SAĞLIK
Giriş Tarihi : 02-01-2021 20:03   Güncelleme : 02-01-2021 20:03

Kovid-19 aşıları salgından çıkışın umudu oldu

Kovid-19'a karşı geliştirilen aşıların klinik denemelerde virüse karşı yüksek oranda etkili olması, Kovid-19 salgınının yaygın bir aşılama kampanyasıyla kontrol altına alınabileceğine dair umutları arttırdı.

Kovid-19 aşıları salgından çıkışın umudu oldu

Dünyada yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı bağışıklık sağlamayı amaçlayan aşı çalışmaları bir yıldan kısa sürede ilk sonuçlarını verirken, salgından çıkışın umudu oldu.

Umut bağlanan bazı aşı adaylarının binlerce deneğin katıldığı klinik denemelerde virüse karşı yüksek oranda etkili olması, Kovid-19 salgınının yaygın bir aşılama kampanyasıyla kontrol altına alınabileceğine dair umutları arttırdı.

İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu, 2 Aralık'ta Amerikan ilaç şirketi Pfizer ile Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucu ortağı olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in geliştirdiği Kovid-19 aşısının yaygın kullanımına onay verdi.

"Tescillenen ilk aşı"

"Dünyada tescillenen ilk Kovid-19 aşısı" olan BioNTech/Pfizer aşısına, ABD İlaç ve Gıda İdaresi (FDA) ve Avrupa İlaç Ajansı (EMA) da acil kullanım onayı verdi.

Aşı, İngiltere ve ABD'de insanlara uygulanmaya başlandı. İngiltere'de 91 yaşındaki Kuzey İrlandalı Margaret Keenan, ABD'de ise New York'ta çalışan 52 yaşındaki Afro-Amerikalı hemşire Sandra Lindsey, aşıyı ilk yaptıranlar oldu. Aşı, 27 Aralık'ta Avrupa ülkelerinde uygulanmaya başlandı.

BioNTech/Pfizer aşısının yanı sıra Amerikan biyoteknoloji şirketi Moderna'nın ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NIAID) ile geliştirdiği aşı da 19 Aralık'ta FDA'dan aldığı acil kullanım onayının ardından ABD'de uygulanmaya başlandı.

Aşı, ilk kez 21 Aralık'ta Connecticut eyaletinde Afro-Amerikalı hemşire Mandy Delgado'ya vuruldu. ABD Sağlık Bakanı Alex Azar ile Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Dr. Anthony Fauci, 22 Aralık'ta aşıyı yaptırarak yurttaşlara güvenli olduğu mesajını verdi.

Bu arada, İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu, 30 Aralık'ta Oxford Üniversitesinin İngiliz-İsveç ilaç firması AstraZenaca iş birliğinde geliştirdiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının yaygın kullanımına onay verdi. İngiltere'de tescillenen ikinci aşı olan Oxford/AstraZeneca aşısı, 4 Ocak'tan itibaren insanlara vurulmaya başlanacak.

Öte yandan, Çin'de ve Rusya'da üretilen aşı adaylarının acil kullanımına izin verilirken, potansiyel aşılar klinik deneme ve yaygın kullanım için başka ülkelerce tedarik edilmeye başlandı.

Dünyada 2021'de milyarlarca insana Kovid-19 aşılarının yapılması planlanıyor.

Türkiye, iki Kovid-19 aşısından 54,5 milyon doz alacak

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 25 Kasım'da yaptığı açıklamada, erken dönemde güvenilirliğini ve etkinliğini kanıtlanmış Çin menşeli inaktif aşı adayından aralık, ocak ve şubatta toplam 50 milyon doz satın almak üzere sözleşme imzalandığını açıkladı.

Sağlık Bakanı Koca, 25 Aralık'ta Almanya menşeli Biontech/Pfizer aşısından mart ayı sonuna kadar 4,5 milyon doz satın almak üzere anlaşmaya varıldığını duyurdu.

Çin'den satın alınan aşıların ilk partisi 30 Aralık'ta Türkiye'ye ulaştı. Aşı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca 14 gün içinde test edildikten sonra Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü koordinasyonunda aşılama programı başlayacak.

Dünya çapında "aşı seferberliği"

Aşı çalışmalarında bir yıldan az zamanda kaydedilen başarı, bu alanda benzeri görülmeyen bir seferberliğin sonucunda ortaya çıktı.

Geçen yılın sonunda Çin'de ortaya çıkan Kovid-19, 200'den fazla ülke ve bölgeye yayılarak salgına dönüştü. Seyahat kısıtlamaları, karantina ve sosyal mesafe tedbirleri virüsün küresel olarak yayılmasını durdurmayı başaramazken, salgından çıkışın umudu olarak görülen aşıyı geliştirme çalışmaları aynı anda birçok ülkede yürütülmeye başlandı.

Dünyanın birçok ülkesinde üniversiteler, araştırma kuruluşları, biyoteknoloji ve ilaç şirketleri, Kovid-19'a karşı bağışıklık sağlayacak potansiyel aşıyı geliştirmek üzere hummalı bir çabaya girişti.

Hükümetler ve uluslararası kuruluşlar, aşı çalışmalarına daha önce görülmemiş miktarlarda mali kaynak sağlarken, ilaç şirketleri henüz klinik deneme aşamasındaki aşılardan yüz milyonlarca doz üreterek büyük riskler aldı.

Olağan koşullarda, bir aşının geliştirilebilmesi için 10-15 yıl kadar süren uzun bir çalışma gerekirken, Kovid-19'a karşı aşı geliştirme çalışmalarında bu kadar hızlı mesafe katedilmesinde dünya çapında etkisini gösteren salgının yarattığı olağanüstü koşulların yanı sıra DNA teknolojisindeki ilerlemelerin etkisi oldu.

Virüsün DNA diziliminin açıklanması, aşı çalışmalarını hızlandırdı

Çin'in 11 Ocak'ta Kovid-19'un DNA dizilimini açıklamasının ardından dünyanın pek çok ülkesindeki araştırmacılar, genetik kopyasını ürettikleri virüs üzerinde laboratuvarlarda çalışmaya başladı.

Virüsün genetik diziliminin bilinmesi, aşı geliştirme sürecinin hazırlık safhasını hızlandırarak klinik denemelere hızla geçilebilmesinin yolunu açtı.

Öte yandan, Kovid-19'un genetik yapısının 2002-2003'te Çin'den dünyaya yayılan Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromu'na (SARS) yol açan koronavirüsle büyük ölçüde örtüşmesi, araştırmacılara SARS'a karşı aşı bulmak için yapılan geçmiş çalışmalardan yararlanma olanağı sağladı.

61 aşı adayı insanlar üzerinde test ediliyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 29 Aralık itibarıyla dünya genelinde 60 Kovid-19 aşı adayı, klinik denemelerle insanlar üzerinde test edilirken, 172 aşı adayı da klinik öncesi geliştirme aşamasında bulunuyor.

Klinik deneme aşamasına geçen 61 potansiyel Kovid-19 aşısından 13'ü birinci, 26'sı ikinci, 22'si ise üçüncü aşamada insanlar üzerinde test ediliyor.

Klinik denemeler 3 aşamada yapılıyor

Bir aşının yaygın olarak kullanılabilmesi için 3 aşamada insanlar üzerinde test edilmesi gerekiyor. Klinik denemelerin ilk aşamasında, az sayıdaki gönüllü sağlıklı denek üzerinde aşının güvenli olup olmadığı ve insanlar üzerindeki muhtemel yan etkileri araştırılıyor. İkinci aşamada, aşının bağışık tepkilerini uyandırmadaki etkinliği 100’den fazla denek üzerinde test ediliyor. Üçüncü ve son aşamada ise aynı işlem, binlerce denekle tekrarlanıyor. Tüm bu süreç, aylar ve hatta yıllar alabiliyor.