YAŞAM
Giriş Tarihi : 13-03-2020 20:48

ASIL MARİFET YAŞADIM DİYEBİLMEKTE

Bugün yazıma yine sizlere sıcak bir duyguyla, sıcak bir düşle merhaba diyerek başlamak istiyorum.

ASIL MARİFET YAŞADIM DİYEBİLMEKTE

 

Değerlere değer katan çok kıymetli okuyucularım. İnsan yaşamı kısa, öyle ki bugün varız, yarın yokuz. Bugün buradaysak, yarın bir başka yerdeyiz. İnsanoğlu bir kanatlı kuşa benzer derler bunun için. Nerede, nasıl bir durumda olacağımızı aklımız kesmiyor.

Yaşamak güzel. Yaşamı her durumda ciddiye almak gerekir, bu nedenle yaşadın mı büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın. İnsanın hayatta geriye dönüp baktığında ‘Yaşadım’ diyebilmesi önemli. İnsanın yaşamını anlamlı kılan da yaşadım diyebilecek kadar onurlu, mutlu yaşaması, yaşama kattıkları, yaşamda insana dair, insanlığa dair, yeni ve güzel değerler üretmesi, katmasıdır. Geleceğe taşınacak, gelecekte de anılacak şeyler olmasıdır. Ve en güzeli de insanın bunu insanlarla, büyük insanlık ailesiyle paylaşması, paylaşabilmesidir.

Yaşam zorluklarla, yaşam yolu engellerle, engebelerle dolu. Düz bir çizgide ilerlemiyor yaşam. Bu nedenle yaşam bir mücadeledir. Umutlarınız, düşleriniz, özlemleriniz için mücadeledir. Tek tek ve hep beraber verilen bir mücadeledir. Zoru yenmek, engelleri aşmak, düşü gerçek kılmak, uzağı yakın kılmak mücadelesidir. ‘Hasretinden prangalar eskittim’ dediğine kavuşma mücadelesidir. İnsanın yaşamını anlamlı kılan da bu olmalı. İnsan sosyal bir varlık olduğu kadar toplumsal bir varlıktır aynı zamanda. Bireysel sorunlara olduğu kadar toplumun sorunlarına da duyarlı ve ilgilidir. Üç maymun misali konuşmayan, görmeyen, duymayan değildir. Bunun için birlik olmalı, diri olmalı, güçlü olmalıdır. Yaşamak adına, bugünden yarına en güzel çağrı da sanırım bu olur.

Duygu dünyamı biraz olsun dindirmek için yürek aşkım memleketime ziyarette bulundum. Böyle anlarda bir türkü mırıldanırım, ‘Bir seni özledim, bir de memleketimi’ diye. Her gelişimde bir başka güzellikler içerisinde bulurum kendimi. Her gelişimde bir başka güzelliklerini keşfederim memleketin. Bu beni mutlu eder, bu beni sevinçli kılar. Değişimin rüzgârını hisseder, değişimin rüzgârına kaptırırım kendimi. Bu da bana büyük bir çalışma azmi verir, büyük bir enerji katar çalışmalarıma. Bu azim ve kararlılık, bu enerji ile hep yeni şeyler yapmak, hep yeni güzellikler katmak isterim yaşamıma ve başkalarınınkine. Bunu sizlerle, sevdiklerimle paylaşmak isterim her daim. Bu da yine bana başka bir yaşam sevinci verir, yaşama istek ve arzumu kamçılar.

Her şey değişiyor bu memlekette, ama yavaş, ama hızlı. Her şey değişiyor, ama zorlu, ama sancılı. Eskiyle yeni, geri ile ileri, çürüyen ile yeşeren, ölümle yaşam arasındaki mücadeledir değişim. Gelişme denilen de budur. Gelişme dediğimiz de buradan olur zaten. Rüzgâr, bu mücadelenin hem yaratımı, hem üretimi, hem de etkisidir. Doğada ve toplumda değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. İnsanlık bu değişimin gerisinde kalmamalıdır. Bu değişimin geliştirdiği rüzgârı iyi algılamalı, iyi hissetmeli ve görmelidir.

Değişim demişken, Avrupa’da parlayan bir yıldız olan Avrupa Olay adlı gazetemiz yüz yirmi sekizinci sayısını çıkardı. Almanya’nın tüm şehirlerinin tren istasyonlarındaki gazete ve dergi bayilerinde, gazete-kitap tezgahlarında her zaman ki yerini aldı. Değişen bir şehrin değişimini hisseden ve yakalayan bir gazete olmak iddiasındayız. Değişim adına kat ettiği yolu her geçen gün artıran ve bu yolda emek verenleri birleştiren olmayı amaçlıyoruz. Kimi yazılarıyla, kimi görüşleriyle, kimi resimleriyle, kimi fotoğraflarıyla, kimi maddi ve manevi katkılarıyla Avrupa Olay Gazetemize sahip çıkıyor, gücüne güç katıyor. Avrupa Olay Gazetemiz, yüz yirmi sekizinci sayısında da bu iddiasını koruyor, bu amaca uygun çalışmalarını sayfalarında sizlerle paylaşıyor.

Şahsım adına emeği geçen herkesi kutluyorum. Başarılı çalışmalara imza atan, yürek ve emek işçisi herkesin başarılarının daim olmasını isterim. Şehrimizi tanıtan, şehrimizin bir turizm kenti olması için çalışanların daha büyük özveride bulunmaları, daha bir yoğun çalışma içinde olmaları gerekir. Hiç bir zaman ‘Bu kadar yeter’ dememeliyiz. Avrupalı Türkler olarak, Eğer değişimi geliştirmek, rüzgârı güçlendirmek büyütmek istiyorsak, büyük ve köklü, kültürlere, tarihi kültürel mirasa sahip bir kentin gelişimi için bu kadarı yeter, bu da yeter denmemelidir.

Bir kentin hayatı, bir şehrin hikayesi o kent ya da şehirde yaşayanların hayatlarından ve hikayelerinden oluşur birazda. Dünden bugüne, bugünden yarına taşınan hayatlar ve hikâyelerdir bunlar. İnsanların tüm yaşadıklarını koynunda tutar özlemle. Acılarının da sevinçlerinin de, umutlarının da özlemlerinin de yurdudur doğmuş oldukları topraklar.

Memleket özlemiyle. Hep birlikte, dayanışma inceliğini yaşatmanın zamanı !