EĞİTİM
Giriş Tarihi : 20-03-2021 22:40   Güncelleme : 20-03-2021 22:40

Almanya’da uzaktan eğitim öğrencileri ve ailelerini olumsuz etkiledi

Almanya’da yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle uygulanan uzaktan eğitim hem ilk hem de yükseköğretimdeki öğrencileri ve ailelerini olumsuz etkiledi.

Almanya’da uzaktan eğitim öğrencileri ve ailelerini olumsuz etkiledi

Çin’de Aralık 2019’da Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyaya yayılan Kovid-19 nedeniyle Almanya’da tedbirler ilk kez Mart 2020'de alındı.

Bu tedbirler kapsamında okullar ve üniversiteler kapatıldı, uzaktan eğitim süreci başladı.

Almanya’da salgındaki ilk dalganın ardından Mayıs 2020'den itibaren ilk ve ortaöğretimde yeniden kademeli olarak yüz yüze eğitime geçildi, 2020-2021 eğitim yılı da Ağustos 2020'de bu şekilde başladı.

Ancak ülkede yeni vaka sayılarının artmasından sonra Aralık 2020'de okullar tekrar kapatılarak uzaktan eğitime geçildi.

Üniversiteler ve yüksekokullar ise Mart 2020'den bu yana kapalı tutuldu ve öğrenciler 1 yıl boyunca çevrim içi ders gördü.

Berlin Veliler Birliği Sözcüsü Norman Heise, Berlin Beuth Yüksekokulunda elektrik mühendisliği okuyan Yahya Durmaz, 8 yaşındaki Hikmet Salih Seren ile babası Sefa Seren, Kovid-19 salgınının eğitime ve aile yaşamına etkilerini AA muhabirine anlattı.

Berlin Veliler Birliği Sözcüsü Norman Heise, Kovid-19 salgınına hem ailelerin hem de okulların hazırlıksız yakalandığını söyledi.

Heise, daha önce dijital eğitim konusunda altyapısı bulunan okulların bu altyapıya sahip olmayan okullara göre uzaktan eğitime daha hızlı uyum sağladığına işaret etti.

Uzaktan eğitim gören öğrencilerde ve bunların ailelerinde de benzer durum yaşandığını ifade eden Heise, "Evde hızlı bağlantılı interneti, kendi bilgisayarı ve odası olan öğrenciler, örneğin ikiden fazla çocuğu olan, küçük bir dairede yaşayan ve mutfaktaki masada bir bilgisayarın başında toplanan ailelerdeki çocuklardan daha kolay bu durumun üstesinden geldiler." dedi.

Öğrencilerin eğitimindeki eksiklikler telafi edilmesi gerekiyor

Heise, en fazla endişe duyduğu konunun ise 1. ve 2. sınıf öğrencilerinin durumu olduğunu belirterek "Okuma, yazma ve hesap yapmayı öğrenmek profesyonel öğretmenlerle yapılan yüz yüze eğitimle olur. Bu alanda çocuklarına yardımcı olacak çok fazla veli yok. Buradaki eksikliklerin telafi edilmesi konusunda endişelerimiz var." ifadesini kullandı.

Gelecek yıllarda sıkıntı yaşanmaması için öğrencilerin seviyesinin tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Heise, öğrencilerin eğitimindeki eksikliklerin telafi edilmesi için tasarıların geliştirilmesini ve öğretmen eksikliği bulunan Berlin'deki okullarda daha fazla profesyonel eğitim personelinin görevlendirilmesini istedi.

Heise, okullarda uzaktan eğitim konusunda gerekli teknik donanıma da ihtiyaç duyulduğuna işaret ederek "2021’de Berlin'de çok yavaş internet bağlantısı olan okulların bulunması kabul edilemez." değerlendirmesinde bulundu.

Okullarda bu sorunun yavaş yavaş giderilmeye çalışıldığını ifade eden Heise, ancak evden uzaktan eğitim gören öğrencilere de teknik çözümlerin ve hızlı internet bağlantısı sağlanması gerektiğini kaydetti.

"Üniversiteyi kesinlikle böyle hayal etmedim"

Ekim 2019’da üniversiteye başladığını belirten Durmaz, eğitim gördüğü yüksekokulun salgın sebebiyle kapalı olduğunu, iki dönemden beri uzaktan ders gördüklerini, gelecek dönemin de aynı şekilde geçeceğini söyledi.

Durmaz, çevrim içi yapılan dersin sıkıntılarına işaret ederek "Profesör anlatıyor, biz de sadece dinliyoruz. Alabildiğimiz kadar notlarımızı alıyoruz. Materyal internete yükleniyor, onları okuyoruz. Yüzde 90 tek başımıza derslerimize çalışmaya çalışıyoruz." diye konuştu.

Salgın sebebiyle arkadaşlarıyla da ders çalışamadığını anlatan Durmaz, “İki dönem boyunca on-line olarak evde tek başıma üniversite okuyorum. Gerçekten çok zor. Üniversiteyi kesinlikle böyle hayal etmedim. Açıkçası benim istediğim üniversitede projeler yapmak, arkadaşlarla birlikte düşünüp yeni projeleri yapmak isterdik. On-line olduğu için bir şey yapamıyoruz." ifadesini kullandı.

Durmaz, kütüphanelere de gidemediğini belirterek "Kütüphaneleri de arkadaşlarım kadar özlüyorum." dedi.

Evde ders çalışırken sıkıntılar yaşadığını söyleyen Durmaz, "Ben kardeşimle bir odayı paylaştığım ve derslerin süresi uzun olduğu için kardeşim ders vakitlerinde odaya giremiyor. Bu yüzden kardeşimle sıkıntı yaşıyoruz. İnternet bağlantısı çok yoğun olduğu için de kesiliyor." şeklinde konuştu.

Durmaz, Kovid-19 nedeniyle üniversitede geçirdiği bu iki dönemi, üniversite yönetimince kolaylıklar sağlansa da "hayatında kayıp bir dönem" olarak gördüğünü kaydetti.

"Evde ders yapmak çok sıkıcı"

İkinci sınıfa giden Hikmet Salih Seren de salgın döneminde evde ders yapmayı sevmediğini belirterek "Okulda çok az ders yapıyoruz. Bu yüzden annem evde çok ders yaptırıyor. Evde ders yapmak çok sıkıcı." dedi.

Hikmet Salih Seren, arkadaşlarıyla görüşemediğini ve onları özlediğini belirtti.

Kovid-19'un ortaya çıkması nedeniyle çok üzgün olduğunu dile getiren 8 yaşındaki Salih Seren, "Hiçbir şey yapamıyorum. Mesela istediğim yere gidip istediğim bir şeyi alamıyorum." ifadesini kullandı.

"Öğretmek zor, öğretmek için öğrenmek gerekiyor"

Hikmet Salih’in babası Sefa Seren de salgın nedeniyle büyük değişikler yaşandığını belirterek bu dönemde özellikle ailelere çocukların derslerinden dolayı büyük sorumluluk verildiğini söyledi.

Baba Seren, büyük çocuklara evde derslerine yardımcı olunabileceğini ancak küçük çocuklarda bunun daha zor olduğunu anlatarak şu ifadeleri kullandı:

"1. veya 2. sınıfa giden çocukların eğitiminde anne babalar yardımcı değil, öğretici pozisyonunda. Dolayısıyla bu konuyla ilgili aileler ne kadar pedagoji biliyor, ne kadar profesyonel şekilde eğitimci? Elbette değiller. Öğretmek zor, öğretmek için öğrenmek gerekiyor. Evdeki eğitim sürecindeki en büyük kriz burada yaşanıyor."

İki çocuk babası Seren, 12 yaşındaki oğluna ev ödevlerinde yardımcı olabildiklerini vurgulayarak "Fakat küçük oğlumuz, pandemi süreci başladığında henüz 3 veya 4 aydan beri okula gidiyordu. Çünkü birinci sınıftaydı, daha okula alışmamış, okul sevgisi bile oluşmamıştı. O yüzden okulu da özlemiyor aslında. Arkadaş çevresini özlüyor olabilir." dedi.

Seren, şunları kaydetti:

"Eskiden çocuklarımızdan kısıtlamaya çalıştığımız elektronik aletleri, bizler alıp çocuklarımıza vermek zorunda kaldık. Bunlarla geçirdikleri vakit arttı. Şimdi çocuklara bakıyorum, 12 yaşındaki oğlum okul derslerini bilgisayar üzerinden yapıyor. Özel bir aplikasyon üzerinden ev ödevlerini yapıyor. Bu arada oğlumuz bir haftadır gözlerinden rahatsız, fiziksel olarak bir şeyi yok çünkü sürekli ekran başında. Dolayısıyla (ekrana bakmak) etkiliyor."