Advert
Advert
Güven
Selma Acar

Güven

Bu içerik 533 kez okundu.
Advert

İnsan ilişkilerinde güvensizlik, açık sözlü olmama (olamama) en büyük problemlerden biri haline geldi. Dostlukların, arkadaşlıkların sağlam olabilmesi için en önemli etkenin güven olduğunu unutmamak gerekiyor. Peki, güvenmek bu kadar kolay mı? Güvenmek için açık sözlü ve samimi olmak çok önemli. Bunu başarabiliyor muyuz?

Bazen şahit olduğum tablolar karşısında üzülüyorum. Elden birşey gelmiyor. Açık sözlü olamıyor bazı insanlar… Karşındakinin kırılacağını düşündüğü için hiçbir zaman gerçek düşüncelerini söyleyemiyor. Ya kendi kırgınlıkları? Bunlar kişilik eksikliği bana göre. Kişilik oluşumunda kişinin yetiştiği aile, toplumsal şartlar bunları doğuruyor. Eski kafa, cahil kimseler bu çocukların yetişmesinde kötü örnek, olumsuz etki yapıyor.

Özellikle kız çocuklarında gördüğüm bu tablo beni gerçekten üzüyor. Büyüme çağında olan bir kız çocuğuna hep aynı tür telkinler verilir. “Kendi başına dışarı çıkma. Ayıp olur. Sonra ne derler bize?” ve bir şey daha var en çok kızdığım, doğrusunu bilmedikleri halde, kendilerine göre yanlış olan herşey günahtır. Öyle bir şey yok! Bundandır ki çocukken böyle tablolar karşıma çıkardı, böyle ortamlarda bulunurdum. Bütün bu söylemlerden öylesine bunalmıştım ki, bir gün ağabeyime bu konuyu açtım. “Bir Kur’an-ı Kerim alacağım, cep boy ve yanımda taşıyacağım, “günah” dediklerinde çıkaracağım onu ve şöyle diyeceğim: “Hadi gösterin nerde yazıyor?”. Çocuk aklı işte, kendimce bulduğum bir çözümdü bu…

Tabii bu zihniyetleri bu şekilde değiştiremeyeceğimi büyüdükçe anladım. Her yaşta insan farklı düşünüyor, olgunlaşmanın getirmiş olduğu denge ile insan daha akıllıca düşünmeye yönleniyor. Ne demiş Rus yazar Tolstoy “Değiştirebildiklerinizi değiştirin, değiştiremediklerinizi kabullenin.” Ben bu cümleyi hep aklımda tutarım, çok lazım oluyor.

Evet, şimdi o kız çocukları ezik büyüdükleri yuvalarından uçup kendi yuvalarını kuruyorlar ve kendi kurdukları yuvada da ezik yaşamaya devam ediyorlar. Kendini savunamayan, çoğu şeyi içine atan, aynı zamanda çok sabırlı ebeveynler oluyorlar. “Ağaç yaşken eğilir” demiş atalarımız, sonradan bu huyu değiştirmek mümkün mü? İstediği kadar uğraşsın, bunu temelinden değitirmesi çok zor. Çok elzem durumlarda belki farklı tutumlar takınabilir ama yine de o aynı kişidir. Kötü huylarını törpüleyip daha iyi bir hale gelebilir insan, fakat elmas yine elmastır, altın yine altın. Özünü değiştiremezsin.

Doğuştan gelen özelliklerin yanında insanın yaşam koşullarına göre şekillenen kişiliği zamanla değişime açıktır. Ham madde aynıdır sadece şeklini değiştirebilir. Bu iyi yönde olursa hem kendine hem de çevresindekilere oldukça fazla etkileri vardır. Düşünsenize bozuk karaktere sahip birinin ülke yönettiğini? Neler olurdu, ne kadar insan bundan etkilenirdi? Ama bir yandan da sağlam karakterli bir insanın yönetici olması, nereyi yönetirse yönetsin, bulunduğu bölgeyi çok iyi yönde geliştirir. Çeşit çeşit insan var, hepsiyle karşılaşıyoruz, farklı deneyimler ediniyoruz. Allah iyi insanlarla karşılaştırsın, kötü huyluları ıslah etsin.

Bu bağlamda aile kavramının önemini bir kez daha anlıyoruz. Aile olmak, olabilmek kolay değil. Bir de çocuk sahibi olmak, onu yetiştimek büyük sorumluluk istiyor. Bir insan yetiştireceksek eğer buna önce kendimizden başlamamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü o çocuk büyürken anne ve babasını modeller. İyi bir ana baba olursak o da Allah’ın izni ile iyi olacaktır. Aynı zamanda onu eğitirken de çok doğru yönde bilgilendirmek gerekir. Çok dikkatli olmamız lazım konuşurken. Dilimiz serbest, herşeyi söyleyebiliyor. Ama ulaştığı yerde hasar bırakıyorsa hatalıyız demektir. Bir insanı doğduktan sonra şekillendiren, bir kalıba sokan, en önemli insan annedir. Çünkü anneler gibi olmaz babalar, ikisinin de yeri ayrıdır çocukta. Esas eğitimi anne vereceğinden, çocuğa karşı temkinli yaklaşmalı, konuşmadan ve yapmadan önce iki kere düşünmelidir. Her yaşta çocuğun psikolojisine göre davranmalı, kendini eğitmeli, çocuğu da ondan sonra eğitmelidir. Çünkü eğitim önce ailede başlar, sonra öğretmenler devreye girer ve en son eğitmen de hayattır.

Hayatta başarılı bireyler yetiştirelim. Onlar zararlı değil, faydalı insanlar olsunlar. Bulundukları yerlerde insanların yüzü aydınlansın. Böyle bireyler yetiştirebilmek içinse önce kendimizi yetiştirelim. Güvensizlikler, sevgisizlikler ortadan kalksın. Bunlar bizim elimizde, biz kötüye kötüyle değil, iyilikle karşılık verirsek, belki çocuklarımıza iyi bir dünya bırakma şansımız olur. 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
On sene sonra faizler yükselirse ne olacak?
On sene sonra faizler yükselirse ne olacak?
İtalya'nın kabul etmediği göçmenler İspanya'ya ulaştı
İtalya'nın kabul etmediği göçmenler İspanya'ya ulaştı