SAĞLIK
Giriş Tarihi : 06-11-2020 19:16   Güncelleme : 06-11-2020 19:16

Radyasyona ve bazı kimyasallara maruziyet lösemi riskini artırabiliyor

Çocukluk çağında en sık görülen kanser türü olan lösemilerde, bazı çevresel faktörlerin etkili olabileceği belirtildi.

Radyasyona ve bazı kimyasallara maruziyet lösemi riskini artırabiliyor

Radyasyona ve bazı kimyasallara maruz kalmanın, kandaki beyaz kan hücrelerinde oluşan kanser türü olan ve kan kanseri olarak bilinen lösemi riskini artırabildiği belirtildi.

AA muhabirinin, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünden edindiği bilgiye göre, lösemi normalde farklı tiplerde kan hücrelerine dönüşecek olan hücrelerden köken alan kanserler olarak tanımlanıyor ve çocukluk çağında en sık görülen kanser türü olarak dikkati çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) verilerine göre, 2018 yılında dünyada 91 bin 463 vaka bildirildi. Bu haliyle çocukluk çağında görülen tüm kanserlerin üçte birini lösemi oluşturuyor.

Çocuklarda her yıl 300 bine yakın kanser görüldüğü dikkate alındığında, dünya genelinde her yıl görülecek lösemi olgu sayısının yaklaşık 100 bin olduğu değerlendiriliyor.

Türkiye'de Türk Pediatrik Onkoloji Grubu (TPOG) ve Türk Pediatrik Hematoloji Derneği (TPHD) 2009-2019 verilerine göre, tüm çocukluk çağı kanserlerinin yüzde 25,7'sini, Sağlık Bakanlığı verilerine göre de tüm çocukluk çağı kanser vakalarının yüzde 32,3'ünü lösemi oluşturuyor.

"Çocukluk çağı lösemileri yüzde 80 oranında tedavi edilebiliyor"

Çoğu çocukta belirti vermeden önce, löseminin erken teşhisi için yaygın olarak kullanımı önerilen bir kan tetkiki veya diğer tarama testleri bulunmuyor. Çocukların doktora gitmesini sağlayacak belirtilere yol açtığında çocukluk çağı lösemilerine sıklıkla tanı konabiliyor. Başvuru sonrasında hekimler tanı koyma sürecinde lösemiye işaret edebilecek kan testlerini uyguluyor. Lösemileri erken saptamanın en iyi yolunun, söz konusu hastalığın olası belirtilerinin gözden kaçırılmaması olduğu belirtiliyor.

Lösemi riskinin yüksek olduğu bilinen çocuklarda (Li-Fraumeni sendromu veya Down sendromu gibi) birçok hekim durumu yakından takip ederek, düzenli tıbbi kontrolleri sürdürüyor ve şüphe uyandıran hallerde ilave başka testler öneriliyor.

Lösemi, kansızlık (anemi), enfeksiyonlara yatkınlık, sık sık hastalanma, yüksek ateş, burun, diş eti, cilt altı gibi çeşitli kanamalar, ciltte sık sık çürük oluşumu, kesik oluştuğunda kanamanın güçlükle durdurulması, iştahsızlık, kilo kaybı, dalak veya karaciğerde büyüme, lenf düğümlerinde şişlikler, halsizlik, solukluk, çabuk yorulma, çarpıntı, kemik ve eklemlerde ağrılar, şişlik ve hareket kısıtlığı gibi belirtilerle kendini gösteriyor.

Tanı, hastanın şikayet ve muayene bulguları değerlendirilirken lösemi ihtimalinin göz önünde bulundurulmasına dayanıyor ve lösemi şüphesi sonrasında yapılacak kan testleri ile tanı netleştiriliyor. Ardından kemik iliği biyopsisi, özel kan testleri ve genetik testler uygulanıyor.

Çocukluk çağı lösemileri yüzde 80 oranında tedavi edilebiliyor. Hastalık, Türkiye'de de başarı ile tedavi edilebiliyor ve tedavi başarısı diğer ülkelerden farklılık göstermiyor.

Çocuklarda lösemi tedavisi devletin güvencesinde ücretsiz yapılıyor

İlaç tedavisi (kemoterapi), ışın tedavisi (radyoterapi), bağışıklık sistemini güçlendirme tedavisi (immünoterapi) ve kemik iliği nakli başlıca tedavi yöntemleri olarak yer alıyor.

Çocuklarda lösemi tedavisi devletin güvencesi altında olup, ücretsiz yapılıyor.

Türkiye'de lösemili çocuklara yapılan tüm harcamalar kurum kimliği ya da statüsü gözetilmeksizin (devlet hastanesi, üniversite hastanesi veya özel hastanelerde) karşılanıyor ve geri ödeme kapsamında bulunuyor. Bunun yanı sıra tedavinin gerektirdiği tüm ilaçlar ve kemik iliği nakli dahil tüm tedavi giderleri devlet tarafından karşılanıyor.

Çocukluk çağı lösemilerinin, yaşam tarzı ve çevre ile ilgili olası sebeplerinin çok az olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte, çevresel risk faktörü olarak radyasyona ve bazı kimyasallara maruz kalmanın lösemi riskini artırabildiği biliniyor.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) radyo frekans alanlarını, cep telefonu kullanıcıları arasında beyin tümörleri için olası bir risk artışına ve çocukluk dönemi lösemisi konusunda bulgulara dayanarak "insanlarda şüpheli kanserojen" olarak sınıflandırıyor. Bu nedenle, çocukların cep telefonu kullanmasına izin verilmemesinin önemine işaret ediliyor.