Ayşe POLAT
Ayşe POLAT
Giriş Tarihi : 06-02-2019 00:26

Almanya’da Türk Olmak

 

Merhaba, ben Ayşe Polat.

1997 yılında hiç hesapta olmayan bir gelişme sonucu kendimi Almanya’da buldum. Ve yaklaşık 22 yıldır buralıyım.

Çocuk yaşta geldiğim gurbette, Almanya’nın Duesseldorf kentinin bir kasabasında yarım kalan eğitim yaşamımı sürdürerek üniversite tahsilimi tamamladım. Benim için öğrenmenin yaşı yoktur insan kaç yaşında olursa olsun, kendini geliştirmeli.

Bunun doğruluğunu bana Almanya’da yaşadıklarım çok daha iyi öğretti.

Ben de bir gün çocuklarımla doktora giderken kızımın ya da oğlumun bana tercümanlık yapmasına asla izin vermemem gerektiğine karar verdim. Bunun için yalnızca benim değil, çocuklarımla birlikte hepimizin eğitimli olmamız gerektiğini biliyordum. Eğer ben bir anne ve ebeveyn isem o çocuğu anadil, kültür ve dini değerlerini kaybetmeden Almanların bile parmakla gösterecekleri bir şekilde yetiştirerek, onun hayatını daha kaliteli bir hale getirmeliydim. Türklere de yakışan bu değil miydi?

Avrupalı bir Türk kadını olarak bana ve benim gibi farklı bir kültüre sahip bir toplumda yaşayan tüm annelerimize büyük görevler düşüyordu. Çocuğumu hem Alman hem de Türk toplumuna uygun bir şekilde yetiştirmeli, onu iki kültürden hiçbiri tarafından ezdirmeden hayata kazandırmalıydım.

Bunu nasıl yapabileceğimin yollarını ararken biz Türklerin karşısında büyük bir engelin durduğunu fark ettim. Türkler bedeni zorluğu fazla, kariyer olanağı düşük, basit işlerde çalışıyorlardı. Peki, bunun sebebi neydi? Bunun temel sebebinin kimimizin tahsilinin, kimimizin de Almancasının yetersiz kalmasının olduğunu gördüm.

Ben de bir karar verdim. Çocuklarımız bizden daha yetkin olmalıydı. Bu toplumun bir parçası olarak söz sahibi olmalıydı. Avrupalı Türkler olarak buradaki geleceğimizin teminatı olan bilinçli, eğitimli ve donanımlı çocuklar yetiştirmeliydik.

Uzun yıllar, gerek iş hayatında karşılaştığım haksızlıklar, gerekse arkadaş çevremde yaşadığım ayrımcı tavırlar ve gruplaşmaların yarattığı öfke direnmemi söylüyordu.

Ayşe’nin Dünyası

Koruyucu Aile Kimdir, Nasıl Koruyucu Aile Olunur?

Avrupa’daki Türkler olarak duruşumuzu, algılanışımızı ve etkimizi daha güçlü bir hale getirecek işler yapmamız gerektiğine karar verdim. ‘Ayşe’nin Dünyası’ adlı aile programı için kolları sıvadım ve bu konuda Düsseldorf Başkonsolosluğu Aile Birliği Ataşeliğimizden destek alarak programıma start verdim.

Birçok insan tarafından çözüm beklenen o kadar çok konu vardı ki hangisinden başlayacağımı bilmiyordum.

Yaptığım yüz yüze görüşmelerde bir konunun diğerlerinden daha öne çıktığını gördüm. Koruyucu Aile konusu…

Yolda 10 kişiyi durdurup Koruyucu Aile, ne demek görevi nelerdir diye sorsak ya bir ya da iki kişiden bu sorunun cevabını alırız. Birçok insan bu kavramı duyuyor ama ne olduğunu bilmiyor. Çünkü toplumumuzun bu konuyla ilgili bilgisi yok.

 

 

Bu konuda araştırmalar yaptım, pedagoglarla toplantılar yaptım. Düsseldorf Aile Birliği Ataşemizden çekilmiş filmler aldım ve programımda yayınladım. Hepsi içler acısıydı. Bazen kanım donuyordu duyduklarım karşısında.

Almanya'da Gençlik Daireleri (Jugendamt) bir çocuğu (ailesinde gördüğü şiddet, aşırı ihmal veya istismardan dolayı) himaye altına aldıklarında kanunen onu kendi kültürüne uygun bir aileye yerleştirmeleri gerekiyor.

Yeterli sayıda Türkiye kökenli koruyucu aile olmadığından bu çocuklar Alman ailelerin yanına yerleştiriliyorlar. Bu ailelerde kendi kültürel ve dini kimliklerini muhafaza edemiyorlar.

Bu çocuklarımıza sahip çıkmak, kendi öz kültür ve değerlerine uygun yetişebilmelerini sağlamak için Türklerin daha fazla koruyucu aile olmalarına ihtiyaç var.

Koruyucu aile olmak güzel, canlı ve çok yönlü bir ayrıcalıktır. Eğer bir çocuğa koruyucu aile olmak istiyorsanız, çocuklarla birlikte yaşamaktan zevk duymanız lazım ve kendi özel yaşam öyküsüne sahip olan bir yabancı çocuğun dünyasına adım atmaya hazır olmanız gerekir. Bu, çocuğun kendi ihtiyacına göre onu desteklemeyi, teşvik etmeyi ve ilgili kurumlarla işbirliği içinde çalışabilmeyi de kapsar.

Bunun yanı sıra yeterli bir gelire sahip olmanız, yani mevcut geliriniz ile yani çocuğun bakımı için ödenecek paraya bağımlı olmayacak şekilde geçinebilecek durumda olmanız gerekir.

Ayrıca korunma altındaki çocukla öz ailesi arasındaki ilişkiyi de (eğer bu durum çocuğun yararına uygun görülürse) ayakta tutmaya hazır olabilmelisiniz.

Bu konuda o kadar çok sorunlarımız ve yaralarımız var ki. Bu konu gerçekten önemli ve bir programa sığacak bir konu değil.

Bu sorun benim değil bizim sorunumuz. Gücümün son noktasına kadar ben bu işte varım dostlar.

Sevgiyle kalın….

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Fenerbahçe 3 1
  • 2 Sivasspor 3 1
  • 3 Yeni Malatyaspor 3 1
  • 4 Yukatel Denizlispor 3 1
  • 5 Alanyaspor 3 1
  • 6 Antalyaspor 3 1
  • 7 Çaykur Rizespor 3 1
  • 8 Kasımpaşa 1 1
  • 9 Trabzonspor 1 1
  • 10 Konyaspor 1 1
  • 11 MKE Ankaragücü 1 1
  • 12 Gençlerbirliği 0 1
  • 13 Göztepe 0 1
  • 14 Kayserispor 0 1
  • 15 Galatasaray 0 1
  • 16 Beşiktaş 0 1
  • 17 Medipol Başakşehir 0 1
  • 18 Gazişehir Gaziantep 0 1
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Frankfurt Başkonsolosluğunun
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Avrupa Olay Gazetesi 87.Sayı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA