Advert
SOSYAL MEDYA – ASOSYAL İNSAN
Selma Acar

SOSYAL MEDYA – ASOSYAL İNSAN

Bu içerik 637 kez okundu.
Advert

Fısıltı ile konuşur oldu insanlar… Durmadan usanmadan, birbirini görmeden konuşanlar var. Neyin nesi bu çılgınlık? Adına sosyal medya denilen aslında asosyal olan bir uygulama var hayatımızda. Bizi ne derece etkilediği de aşikar!

Artık yaşamımızda olmazsa olmazımız sosyal medya! Fotoğraf paylaşmak, beğeni almak bizim asosyal bünyemizin temel ihtiyacını karşılıyor. Artık yüz yüze görüşmek, hal hatır sormak diye birşey yok. Birbirini dürtmek, beğenmek, fotoğraf video paylaşmak var. Dostlarımızın ne yaptığını, hayatının gidişatını ordan takip eder olduk maalesef! Dertlenince derin anlamlar taşıyan yazılar paylaşıyoruz. Yorumlar yapıyoruz, güya dert paylaşıyoruz. Gerçek bir sıkıntı sanal alemde nasıl paylaşılır ki? Dertler paylaşılınca azalırdı ya! Sanal paylaşım yeterli mi? Tatmin oluyor muyuz acaba? Dostumuzun omuzunda ağlamak yerine, klavye üzerine mi gözyaşı döküyoruz?

Hayatımız sanallaştıkça duygularımız da sanal olmaya başladı. Karşımızdaki insanın duygularından emin olamıyoruz. Gerçek yaşamdan uzak, tek derdimizin paylaştıklarımızın beğenilmesi olan bir dünyada yaşar olduk. Buna kendimizi öyle kaptırmışız ki ayda yılda bir karşılaştığımız insanla bile bunun hakkında konuşurken buluyoruz kendimizi. Çağımızın asosyal hastalığını internet yayıyor! Hemen her evde mutlaka bir internet bağlantısı var. Bununla kalmayıp evde ne kadar birey varsa (yetişkin demiyorum!) hepsinde birer akıllı telefon ve olmazsa olmaz internet bağlantısı bulunuyor. Teknoloji ve hız sever bünyemiz buna alıştı. Peki, yalnızlığa nasıl alışacağız? Hastalandığımızda veya sıkıntılı zamanlarımızda akıllı telefonumuz mu koşacak yardımımıza? Hem çok kolay hem de çok zor bir hayatımız var. Bununla nasıl baş edeceğiz, çoluğumuz çocuğumuz neyle karşı karşıya?

Eskiden mektup diye birşey vardı. Duygu ve düşüncelerimizi en samimi şekilde karşımızdakine aktarmanın en güzel yoluydu. Birer anıydı aynı zamanda bizim için. Sevdiğimiz insanın mektuplarını saklar, zaman zaman okur, o güzel duyguları hatırlardık. Somut bir anı vardı elimizde. Ama artık bunlar kalmadı. Teknolojinin hayatımıza kattığı rahatlık içerisinde, bu güzel anılar da kayboldu. Dijital ortamda duygularımızı bir saniyede karşımızdakine aktarmanın rahatlığında boğuluyoruz. Bir mektup gibi elimizde kalıcı olmuyor. Elimizle tutamıyor, üzerine gözyaşımızı akıtıp ıslatamıyoruz. Bizi bir mektubun sıcaklığı ile kucaklamıyor, mutlu etmiyor.

Peki, elimizdeki teknolojiyi bizi mutlu edecek, sevdiklerimizle olan iletişimimizi kuvvetlendirecek şekilde nasıl değerlendirebiliriz? Sosyal medyayı, sevdiklerimize ulaşmak amacıyla da kullandığımızda çok işimize yarayacaktır. Yıllardır görüşmediğimiz dostlarımızı orada bulup, yüzyüze görüşme şansını elde edebilir, ilişkilerimizi kuvvetlendirebiliriz. Bazı konularda sesimizi duyurmak, uzak kitlelere ulaşmak amacıyla da kullanabiliriz.

Sonuç itibariyle iyi amaçlarla, yerinde ve zamanında kullanıldığında çok işimize yarayacak bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Bunun için yapacağımız ilk şey, dostlarımızla bir araya geldiğimizde akıllı telefonlarımızı bir kenara bırakıp onlarla yüzyüze iletişim kurmanın tadına varmak olacaktır. O zaman anlayacağız ki bizim asıl ihtiyacımız somut olarak dostlarımızın varlığını yanımızda hissetmektir. Akıllı cihazlarımız değil, etten kemikten olan dostlarımız yanımızda oldukça yalnızlık hissetmeyeceğiz. Allah, kimsenin eksikliğini hissettirmesin.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DİTİB’de „Ortak Akıl“ buluşması
DİTİB’de „Ortak Akıl“ buluşması
Belçika Başbakanı Michel'den istifa kararı
Belçika Başbakanı Michel'den istifa kararı