Bilgehan Pamuk
Bilgehan Pamuk
Giriş Tarihi : 07-01-2016 22:47

Şeriyye Sicilleri Işığında Ayntâb’ın Hukuk Tarihine Bakış

Güneydoğu Anadolu’nun seçkin şehirlerinden olan Gaziantep, tarih boyunca önemli bir stratejik konuma sahip olmuştur. Doğuda İran, güneyde ise Araplar ile asırlarca yakın siyasî ve kültürel etkileşim içerisinde varlığını sürdürmüştür. Coğrafî konum itibariyle kuzeyden güneye, doğudan batıya giden ana yollar da Ayntâb’ta kesişmiştir. İpek Yolu, şehrin ticarî hayatını her zaman canlı tutmuştur. Ayntâb, gerek Selçuklular gerekse de Memlûklular ve Osmanlılar döneminde Anadolu’nun dikkat çeken şehirlerinden birisidir. Günümüzde “Gaziantep” olarak kullanılan şehrin ismi geçmişte; “Ayntâb”, “Ayıntâb”, “Hantab”, “Hamtab”, “Hatab”, “Entab”, “Anteb”, “Gaziayıntâb”dır.

Anadolu veya Ortadoğu üzerinde hâkimiyet kurma düşüncesi olan pek çok devlet, askerî ve ticarî yolların birleştiği ve zirai üretiminin de verimli olduğu Ayntâb ve havalisini almak için birbirleriyle kıyasıya mücadeleye girişmişlerdi. Bu bağlamda Ayntâb; Hitit, Mitanni, Med, Asur, Pers, Makedonyalı İskender, Selefkos, Roma, Doğu Roma (Bizans), Sasanî, Müslüman Arap, Emevî, Abbasî, Selçuklu, Edessa Haçlı Kontluğu, Fatimi, Eyyübi, Dulkadirli, Memluklu ve Osmanlı egemenliği altına kaldı.

Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Suriye arasında gerek askerî ve gerekse iktisadî bakımdan stratejik bir konumda yer alan Ayntâb, Osmanlı hâkimiyetine girdikten kısa bir süre sonra yeni bir idarî yapılanmaya dâhil edildi. Kısa sürede idari yapılanma çerçevesi içerisinde merkezi otoriteyi temsil etmek üzere bir subaşı ile kadı tayin edildi. Kadı, Ayntâb’da gerek idari, gerek beledi ve gerekse askeri görevleri yerine getirmekle birlikte adaleti tesis etmeye çalışan makamdı. Kadı, yaptığı işlemleri ve aldığı kararları Şer‘iyye sicilleri kaydetmekle mükellefti.

Şer‘iyye sicilleri, kadı defteri, kadı sicili, kadı sicilleri, zabt-ı vekayi veya şer‘iyye sicil defterleri gibi çeşitli sözlerle adlandırılmaktadır. Şehir tarihi çalışmaları için son derece önemli arşiv malzemesi olan Şer‘iyye sicilleri, Osmanlı Devleti’nde kadıların vermiş olduğu mahkeme kararlarını, İstanbul’dan gönderilen adaletnâme, ferman, hatt-ı hümâyûn, hüküm, berât, tahrirleri, valilerin yazdıkları buyrulduları, vakıf tevcihlerini, anlaşmazlıkları, vergi taksimlerini, kadılara arz edilen çeşitli şikâyetleri, kadıların İstanbul’a gönderdikleri çeşitli konulardaki i’lamları ihtiva etmektedir. Bu açıdan bakıldığından şehirlerin iktisadi ve sosyal yaşantısının anlaşılmasında önemli bir katkı sağlayan eşsiz kaynaklardandır.

Ayntâb Şer’iyye Sicilleri’nin, 1531 yılından 1910 yılına kadar ki 379 senelik süre içinde, 50.000′den fazla belge altında 175 ciltlik bir koleksiyon hâlinde günümüze geldiğini, Şer’iyye Sicillerinin boyu yaklaşık 40 santim ve eni 16-17 santim arasındaydı. Ayntâb şer‘iyye sicillerinin şehir tarihi araştırmalarında çok önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çekenler arasında Şakir Sabri Yener, Hulusi Yetkin ve Gaziantep tarihi ile ilgili çok sayıda araştırması bulunan Cemil Cahit Güzelbey’di. Güzelbey, 1965 yılında kaleme aldığı bir yazısında, bahsedilen tarihlerde siciller üzerine bir araştırma ve incelemenin henüz yapılmadığı, Ayntâb ve çevresinin tarihinin yeterince ortaya konulamadığından bahsetmişti. Gelecekte bu sicillerin konunun uzmanları tarafından tetkik edileceğini ancak hiç olmazsa şimdilik sicillerin gözden geçirilerek fihristlerinin hazırlanmasının yararlı olacağını vurgulamıştı. Sonraki tarihlerde kendisi siciller hakkında araştırmalar yapmış ve bazı dava örneklerini yayınlamıştı.

1990’lı yıllardan itibaren Ayntab Şeriyye Sicilleri akademik dünyanın yakından ilgilendiği çalışma alanları arasında yer almıştır. Pek çok üniversitede farklı fakültelerde bitirme çalışması olarak tez halinde incelendiği gibi gerek yüksek lisans ve gerekse doktora olarak derinlemesine incelenmiştir. 2010 yılında İbrahim Etem ÇAKIR,XVI. Yüzyılda Ayntab Şehri, isimli doktora tezi ve Zülfiye KOÇAK, Ayntab Şehri’nin Sosyal ve Ekonomik Yapısı (1600–1650) isimli doktora tezini tamamlamışlardır. 2014 yılında ise Semiha Zehra ÖZHARAT, IV. Mehmed Döneminde Ayntab Şehri’nin Sosyal ve Ekonomik Tarihi (1648 – 1687) adlı doktora tezini Ayntâb Şeriyye Sicillerinden istifade ederek bilim dünyasına kazandırmışlardır.

Ayntâb Şeriyye sicillerinin verdiği kıymetli bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla mahkemelerde görülen yargılama işlemlerinde alenilik ile sözlü savunmanın esastı. Gıyabi yargılama yapılmamasına riayet edilirdi. Davalarda alenîyet ilkesi çerçevesinde gerçekleştirilirdi. Dava tutanağının altındaki kısımda şuhûdü’l-hâl başlığından sonra yer alan isimler, davanın alenîyet ilkesine uygun olarak yapıldığını göstermektedir. Şuhûdü’l-hâl olanlar mahkemenin işleyişine karışmazdı. Yargılamada sözlülük ilkesi çerçevesinde davalı ve davacının beyanları sözlü olarak alınarak mahkeme tutanaklarına kaydedilirdi.

Ayntâb’da yargılama sırasında Hanefî mezhebinin gıyapta yargılama yapılmaması ilkesi gereğince taraflardan birisinin mahkemede hazır bulunmayışı davanın ertelenmesine neden olurdu. Mahkemenin çalışma saatleri yönünden mahkemenin devamlı açıktı. Nitekim 1541 yılında Ayntâb mahkemesine başvuran Tatar binti Mehmed yani Mehmed kızı Tatar’ın, kocası Yakub bin Yusuf’un yedi yıldır mutlak surette kayıp olduğunu bildirip boşanma talebinde bulundu. Hanefî mezhebi içtihatlarına göre kocası kayıp olan bu kadının boşanması çok zor olduğu için, mahkeme tarafından Mevlânâ Hacı bin Ethem’i nâib tayin edilerek İmam Şâfî’nin görüşü çerçevesinde nikâhın fesh olunmuştu.

Ayntâb Şeriyye Sicilleri’nde yer alan ceza ve hukuk davalarında hüküm tesis edilirken şehadet, yemin, ikrar, yeminden nukul, yazılı vesikalar, karine, kasâme gibi ispat vasıtalarından yararlanılırdı. Şahitlik ve ikrar, ceza ve hukuk davalarında en fazla kullanılan ispat vasıtalarıydı. Yargılamada, kişinin suçsuzluğu ve masumiyet karinesi esas alındığını, bir kimse suçu ispat edilene kadar suçsuz kabul edildiğini, yargılama genellikle çabuk yapılmakta ve davalar tek oturumda karara bağlandığını, kadı konumundaki mahkeme başkanının, gerekli hallerde soruşturma yaptığını, soruşturma safhasında elde edilen bilgi ve delillerin mahkemeye ibraz edilerek dava sonuçlandırılırdı.

Sonuç olarak Ayntâb Şer’iyye Sicilleri, Osmanlı Devleti’nde kadı mahkemelerinde görülen davaları oluşturduğunu ve kadı tarafından görülen idarî işlerle ilgili işlemlere yer veren defterlerdir. Şer’iyye sicillerinin o dönemi tanıma ve kavrama bakımından oldukça önemli kaynaklardır. Osmanlı Devleti’ni daha iyi anlayabilmek için, tarihî, hukukî, iktisadî, sosyal, idarî ve askerî alanlarda Şer’iyye sicillerinin titizlikle incelenmesi gerekmektedir.

 

￿ Gaziantep Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, bilgehe@yahoo.com
NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Fenerbahçe 6 2
  • 2 Alanyaspor 6 2
  • 3 Sivasspor 3 1
  • 4 Yeni Malatyaspor 3 1
  • 5 Yukatel Denizlispor 3 1
  • 6 Antalyaspor 3 1
  • 7 Çaykur Rizespor 3 1
  • 8 Beşiktaş 3 2
  • 9 MKE Ankaragücü 2 2
  • 10 Trabzonspor 1 1
  • 11 Konyaspor 1 1
  • 12 Kayserispor 1 2
  • 13 Kasımpaşa 1 2
  • 14 Gençlerbirliği 0 1
  • 15 Galatasaray 0 1
  • 16 Medipol Başakşehir 0 2
  • 17 Göztepe 0 2
  • 18 Gazişehir Gaziantep 0 1
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Frankfurt Başkonsolosluğunun
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Avrupa Olay Gazetesi 87.Sayı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA