Advert
Kadın Hakları
Ayşe Zor

Kadın Hakları

Bu içerik 309 kez okundu.
Advert

 

Toprak bolluk, toprak bereket demektir. Dünyadaki bütün canlıların varoluş kaynağıdır. Bitkiler, hayvanlar, insanlar, kısacası tüm canlılar toprak sayesinde nefes alırlar yaşamlarını sürdürürler.

Toprak, canlıların yaşam kaynağı olduğu gibi kadınlar da insanların, gelecek nesillerin çoğalması için olmazsa olmaz en değerli varlıklardır.

Çiftçiyi, esnafı, öğretmeni, hakimi, avukatı sözün özü herkesi doğuran, besleyen, büyüten, birey olmasına, topluma yararlı durumuna gelmelerini sağlayan kadınlardır.

8 Martta Dünya Kadınlar Günü kutlanacak, kutlanacak da, ülke olarak kadınların hak ettikleri değeri verebiliyor muyuz? Kadınların eğitimi gereği gibi yerine getiriliyor mu? Toplum kadının toplumdaki yeri ve önemi hakkında bilinç sahibi mi? Bu sorulara verilen yanıtlara baktığımızda, Kadınlar Günü’nü kutlamak yerine, kadınların sorunlarının irdelenmesinin daha yararlı olacağı düşüncesindeyim.

Değerlendirmeye toplumun en küçük birimi olan aile içerisinde kadınların yerinin ne olduğundan, kadının aile içerisinde nasıl algılandığından başlayalım isterseniz. Kadınlarımız; anamız, kardeşimiz, bacımız, kızımız, sevgilimiz, yârimizdir. Oysa ki, bu kadar değer yüklediğimiz kadınlarımızın toplumumuzda, sözü dinlenmez, düşüncesine önem verilmez ve karar verme aşamasında çoğunlukla bu sürece ortak edilmezler.

Kadına evinin işlerini yapan, yemek pişiren, bol bol çocuk doğuran, akşamları da kocasının gönlünü yapan bir varlık olarak bakılmakta; hatta birçok toplumda bu algı daha da basitleşmekte kadın sadece cinsel bir obje olarak görülmektedir. Giyinip süslenmesi, dışarıya çıkması, herhangi bir işte çalışıp üretime, evine katkıda bulunması çoğunlukla hoş karşılanmamaktadır.

Kadın olmanın zorlukları bununla da bitmez; eğer kadın ve de engelli bir kadınsanız size sunulan şans daha da azalmaktadır. Engelliysen hiçbir şey yapamayan, döken, kıran, beceremeyen zavallı biri olarak algılanman kaçınılmaz olur. Giyinmene, süslenmene zaten gerek yok, diğer genç kızlar gibi evlilik hayalleri kuramazsın çünkü engellinin duyguları da engelli gibi algılanır, onu değerli varlık olarak görmezler. Eğer çocuksan, yaramazlık yapmak hakkın yoktur.

Engelli olmayan çocuk istediği kadar yakıp yıksın, olmaz yaramazlığı yapsın göze batmaz, engelli çocuk yaptığında, “İyi ki sakatsın yoksa seninle hiç baş edemezdik” şeklinde söylenir. Bazı ailelerde eve misafir geldiğinde engelli çocuk göz önünde olmaması için başka odaya alınır. Bu verdiğim örnekler birçok engelli bireyin sıkça karşı karşıya kaldığı durumlardır.

Fazla su yüzüne çıkmasa da, açıkça dillendirilemese de zaman zaman aile içinde çoğunlukla kızlara ve kadınlara yönelik ensest tacizler yaşanmakta, bu duruma maruz kalan kadınlar sesini çıkaramaz, seslerini çıkarsalar bile yalan gelenekler yüzünden susturulmakta ya da yalancılıkla suçlanarak konu örtbas edilir. Tacizde bulunulan kişiye sorulma gereği bile duyulmaz.  

Toplumumuz, erkek egemenliğine dayalı bir toplum. Böyle olunca, erkekler kadınları iş yaşamında eşitleri olarak görmek istemezler, kadınların meslek edinmeleri, çalışma hayatına atılarak üretime katılmaları çoğunlukla istenmez.

Dışarıda, işyerlerinde, okullarda kısaca hemen her yerde, güzel giyimli, bakımlı kadınlara cinsel açıdan bakılmakta, üretken bireyler yerine cinsel obje olarak görülmektedir. Kadınları cinsel obje olarak görme zihniyetini yok etmek, erkekler gibi eşit birey olduklarını aşılamak, öğretmek için davranışlarla, yasalarla uygulanabilirlik olduğunu göstermek gerekir.

Halbuki kadınlar da erkekler gibi istedikleri gibi giyinebilmeli, istedikleri okullarda okuyabilmeli, istedikleri mesleği seçebilmeli, istedikleri işte çalışabilmeli, erkeklerle eşit haklara sahip olmalı. Yalnızca, kadınların biyolojik yapıları farklı olduğundan bazı konularda pozitif ayrımcılık yapılmalı. Kadınların doğum öncesi veya sonrası çocuklarına daha iyi bakabilmeleri için yasal düzenlemelere işverenler titizlikle uymalı, onlara hem iyi birer anne olabilmeleri için evlatlarına zaman ayırma hem de çalışkan bireyler olmaları için uygun koşullar yaratılmalıdır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadınlarımızın sosyal gelişmede ve gelişmenin izlenmesinde hayati bir güç olduklarını unutmamamız, sadece anne ya da kız kardeş olmalarından dolayı değil, birey oldukları için kadınlara her zaman hak ettikleri değeri göstermek gerekmektedir.

Ayşe ZOR / Sosyal Hizmet Uzmanı                                       

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
13. Avrupa Orient Doğu ve Batı Dostluk ve Barış Rallisi
13. Avrupa Orient Doğu ve Batı Dostluk ve Barış Rallisi
"Türkiye saç ekiminde lider ülkelerden"