YAŞAM
Giriş Tarihi : 12-02-2020 16:13   Güncelleme : 12-02-2020 17:52

Bir Düğün ve Bir İzlenim

8 Şubat'ta Hagen de Ezgi ve Efkan adlı gençlerin düğünü vardı.

Bir Düğün ve Bir İzlenim

 

 Almanya doğumlu Ezgi'nin bir yanı Malatya, bir yanı Antep. Yine Almanya doğumlu Efkan'ın da bir yanı Tokat, bir yanı Sivas. Üçüncü kuşak göçmen kökenli Almanya'lı ikiside. Doğdukları ülkenin kültürü, sosyal yaşamıyla, kökenini taşıdıkları Türkiye'nin kültürel, sosyal etkilerinin izlerini taşıyan, yaşayan göçmen gençler. Kendilerini Almanca daha rahat ifade ediyorlar. Türkçeleri kırık. Türkçe Konuşurken cümlenin yarısını Almanca kelimeler kullanarak konuşuyor. Üçüncü kuşak gençliği resmediyor tam anlamıyla. 60 yılına gelen göçmenliğin evrimsel gelişimini gösteriyor bize. İlişkilerinde, diyaloglarında, dillerinde, yaşam alışkanlıkları, aile bağlarında da bunu görmek olası. İki kültür arasında kalmışlığı da ifade ediyor. Düğün geleneksel bir bağ.

Düğüne davet ettikleri, sevinçlerini, mutluluklarını paylaşmak istedikleri insanlar, aileleri, aile dostları, arkadaşları, iş ve yaşam alanındaki çevrelerine bakınca da yerellik, yöresellik yanında doğup yaşadıkları ülkenin, parçası olmaya çalıştıkları toplumun izleri iz bırakacak düzeyde belirgin. "baş yastığa eş olma" tercihlerinde de çok kültürlü, dil, din, ırk, ulus ayrımı yapmayan özellikler baskın. Geri geleneksel bağlardaki olumlu anlamda ileriye doğru bir çözülmeyi, kopuşu gösteriyor. Önemli bir gelişme. Türklerle Kürtler birbirleri arasındaki ilişkilerin iyiliği, dostluğu, hatta eşitliği anlatmak, ifade etmek için "birbirimizden kız alıp vermişiz, hısım akraba olmuşuz" derler. Evet, halklar arasında bu ilişki bütünü var, araya başka etmenler, egemen siyaset, halkları birbirinden ayıran, bölen hatta düşmanlaştıran söylem, yaklaşım, zihniyet girmezse "gül gibi geçinip gider" halklar, insanlar. Şimdi aynı söylem bir Alman, Afrikalı, İngiliz, Fransız ya da başka halklar içinde geçerli. "birbirimizden kız alıp vermişiz, hısım akraba olmuşuz".

Bunu düğün salonunu dolduran insanlara baktığımızda çok rahat görürüz. Ezgi ile Efkan'ın düğününde, salonda buluşanlara, aynı halaya duranlara, piste oyun oynayanlara bakınca da gördüm. Gıptayla baktım, sevinç duydum gençler ve aileler, insanlar adına. Kürdü, Türkü, Almanı, Afrikalı, Fransızı, Arabı ve diğer haklardan insanları aynı çatı altında görmek, sevinci ortak paylaşmak güzeldi. Nazım Hikmet'in "Kardeşlerim, / Bakmayın Sarı saçlı olduğuma, / Ben Asyalıyım. / Bakmayın Mavi gözlü olduğuma / Ben Afrikalıyım" deyişi geldi aklıma. Kendimi Nazım Hikmet gibi hissettim. Nereli oldukları, nerede doğdukları değil önemli olan, asıl önemli ve değerli olan insan, sadece insan olmalarıydı.

İşte, "Kocaman dünyam benim.

Kulübede bir ölüm,

Dağbaşında bir ışık,

Kafeste bir kanarya,

Saksıda bir tohumcuk,

Bilinende acım benim,

Bilinmezde kurtuluşum" dediği gibi Hasan Hüseyin'in.

 

Yani, "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine" bu davet bizim, bu hasret bizim, bu hayat bizim.

Şen bir düğünden güzel bir insanlık ailesi olmanın güzelliği düştü gözlemime. Kürdü, türkü, Almanın, Afrikalı, kısacası bütün halkların inancı, dili, müziği, türküsü, şarkısı, ezgileriyle halklar bahçesinin insanları bu karede. Birer birer ve hep beraber kardeşçe bir orman gibi aileyiz bu hayatta. Bu hayat bizim.

"An'lar anlatılamaz,

Yaşanır,

Ve bir Alaboraysa yaşam,

Her şey yaşanarak anlaşılır" dedigi gibi şair Yılmaz Odabaşı'nın. Yaşayarak, yaşanarak anlaşılan An'dı yaşadığımız. Antep elinden, Malatya dilinden, Tokat yollarından, Sivas sazı sözünden buluştuğumuz an'dı. Ezgi ile Efkan'ın düğünüydü halaya katan bizi.

Gurbette, göçmen yaşamımızda Mülteci ömrümüz, Sarı, Siyah, Beyaz tendi tenimiz, tüm insanlık ailesinin teni ve dili bizdendi, hayat bu, biz hayattık. "Küçük bir düş konar avuçlara, / Tüm türkülerin dili baharca" dediği gibi bir andı şair Nevin Koçoğlu'nun.

Gökyüzü herkesin, yeryüzü de herkese yeter, türkülerin dili sevda, dili bahar oldukça.

Ey geleceğimiz dediğimiz gençlerimiz, aklın ve yüreğinin sesini birleştirerek yaşam yolunda yürüyen gençler, emekçi insanlar, Siz mutlu mesut yaşayın, biz tanığı olalım, paylaşalım sevincinizi. Çünkü, "yaşamak güzel şey, umutlu şey".

H. TOY / Wüppertal