.Kadınlar ve erkeklerin oturdukları yerler tamamen ayrı olmakla kalmayıp çoğu evlerde giriş kapıları dahi farklı... 

        Kadınlar, bir erkeğin izni olmadan tedavi için hastaneye bile gidemiyorlar. Ancak kadın doktorun olmadığı durumlardaerkek doktora muayene olabiliyor fakat bir kadın doktorun erkek hastayı muayene etmesi kesinlikle yasak!

      Kadınların bir restorana tek başına girmesine izin verilmiyor. Din adamları, kadınların aile restoranlarında yemek yemesinin haram olduğu inancını taşıyorlar. Uluslararası zincirlere ait restoranlarda da kadınlar ve erkekler ayrı bölümlerde oturuyorlar.Kadınların seçme ve seçilmehakları maalesef yok. Mahkemelerde iki kadının tanıklığı, bir erkeğinkine eşdeğer görülüyor. Kadınlar ancak erkek tanıkların bulunmadığı, kişisel davalarda tanıklık yapabiliyorlar. Çoğu zaman tecavüz olaylarında bile onların tanıklığı geçerli olmuyor.Kadının miras hakkı da eşit değil. Dünyada olimpiyat oyunlarına kadın sporcu göndermeyen tek ülke de yine Suudi Arabistan...

                  Peygamberimiz Hz. Muhammed: “ Cennet, anaların ayakları altındadır.” Sözüyle kadınların değerini öyle güzel anlatmış ki eksiklik bu sözü anlamayanlarda ve uygulamayanlardadır.

                  Asya ve Avrupa arasında köprü kuran Türkiye’de ise kadın olmak hâlâ çok zor... Atatürk’ün sayesinde elde ettiğimiz haklara bile zaman zaman göz dikiliyor. Özellikle doğu kesiminde kadın olmak çile demek! Henüz ilköğretimde okuyan kız çocuklarının okuldan alınarak başlık adı verilen utanç parasına babaları hatta dedeleri yaşlarındaki adamlara satıldıkları, imam nikâhı maskesi altında cinsel istismara uğramaları, töre cinayetleri tüylerimizi diken diken ediyor. Kız çocuk doğurduğu için dövülen, aşağılanan kadınların sayısı hiç de az değildir. Oysa bilimsel gerçeklere göre çocuğun cinsiyetini belirleyen erkektir.

                    Eski Türk topluluklarında kadınla erkek arasında bir ayırım söz konusu değildi. Türklerde aile kutsal, bir topluluk olduğu için toplumun temelini aile teşkil etmekteydi. Anadolu'da seyahat eden İbni Batuta, seyahatnamesinde Türk kadınlarından şöyle söz etmiştir: "Burada acayip bir hal gördüm. Türkler nezdinde kadınlar tazim görmektedir. Kadınların mertebeleri erkeklerden yüksektir."Eski Türk Devletlerinde kadınlar aile hayatında, mirasta, devlet yönetiminde hak sahibiydiler. Hakanın eşine hatun denirdi. Türk devlet idaresinde hatun da söz sahibiydi. Savaşlarda hakanın yanında yer alan hatun, devlet adamı gibi eğitilir ve yetiştirilirdi. Böylece devlet idaresi ve komşu devletler hakkında bilgi sahibi olur, gerektiğinde devlet başkanlığı yapar, elçi kabul eder ve devlet meclisine katılabilirdi.

           İslâm hukukuna dayanan Osmanlı İmparatorluğunda, kadın birçok haklarını kaybetti. Hukuk bakımından iki kadın bir erkeğe eşitti. Anne- babalarından kalan mirasın paylaşımında da erkeğe bir hisse kadına yarım hisse düşmekteydi. Aile de bu eşitlik prensibi üzerine kurulmuştu. Bir erkek dört kadın alabilirdi. Boşanmada erkeğin: "Seni boşadım.” demesi ayrılmak için yeterli idi. Kadının aile içinde de bir yeri yoktu. “Harem”  denilen kısımda oturur, erkek topluluklarına katılamazdı. Sokağa çıkarken çarşaf giyer, yüzünü de peçe ile örterdi. Kadınlar hiç bir mesleğe giremezlerdi, sadece ev işleriyle uğraşırlardı.Köylerde ise kadın eski Türk adetlerine bağlı kalmıştı. Yüzünü örtmez, dışarıda erkeği ile birlikte çalışabilirdi.


             Mustafa Kemal Atatürk, Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın!” diyerek Türk kadınına hak ettiği değeri vermiştir. Bizler aydın kadınlar olarak haklarımızı biliyoruz, emekçi kadınlar olarak hakkımızı uygarca arayabiliyoruz. Bizler şiddete karşıyız. Kadın duyarlılığı ile hoşgörüyle yoğrulmuş hamurumuz…Türkiye’de ve dünyada kadın olmanın zorluklarını biliyoruz, elimizden geldiğince bu engellerle mücadele ediyoruz. Sadece kendimiz için değil, dünyadaki bütün kadınların daha sağlıklı, daha çağdaş, daha mutlu bir şekilde yaşamaları için sürdürdüğümüz bu savaşım kadın ve erkek eşitliği cihana egemen olana kadar devam edecektir.

    Atatürk, 21.03.1923’te şöyle sesleniyor:

“Çift süren, tarlayı eken, ormandan odun ve keresteyi getiren, mahsulleri pazara götürerek paraya çeviren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber, sırtıyla, kağnısı ile kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin mühimmatını taşıyan hep onlar; hep o ulvi, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadınları olmuştur. Binaenaleyh, hepimiz bu büyük ruhlu, büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen şerefli ve kutsal sayalım.”

        Bütün etiketlerden, dogmatik düşüncelerden, ayırımcılıklardan uzaklaşarak “Önce insan!” diyelim. Unutmayalım ki kadın veya erkek olmak değil, insan olmak önemlidir.

       Sözlerimi Atatürk’ümüzün 1923’te söylediği şu sözle noktalamak istiyorum:

Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.”

 

 

HARİKA UFUK

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Fenerbahçe 3 1
  • 2 Sivasspor 3 1
  • 3 Yeni Malatyaspor 3 1
  • 4 Yukatel Denizlispor 3 1
  • 5 Alanyaspor 3 1
  • 6 Antalyaspor 3 1
  • 7 Çaykur Rizespor 3 1
  • 8 Kasımpaşa 1 1
  • 9 Trabzonspor 1 1
  • 10 Konyaspor 1 1
  • 11 MKE Ankaragücü 1 1
  • 12 Gençlerbirliği 0 1
  • 13 Göztepe 0 1
  • 14 Kayserispor 0 1
  • 15 Galatasaray 0 1
  • 16 Beşiktaş 0 1
  • 17 Medipol Başakşehir 0 1
  • 18 Gazişehir Gaziantep 0 1
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Frankfurt Başkonsolosluğunun
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Avrupa Olay Gazetesi 87.Sayı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA