KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 14-12-2021 23:54   Güncelleme : 15-12-2021 00:08

KERVANIN İSTANBUL TURU

Anadolu insanın 60 yıllık Avrupa yolculuğunda dördüncü nesle ulaşmamıza rağmen, hala birçok sorunla mücadele ediyoruz. Haliyle de çok yoruluyoruz.

KERVANIN İSTANBUL TURU

 

Hele ki yıllık iznimizde memleketimizi ziyaret etmemişsek de artı bir yük biniyor sırtımıza.

Vatan özlemi, aile hasreti ve anlatması zor, anlaması daha da zor bir sürü duyguyu yaşıyor bütün gurbetçilerimiz.

Bu sene için çok güzel tatil planı yapmama rağmen, hiç bir planımı gerçekleştiremedim. Çocuğun okulu, hanımın işi benim planıma ters geldiği için yıllık iznimin beş haftasını evde oturarak geçirdim.

Pandemi nedeniyle, bu yıl da tüm etkinliklerimiz iptal edildiği için boş zamanlarım faydasızca güme gitti. Son kalan beş günlük iznimi de boşa geçirmemek için alternatifler ararken, Kervan Tur’un İstanbul seyahati gözüme ilişti. Hiç tereddüt etmeden iletişime geçtim.

Daha bir kaç saat geçmemişti ki Nuran Hanım, bizi tura kaydetmiş, uçak biletlerimizi de onaylatmıştı. Hemen hazırlığımızı yapıp, Cumartesi sabahını beklemeye başladık. Hani kendimiz de gidebilirdik ama hem tur deneyimi edinmek için, hem de gezilecek, görülecek yerleri onlar planladıkları için bize sadece o güzellikleri seyretmek kalacaktı.

Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, tura ödediğimiz para ile İstanbul’u 3/5 günde gezmeye çalışmanın biraz zorlu bir plan gerektirdiğini biliyorduk. İlk kez gidecekler için de bu planı yapmak daha da zor olacaktı. Bunun için tur organizasyonlarından birine katılmak en mantıklısıdır diye karar vermiştik.

 Achtung! Achtung! Achtung!

Cumartesi Almanya’nın çeşitli havaalanlarında tura katılacakların buluşma yeri olan İstanbul havaalanın eksi ikinci katına ulaştığımızda tur otobüsümüz hazır, tur organizatörlerimiz Arif ve Nuran Yılmaz çifti bizi bekliyorlardı.

Daha önce birbirini hiç tanımayan yirmi üç Anadolu insanı, tur organizatörlerimizin komutunu bekliyorduk.

Şuna o kadar eminim ki, birçoğumuz İstanbul’a giderken, boğazı gezip, daha önce adını sıklıkla duyduğumuz İstanbul Boğazı, Marmara Denizi, Anadolu Hisarı, Rumeli Hisarı, Kadıköy üzerine kurulmuş olan Eminönü, Sirkeci, Laleli, Beyoğlu ve adını sayamayacağım yerleri gezip, bol bol fotoğraf çekip sosyal medya hesaplarımızda paylaşacaktık.

Kemal Sunal, Şener Şen, İlyas Salman ve diğerlerinin İstanbul’a ilk ayak bastıkları yerleri gezip, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses ve daha nicelerinin izlerini takip edecek, seyrettiğimiz dizlerin setlerinde fotoğraf çektirecektik ama turumuzun bambaşka bir konseptte olduğunu da bilmiyorduk.

En azında bu tura ilk katılanlar habersizdik.

Tur otobüsümüzün koltuklarına hemen oturduk. Yorulmuş, üstelikte çok acıkmıştık. “Alooooo, Dünya’nın en güzel şehri İstanbul’a hoş geldiniz” diyen bir sesle irkildik.

Daha önceden tecrübeli olduğu için Arif Bey, otele geçmeden yolumuzun üzerinde olan Eyüp Sultan’a uğrayarak ilk ziyaretimizi yapmak ve eksikliklerimizi tamamlamak için uzun bir serbest zaman verdi.

Yemeklerimizi yemiş, telefon kartlarımızı değiştirmiş, paralarımızı bozdurmuştuk. Daha sonra otele geçerken Arif Bey, turun gidişatını, böyle kalabalık bir şehirde nasıl davranmamız gerektiğini en ince ayrıntısına kadar anlattı.

Dr. Emine Hanımın dediği gibi, “Türk misafirperverliğiyle karşılanıp, Alman disipliniyle” turumuzu tamamlayacaktık. Arif Bey, sıklıkla “Sizi en iyi ben anlarım” diyordu. Çünkü o da elli yıla yakın Almanya’da yaşadığı için, aynı yollarda geçmiş, aynı kaderi paylaşmıştı bizimle.

Her saati başka olan İstanbul havasında, köpürüp gelen bulutlara ve lodosa rağmen, zamanı iyi değerlendirip, en üst konforda bizleri daha çok gezdirmenin gayretinde olmaları gerçekten de hepimizi çok mutlu etmişti.

Hatta köprüden geçerken, şiddetli rüzgârda denize uçmamak için iki otobüsün ortasına sığınmış motorcuyu akşam haberlerde televizyonda görmekte, olayın canlı tanığı bizleri de çok şaşırtmıştı.

Demek ki bu şehirde her şey haber oluyormuş. İstanbul’u gezmeye başlayınca, koca koca sultanların saraylarını, aşkını, sevdasını, İstanbul’un yedi tepesine camii dikip ay ve yıldızları da şahit tutan mimarların, tarih sahnesinde tüm Dünyaya hüküm süren Cihan padişahlarının hikâyelerini yerinde dinlemek de müthiş etkileyiciydi.

Boğaz turu teknemizde demli çaylarımızı yudumlarken, kıyı şeridinde inci tanesi gibi dizilen Beylerbeyi, Çırağan, Dolmabahçe Sarayları ve yalıları hayranlıkla seyrederken, Arif Bey, hepsinin hikayesini tarih öğretmeni gibi anlatıyordu bizlere.

Çoğumuzun üzerinden hiç geçmediği, ancak televizyonlarda sıkça gördüğü boğazın gerdanlığı şehitler ( Boğaziçi) köprüsünü bir kaç günde defalarca geçerken, yanı başındaki 15 Temmuz Şehitliğini de ziyaret edip Fatihalarımızı gönderdik, cennet vatan uğruna, canlarını feda edenlere…

Günler ilerledikçe bu tura sıkça katılan tecrübeli isimler, Bursalı mütevazı iş insanı Yusuf Çakır, Dr. Emine Hanım, Pastacı Filiz kardeşimizin ikramları ve değerli bilgileriyle tüm anlatılanlara katkıda bulunuyorlardı.

Emekli Hasan abinin tecrübeleri, Adile, Abdullah ve diğer genç kardeşlerimizin ihtiyaç duyulduğunda yardım severliği turumuzda çok samimi bir ortam oluşturmuştu. Artık hepimiz kanka olmuştuk ama birlikte geçireceğimiz zaman da su gibi akıp geçiyordu.

Birkaç günde İstanbul’da gezilmesi, görülmesi gereken her yeri gezdirdikten sonra, bize bir sürprizi olduğunu söyledi Arif bey.

‘Buralara kadar gelmişken bir de Bursa’yı görmenizi isterim’ demesi, hepimiz tarafından memnuniyetle karşılandı. Osmangazi Köprüsü güzergâhında, zeytin, incir ve kestane ağaçlarını seyrederek ilerlerken, rehberimiz Semih Bey de Bursa’nın genel görünümünü ve tarihteki önemini anlatıyordu.

Uludağ’a düşen yılın ilk karının verdiği serinlik karşıladı bizi. Tophane’de Osmangazi ve Orhangazi’nin huzurunda, Uludağ’ı karşımıza alarak selamladık tüm Bursa’yı.

Rivayetlere göre Dünya’nın önde gelen mabedi olan, Hızır Aleyhisselam’ın saflarında namaz kıldığı Ulu Cami’yi ziyaret edip, İskender’i de tadıp, kapalı çarşısında, pazarlarında alışverişimiz yapıp İstanbul’a dönüş yolculuğuna başladığımızda hava çoktan kararmıştı ama hepimizin gönlünde hoş bir anı bırakmıştı ülkemizin en güzel şehirlerinde olan yeşil Bursa.

Ve böylece turumuzun tamamlamış, sabaha yolculuk için hazırlığımızı yapmıştık. Sabah tur otobüsümüze bindikten sonra, gurubumuzun en küçüğü Olcan’ın 11’inci yaşını kutlamamız onun için hayatında unutamayacağı bir doğum günü oldu belki.

1453 Fetih Müzesi’ni de gezip havaalanına gelmiştik. Tur personelimize teşekkür edip vedalaştıktan sonra, tam gişelere giderken, gurubumuzda sürekli fevri çıkışları olan bayan, dönüp son bir defa daha baktı “Alacağın olsun İstanbul, en güzel güneşini son günümüze sakladın” dedi. Bu da beş gündür dile getirmeye çalıştığımız tüm cümlelerin özeti oldu.

Belli ki bu İstanbul’a son yolculukları olmayacaktı.

Tıpkı benim İstanbul’a veda ederken düşündüğüm gibi.

Teşekkürler hayat

Teşekkürler kervan tur

Teşekkürler Arif / Nuran Yılmaz

 

https://www.facebook.com/kervankulturturlari/

 

https://instagram.com/kervan_kultur_turlari?utm_medium=copy_link

 

 Ferid Turgut  - İstanbul / Bursa