Advert
Advert
Kavalın, Ezgisinde Yaşamak..
H-Karşıyakalı

Kavalın, Ezgisinde Yaşamak..

Bu içerik 2306 kez okundu.
Advert

 

İçeride dışarıda ‘Umutlu Ayrılık Halleri’dir yaşadığımız. Zaman, zamanın içinde gün sayıp, aylar derken koca yıl doludizgin gelip geçti. Dünya bir kez daha döndü güneşin etrafında. ‘Acabalı Bekleyişler’de kavuşmaları erteleyen bir yıl daha geçti ömrümüzden. ‘Ayrılık Halleri’nde yorgun saat: 00:00’ı gösterdiğinde’ yeni yıla daha merhaba dedik.

Onurlu bir hayatın ellerinden sıkıca tutarak, yarım kalan düşlerimizin peşinden yorulmadan, üşenmeden, ertelemeden ve de vazgeçmeden özgürlüğe, barışa ve kardeşliğe hasret büyüttüğümüz yeni umutlarla, yeniden ‘Merhaba’ dediğimiz yeni yılınızı kutlarım.

Nazım’ın dediği gibi, ‘Kapansın el kapıları / Bir daha açılmasın / Yok edin kula kulluğu / Bu davet bizim. / Yaşamak bir ağaç gibi / Tek ve hür / Ve bir orman gibi kardeşçesine / Bu hasret bizim..’  olsun yeni yılda.

Hasretimizin davetiyle birleşelim ve yaşayalım. Umuttan, hasretten, iyiden ve güzelden yana  ‘Ey cesaret, hep dolu tut bardağımı’ diyelim.

Hayatın bin bir çilesi, bin bir sorunu ve sorumluluğu var emekçi insanlığın omuzlarında. Yükü ağır mı ağır elbette ama çilesi bitmez. Sorunu çaresiz de değil hiçbir zaman. Hayatı üretenin, yaratanın ellerinde, aklında, bilincindedir çaresi. Mesele nerede durup, nereye ve nasıl baktığınla ilgilidir.

Yılın bu ilk adımlarında, ilk yazısında uzun uzadıya çözümlemelere girmek istemiyorum. Nerede ve nasıl olursak olalım, yetmese de hayata gülümseyelim. Umut etmekten, umutlu sözler söylemekten yorulmayalım, cesareti eksiltmeyelim.

Bu kez Almanya’da, üç aydır kurulamayan hükümetten ya da önce muhalefette kalacağım deyip de üç ay sonra yeniden SPD’ nin, CDU / CSU ile Almanların deyimiyle ‘Kırmızı – Siyah’ koalisyon kurma kararlarından, hatta Almanya’da, metal işçilerinin ‘Uyarı Grevi’n den de söz etmeyeceğim bu kez.

Gelişen grev ve direniş dalgası Türkiyeli göçmen işçi ve emekçileri de ilgilendiriyor, onların da yüreklerini ısıtıyor demeye gerek yok sanırım. Seçimler bitti, tehlikeli sular duruldu, AB - Türkiye ilişkilerinde diplomasi dili devreye giriyor gibi bir tespitten, Almanya başta olmak üzere Avrupa’da göçmenlere yönelik ırkçı, ayrımcı saldırıların, yasa ve uygulamaların gelişmesinden, militarizmin güçlendirilmesinden de söz etmeyeceğim. Ortadoğu’da yeni savaş, işgal cephelerinin açılmasından, oynanan oyunlardan da söz etmek yok bu kez.

Bu kez, size ‘Kavalın Ezgisi’nden söz etmek istiyorum…

Evet, Kavalın Ezgisi’nin öyküsünü yazmak istiyorum. Sizin de kavalın içli ezgisini seveceğinizi umuyorum. Kim sevmez ki kavalın ezgisini?

‘Doğu Anadolu’nun engin yaylalarının bulunduğu Beytülşeebaü yöresinde Kela Meme isminde bir çoban varmış. Bu çoban aşiretinin en yakışıklı, en gözü pek, en iyi avcısıymış. On yaşından beri çobanlık yaparmış. Baktığı koyunların hiçbirini kurtlara kaptırmayan, hiç birini kaybetmeyen Mem, sürülerini en güzel yaylalarda, en has otlarla besler, sürüsünü bir geçirdiği yerden bir daha asla geçirmezmiş. Bu nedenle onun baktığı koyunlar hep çift doğurur, başkasının sürüsü bir verirken Mem’in sürüsü on verirmiş.

Namı dört bir yana yayılmış olan Mem, her sene aldığı çobanlık hakkı sayesinde kendisi de yüzlerce koyunu ile geniş bir sürüye sahip olmuş. Çobanlığı kadar, yakışıklılığı ile de aşiretteki genç kızların yüreklerini yakan Mem de yirmi yaşına geldiğinde herkes gibi onun da yüreği bir sultan arar olmuş. Mem, çobanlık yaptığı aşiret ağasının kızına tutulmuş. Kızın adı unutulmuş ama güzelliği dillere destanmış. Ağa bu ilişki kendisine anlatıldığında sinirinden küplere binmiş. Çağırmış kırk adamını, Mem’i  bağlatmış bir asma köküne. Çobanlığı elinden aldığı gibi Mem’in yüzlerce koyununa da el koymuş. Mem’in güçlü bileklerine dayanamamış aşiret ağasının prangalarına. Birkaç gün sonra kaçmış Mem. Düzde kalmanın ölüm olduğunu biliyormuş, onun için vurmuş kendini dağ yoluna ve en yakın dağa. Çıkmış çıkmış, ince uzun ve dik kayalıkların arasından geçmiş, bir düzlüğe ulaşmış. Dört tarafı kaya olan bir düzlük. Aşiretin kaldığı olan aşağılarda küçük bir nokta gibi görünüyormuş.

Bir kaval ustası olan Mem, koyunlarını kavalıyla ağlatır, kavalıyla suya götürür, kavalıyla toplarmış. Hiç sopa kullanmamış sürüsünü güderken. Mem kavalını çaldığında, çevrenin genç kızları işini gücünü bırakır onu dinler,  yaşlılar efkarlanıp ağlarmış bu gizemli kavalın ezgisine.

Bir gün Mem oturmuş bir kayanın tepesine. Aşağılarda yayılan sürüsünü görüp efkarlanmış. Okşamış kavalını. Kavaldan çıkan melodi bir çağrıymış meğer koyunlara ve sevdiğine bir sesleniş. Diyormuş ki, Mem’in kavalı, seviyorsanız eğer beni, yolumdan yürümelisiniz, haksızlığa karşı durmalı, benim yanımda olmalısınız. Bu ses bir büyü gibi yayılmış aşağı düzlüklere. Otlayan koyunlar birer birer kavalın sesine doğru sıralanıp, kayaların arasındaki ince patikadan tırmanmaya başlamışlar yukarılara. Mem’in aşağılarda, tek bir koyunu bile kalmamış. Kavalın sesi Mem’in sevgilisine de ulaşmış. Elbet, O’da gizlice ayrılmış evinden, hedef tutmuş kavalın sesini.

Mem bir yandan sürüsüne kavuşmanın keyfini, diğer yandan da sevdiği ile sonsuza kadar birlikte olmanın sevincini yaşıyormuş. Sabah aşiretin ağası ve üç yüz savaşçısı izlerini sürerek bu dağların zirvesine geldiğinde, yerde soğuktan donmuş koyun sürüsü ile Mem ve sevgilisinin donmuş cesediyle karşılaşmışlar. O gün bu gündür bu noktada, iki kaya görürsünüz. Biri erkeğe benzer Mem’dir, diğeri kadına benzer o da sevdiği. İkisinin etrafında da koyunları andıran irili ufaklı kayalar vardır, onlar da koyunlarıdır. İşte, efsane bu. Bu dağlara ‘Kela Meme’ demesinin sebebi de budur…

Bu öyküyü Berjin Haki’nin Kavalın Ezgisi adlı kitabında okumuştum. Sizinle de paylaşmak istedim. Her dağın bir öyküsü vardır. Gizemlidir dağlar. Bağrında nice sevdalar, nice güzellikler taşırlar. Kavalın ezgisiyle içlenir, dertlenir, sevdalanır, dillenir ve seslenir. Kavalın ezgisinde yaşamak ve yaşatmak güzeldir bu topraklarda. Bir özdeyiş de vardır; dağ sever kendini seveni diye.

Dilerim, yeni yılda kavalın ezgisiyle yaşamak ve yaşatmak düşer hepimizin payımıza…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Almanya’da kullanılan oylar Türkiye’ye gönderildi
Almanya’da kullanılan oylar Türkiye’ye gönderildi
"İtalya, ikincil göçmen akışını kabul edemez"