Advert
EMPATİ
Selma Acar

EMPATİ

Bu içerik 411 kez okundu.
Advert

İnsanları anlayabilmek ne kadar zor ise, anlaşılabilmek de bir o kadar zordur. Doğru iletişim kurabilmek insanları yormayacağı gibi, doğru anlayıp doğru anlaşılmayı da beraberinde getirir. Duygularımızı doğru tartmalı, karşımızdaki insan ile sözlü ya da sözsüz iletişim kurarken empati kurmaya özen göstermeliyiz. Bunun bize getirdiği kazanç karşımızdaki insan ya da insanlar ile olan bağımızı kuvvetlendirir. Empati, yaşantıların başkaları tarafından da hissedilebilecek kadar ya da en küçük bir seviye duyumsanacak kadar benimsenmesidir.

Şuan ki yaşadığımız toplumda, empati kurulmadan yapılan iletişim örneklerini incelersek çok vahim durumların oluştuğunu açıkça görebiliriz. Konuyu biraz genişletecek olursak; karşımızdaki insana bir şey söylerken ya da bir harekette bulunurken, yaptığımız şeyin onu nasıl etkileyeceğini göz ardı etmememiz gerekir. Eğer insan ilişkilerimizde başarılı olmak ve anlaşılmak istiyorsak, önce düşünmeliyiz. Düşünmeden hareket etmemeli, yaptığımız veya yapacağımız şeylerden yalnızca bizim sorumlu olacağımız bilincini taşımalıyız. İslam dini birçok konuda bize yardımcı öğütlerde bulunuyor. Zira Efendimiz (s.a.v.) “Ya Hayır Söyle Ya da Sus!” demiştir. Söyleyeceğimiz şeyler karşımızdakini incitecek ise söylemekten kaçınmalıyız. Nitekim önceden düşünüp ona göre konuşursak, karşımızdaki insan da incinmez, bizde onu incitmekten ötürü vicdan azabı duymayız. Öyle ki dil, yayından fırlamış ok gibi, tutulamaz geri döndürülemez şeyler söyleyebiliyor. Çok güzel hisler uyandırabilecek, kalbimize huzur tohumları ekebilecek yeteneğe sahip olan dilimiz, dikkatle kullanılmadığında çok yürekler kanatır. Gönlümüzde unutulmayan, yaralar açar. Konuşurken lafın nereye varacağını bilmek lazım. Konuştuktan sonra karşımızdakinin gönlünde tamiri zor olan tahribatlara yol açabiliriz. Ne kadar üzücü bir durum olur bu, eğer kötü bir insan değilsek. İyiliği düşünmek ve bunu da öğütlemek düsturumuz olmalı. Yalnız iyilik yapacağız diye kırıp dökmek de olmaz. Ölçülü olmalı, ölçüyü kaçırmamalıyız. Örneğin; sevdiğimiz bir arkadaşımız hastalandı yatıyor. Bizde onu ziyaret edip, halini hatırını sorma nezaketini gösterdik. Yanına gittiğimizde onun halini de düşünerek konuşmalarımıza dikkat etmeliyiz. “Bende gezmeye gidiyorum, yiyip içiyorum, şunu yapıyorum bunu yapıyorum…” gibi söylemlerde bulunmamız onu üzebilir.

Çünkü o şuanda bütün bunları yapacak durumda değil. Ve biz fevri konuşmalarımız sonucunda onu kırabiliriz. O da ister sağlıklı insanların yaptığı her şeyi yapabilmeyi fakat yapamıyor. Onu teselli edip mutlu etmek yerine densiz konuşmalar yaparsak, sınırı aşmış oluruz.  O insanın incinmesine neden oluruz. Bunun yerine onu mutlu edecek telkinler vererek, gülümseyerek ona moral verirsek, içimizi tarif edilemez bir huzur kaplar. Ya biz aynı durumda olsak ne hissederdik diye düşünmeden, dilimizi yola çıkarmamak lazım.

‘Empati ne kadar gereklidir. Tabii ki her şey ne kadar gerekli olduysa o da vakti geldiğinde gerektiği kadardır. Her şey vakti geldiği zaman kullanılması gerektiği kadar kalmalıdır. Empati de yaşanılması gerektiği kadar kalmalıdır. Neden? Çünkü; empati öyle bir şeydir ki her zaman iyilikten bahseder ama aşırı derecede yaşanıldığında kendi hayatınızdan çıkarsınız ve başkalarının hayatını yaşamaya başlarsınız. Bunun ters etkisi ise şudur: Artık kendinizi düşünmezsiniz ve siz o zaman kendiniz değil başkalarının karışımı olarak yaşarsınız. Kendiniz artık yok olma tehlikesi ile birliktesiniz demektedir. Bu bazı şeyleri içselleştirmekten de ötedir. Bir Yunanistan vatandaşının Hindistan vatandaşının neden ineğe taptığını ya da Bir Hindistan vatandaşının Yunanistan vatandaşının neden göremediği bir tanrıya taptığını anlamakta zorluk çekebilir ama bu insanlar eğer birazcık kendilerinin yerine karşısındakilerini düşünseler ne bir kavram karmaşası ne de bir zorluk yaşanacaktır diye düşünmekteyim.’

Sonuç itibariyle bize insanların nasıl davranmasını istiyorsak, bizde insanlara öyle davranmalıyız. Yoksa ne kendimize ne de insanlığa faydamız dokunmadan, kaçırdığımız fırsatlara üzülerek ömrümüzü sonlandırırız. Ne ektiysek onu biçeriz. Dolayısıyla; güzellik, iyilik, hoşgörü, ekelim ki, yüce Yaratıcının huzuruna eli boş çıkmayalım inşallah.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
"Beşiktaş çok iyi bir takım"
Almanya'da koalisyon hükümeti kurma çabaları devam ediyor
Almanya'da koalisyon hükümeti kurma çabaları devam ediyor