YAŞAM
Giriş Tarihi : 08-01-2022 15:16   Güncelleme : 08-01-2022 15:19

ALMANYA’DA BİR KÜLTÜR ELÇİSİ

Geçen sene ‘Köyümden Gurbete’ adlı kitabımın birinci baskısı yayımlanmıştı. Bu sene İkinci kitabım ‘Ayşe’nin Almanya Yolculuğu’ çıktı.

ALMANYA’DA BİR KÜLTÜR ELÇİSİ

 

Ayşe bir figür olsa da, 60’lı yıllarda Almanya’ya gelen, köyünden bulunduğu şehre dahi gitmeyen birçok bayanın ilk zamanlarda çektikleri zorlukları, çileleri kaleme aldım. Ne hayallerle Almanya’ya geldiklerini ve nasıl bir sürprizin kendilerini beklediğini anlatmaya çalıştım.

Bir ananın çocuklarından ayrılmasının, çocuklarından ayrıldıktan sonra yaşadıkları sürecin ne kadar zor olduğunu, bir kadın için tek başına gurbetin ne kadar acımasız olduğunu anlatmaya çalıştım.

‘Ayşe’nin Almanya Yolculuğu’, 60’lı yıllarda Almanya’ya gelen birinci kuşağın yaşanmış gerçek hayat hikâyesidir.

Ayşe’nin Almanya yolculuğu internet kitap satış sitelerinden temin edinile bilinir.

Üçüncü kitabım, ‘Neye Niyet Neye Kısmet’i taslak olarak tamamladım. İnşallah en kısa zamanda üçüncü kitabımı da yayımlamayı, değerli okurlarımla buluşturmayı istiyorum.

Bu sene Frankfurt Volks Hoch Schule’de ( Frankfurt Halk Yüksek Okulu) dokuzuncu senemi tamamlamanın mutluluğunu yaşadım. Yine yoğun bir ilgi vardı, katılımcı Almanlar yine çok etkilendiklerini ayrılırken dile getirdiler. Hepsi de böyle bir sanatla tanıştıkları ve kendilerini Ebru Sanatı ile tanıştırdığım, özellikle bu sanatı denemelerinde kendilerine yardımcı olduğum için teşekkür ederek ayrıldılar.

Bazıları gelecek seneki kursa şimdiden kayıtlarını yaptıracaklarını söylediler. İmkân verilirse Almanya’da daha fazla insana ulaşıp kültürümüzü anlatmak, tanıtmak, uygulamasını göstermek istiyorum. Burada bu olanağı sunacak ve destekleyecek birçok dernek olduğunu düşünüyorum,

Yine söylüyorum, imkân varken Almanya’da iki kültür arasında gel git yaşayan insanın bir günlük dahi olsa atölye çalışmasıyla sanatımızı, kültürümüzü yakından tanımalarını sağlayalım, biraz duyarlı olalım. Biraz daha fedakârlık yapıp bu günlerimizi değerlendirelim. Bilhassa gençlerimizi bilgilendirelim, bunun için yarın geç oldu demeyelim.

Kendimize şu soruyu sormalıyız, bir Alman Halk Yüksek Okulunda 9 senedir her türlü imkanı ve fedakarlığı sağlayıp, ‘Bünyemizde böyle değerli bir sanatın bulunmasını ve devam etmesini istiyoruz’ diyerek benimle birlikte Ebru Resim sergisi yapan bir topluluk var. Diğer tarafta,  Türk toplumu olarak biz, UNESCO tarafından Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası olarak temsili listeye kabul edilmiş değerli bir sanatımıza ne kadar önem veriyoruz bizler ne kadar değer veriyor, ne kadar sahip çıkıyoruz? Bunu kendimize sormamız gerekmiyor mu?

Sayfalar dolusu yazı yazılsa da kısaca şu atasözü anlayana çok şey anlatıyor.

Bir millet kendi diline, kültürüne sahip çıkmazsa başkaları alır dejenere eder sonra yeni gibi bize empoze eder.

‘BiR MİLLET KENDİ DİLİNE, KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIKMAZSA O MİLLET YOK OLMAYA MAHKUMDUR’

Selam ve dua ile