Advert
Gündem Dersi: Barış ve Savaş
H-Karşıyakalı

Gündem Dersi: Barış ve Savaş

Bu içerik 678 kez okundu.
Advert

Birbirine en yakın ve en uzak gerçek. Savaş ve barış. Türkiye gerçeği. Dünyanın en zor işi bu memlekette barış. Barış diyenler tutuklanırken, hapse atılırken, vurulur bombalanırken zor bir iş barış.

Savaş ise dünyanın en kolay işi egemen güçler için. Çünkü onların besin kaynağı savaş. Çünkü onların yönetim tarzı, yönetim kuralı ve yönetme alışkanlığı savaş üzerine kurulu. Tüm deneyimleri savaş yüklü. Bunun için savaş ve barış birbirine bir o kadar uzak, bir o kadar yakın ama bir o kadar zor bir iş. Egemenler hep egemen kaldığı için, egemenler hep yöneten olduğu için.

Gündemin dersi savaş ve barış bu memlekette. Dersin konusu savaş ve barış olunca durup düşünmek gerekir. Koca bir savaş bölgesinin üssü durumunda memleket. “savaşı zenginler çıkartır, yoksullarla yürütür” diye bir söz var. Yoksullar kendi gücünden yoksun, kendi kaderlerini kendi elleriyle tayin etmedikçe hep böyle sürüp gidiyor dünya hali. Böyle olunca da barış daha bir zor iş oluyor. Barış daha bir uzak düşüyor yaşamlarından yoksulların. Ölüm düşüyor günlerine o zaman. Barış demek bile günlerine ölüm düşmesi anlamına geliyor. Gündüzleri ölüm düşüyor yaşamlarına, geceleri ölüm düşüyor.

Bölge tam bir savaş coğrafyası. Bölgemiz kan gölü bu yüzden. Ya memleket? Ya memleket neresinde bunun? Gazetelerin manşetlerine bakın. Ajansların haberlerine bakın. Kare kare resimlere bakın. Okuyun ve anlayın. Ama iyi bakın, iyi görün, iyi okuyup anlayın. Görüntüler ekranlara yansıyor. Televizyon ekranlarına yansıyan fotoğraflara bakın. Bir kent ortasında bir Kültür Merkezi bahçesinde patlatılan bombaya ve 33 parçaya bölünmüş yüreklere, genç bedenlere, genç yüreklere ve çığlık çığlığa ölümlere bir bakın. Düşleri ve gülüşleri kalıyor aklımızda. Saklımızda düşleri ve gülüşleri kalan gencecik insanlar. Savaşın pimi çekilmiş hali. Savaşın yeniden başlangıç hali. Savaşın korkunç hali. Savaşın gelecek hali.

Bir kent meydanında çırılçıplak bir kadın yatıyor boylu boyunca. Savaşın insanlık hali, savaşın kadın hali, çürüten hali, insanlığı tüketen hali. Bir kent sokaklarında savaş aracının arkasına iple bağlanmış bir insan sürükleniyor. Savaşın insan hali, savaşın genç hali, sürüklenen insanlık hali, savaşın ölüye saygı hali. Gülücükleri tel sınırlarda tel örgülere asılı kalan çocuklar, düşleri soğuk namlulara düşen çocuklar, bedenleri sahile vuran çocuklar, kurşunlara hedef olan çocuklar, savaşın çocuk hali, insanlığı çürüten hali. Ağrı’dan Van’a, Dağlıca’dan Cudi’iye, Gever’den Bismil’e gencecik askerlerin yaralı bedenleri sırtlanmış, tabutları omuzlarda. Savaşın asker hali. Savaşın haki rengi. Savaşın yoksula vuran vurduran hali. Gazeteciler tutuklanıyor, dövülüyor, tehdit ediliyor, kafasına silah dayanıyor, “yazma, çekme, verme, konuşma, söyleme, görme, duyma, bilme” deniyor. Savaşın basın hali, basında savaş hali. Göç yollarında zulüm, göç yollarında denizlerde ölüm, denizlerin ölü denizlere dönüşü. Savaşın göç hali, göçürten hali, göçmen hali. Bombalarla yakılıp yıkılmış kentler, kurşunlarla delik deşik olmuş sokaklar, duvarlar, evler. Savaşın kent hali, savaşın sokak hali. Cümle canlılar telef olmuş, cümle canlılar barınaksız kalmış, cümle canlılar yerlerde çürümüş. Savaşın canlı hali. Savaşın canlılara bedeli. İstesek de, istemesek de halkların bölünmüş, evlatların ölünmüş hali savaş.

Fotoğrafların dili yalın, fotoğrafların dili keskin, fotoğrafların gözü açık. Fotoğraflarda giz yüklü. Fotoğraflarda tarih yüklü. Saklamıyor hiçbir şeyi.

İtirazımız olmalı savaş haline dünyanın. Bu kirli savaşa dur demeliyiz her yer de her zaman. Kolay olmasa da demeliyiz. Savaşsız bir dünya, savaşsız bir memleket istemeliyiz. İnsan yanımızı korumak, yaşamak ve yaşatmak için istemeliyiz. Ölen, öldüren olmamak için savaşa hayır demesini bilmeli, öğrenmeliyiz. Bu gündemin dersinden iyi ders almalıyız. Savaşa karşı barış için sesimiz çıkmazsa, çoğalmazsa sesimiz; ellerimiz birleşmezse, daha çok kavuşmazsa birbirine, yüreklerimizi birbirine çatmazsak, haykırmazsak hep birlikte, sokaklara daha çok ölüm düşecek, siperlerde daha çok ölüm yatacak. Bilelim, omuzlarımızda savaş tabutlar taşıtır, barış ise umut. Savaş ölüm çanları çaldırtır, barış ise aydınlık sabahlara uyanmayı.

Evet, barış bizim işimiz. Ve öyle kolay da değil bu iş. Emek istiyor. Emekçinin emeğini istiyor ve iradesini. Evet, Barış soframızdaki ekmeği büyütür. Bugün neredeyse bu güzelim memlekette barış demek suça dönüşüyor, barış istemek mahkemelik oluyor. Sonuç olarak bu dersin öğrettiği bir gerçek de şu ki, barışı savunurken yargılanmak da var, vurulmakta bugün. Ama onurlu bir iş barış. Onurlu bir dava. Onurlu bir istek, onurlu bir ses.

Ancak barış olması için, önce halklar eşit olacak. Sonra halklar kardeş olacak. Biri et biri tırnak olmayacak. Halklar kimlikleriyle, inançlarıyla, düşleriyle özgür olacak. Sömürü de Zulüm de yok olacak. Kula kulluk olmayacak. Dağlarında bahar, sokaklarında bayram olacak o zaman dünyanın. Ve, ve, ve de güzelim memleketin.

1915 olmayacak, Dersim olmayacak. Eşkıyaya çıkıp adı 33 kurşun olmayacak. 6-7 Eylül olmayacak, Maraş olmayacak, Gazi olmayacak. Sivas olmayacak, Çorum olmayacak. Roboski olmayacak, Suruç olmayacak. 33 yerinden yara almayacak yüreklerimiz. 33 parça olmayacak bedenlerimiz. Mezarsız ölülerimiz, kayıp gençlerimiz olmayacak. Çocuklar oyuncaklarıyla oynayacak doyasıya. Çocuklar çocuk olacak, anasız babasız kalmayacak. Motorları maviliklere sürecek, şeker de yiyecek ve balonları uçuracak gökyüzüne.

Cebo’nun ağzı yırtılmayacak, haykıran sesi duyulacak. Birlikte gidip ayrı dönenler , düşleriyle Yoldaş olanlar Cebo, Çağdaş, Polen , Büşra, Cemil , Ezgi, Alican, Duygu, Hatice Özgen, İsmet, Bahar, Ece, Okan, Uğur, Mutlu, Emrullah, Koray, ve Keke ve …. ve …. ve …. Çocuk Parkı, kütüphane, kuracaklar istedikleri yere. Bombayla buluşmayacak gül tenli bedenleri.

Sesini yitiren olmayacak kentlerimiz. Çığlıkları yanan şehirlerimiz olmayacak. Boşaltılan, Yakılan, yıkılan yaylamız, ormanlarımız, köylerimiz olmayacak.

Daha ne gerek barış için? Barış olması için daha ne gerek? Önce bunlar olmalı. Sonra adalet. Halkın adaleti. Halkın vicdanı. Barış için adalet.

İşte o zaman, “işte barış”, “barış işte” diyeceğiz tüm dillerde. Hayat bayram olacak.

Barış zor iş vesselâm. Barışı Düşlerinde gerçeğe dokunanlar, Düşlerinde gerçeği yaşayanlar ve yaşatanlar getirecek.

Barış güzel bir düş. Düşlerinin peşinde koşanlara selam olsun. O güzel düşlerine binip gidenlere, o güzel düşlerine kanat vurup uçanlara selam olsun!

Bu memlekete barış ve adalet gelecek. Gelecek, mutlak gelecek, umut yüklü yüreklerle gelecek.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Efsane, Amansız Hastalığına Yenik Düştü
Efsane, Amansız Hastalığına Yenik Düştü
May'den 'anlaşmasız Brexit' açıklaması
May'den 'anlaşmasız Brexit' açıklaması