DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Kübra Keçeci
Kübra Keçeci
Giriş Tarihi : 20-12-2020 15:12

DEPREM GEÇER, İZİ KALIR...

 

Öncelikle 30 Ekim Cuma günü İzmir’de yaşanan deprem sonucu hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Sizler kadar beni de derinden üzen bu konu hakkında yazarken cümlelerimi toparlamakta zorlanıyorum. Ancak her konuda olduğu gibi bu konunun da psiko-sosyal boyutlarına değinerek sizleri aydınlatmaya çalışacağım.

Çünkü deprem, ülkemizin acı bir gerçeği...

Başlığımı deprem geçer, izi kalır olarak yazdım. Çünkü deprem ve benzeri felaketleri yaşayan kişilerde, yaşanılan bu ağır olayın ve kayıpların yarattığı etkiyle bir sarsıntı oluşması mümkün. Aslında oluşan bu sarsıntı yaşanılan olayın doğal sonucudur.

Bu travmatik olay sonucunda kişilerde uyku ve yeme bozuklukları, olayı (kâbuslar eşliğinde) tekrar tekrar yaşama, sürekli aynı olayı yaşayacakmış hissinin vermiş olduğu tedirginlik, korku ve bu korkuya bağlı olarak belli başlı ortamlardan kaçınma, suçluluk duygusu, sosyal ilişkilerde zayıflama, çocuklarda ise tüm bunlara ilaveten alt ıslatma, duygusal dejenerasyonlar gelişebilir.

Halk olarak ise, kişinin yaşayacağı bu travmayı tetikleyici davranışlardan kaçınmak gerekiyor. Özellikle sosyal medyada kurtulanların resimlerinin paylaşılması kişide rahatsızlık ve anı hatırlatıcı bir etki yaratarak negatif sonuçlar doğurabilir.

Elbette nefes alıp vermeye devam eden her canlıya seviniyoruz, ancak kurtuldu diye paylaştığınız her resmin, yaşanılan her sevincin arkasında belki de kişiyi bekleyen ağır bir yaşam saklı. Onca enkazın altında günlerce aç ve susuz kalan, annesini, babasını, kardeşlerini, belki tüm ailesini, belki de sağlığını kaybeden birisi gerçekten kurtulmuş hissediyor mudur gerçekten?

Bir canın kurtuluşuna sevinmenin tek tehlikesi tek boyutlu olmasındadır. Bazen olaylara tek taraftan bakmak bizi olayın diğer yönlerini görmekten engeller ve bu engel bizim konu hakkında harekete geçmemizi geciktirir. Hâlbuki uzak ya da yakın, tanıdık ya da tanımadık yapılabilecek onca şey varken.

Bundan dolayı sizlere vereceğim ilk tavsiye, böyle durumlarda depremin oluşu, can kaybı, yaşayanından da ziyade hemen organize olmak ve yardım yerlerine destekleri ulaştırmak olmalıdır.

Bu noktada önem arz eden diğer konu ise, yardımlaşmadır. Herkesin Dünya üzerinde ayrı görüşleri, inançları, destekledikleri, desteklemedikleri gruplar var. Yalnız böylesine felaket durumlarında savunulan görüşler, ait olunan gruplar geçerliliğini yitirmeli ve hep beraber hareket edilmelidir.

Yardımın tartışması olmaz. Çünkü felaket anlarında kişilerle tartıştığınız her saniye bir başkasının hayatına mal olabilir. Şöyle düşünün, enkaz altında kalan siz olsaydınız, acılar içerisinde bir yardım eli beklerken, fark eder miydi yardımın kimden geleceği?

Etmezdi. İnanın bana onlar içinde fark etmiyor. Bundan dolayı, hem deprem anı hem de daha sonrası için senin grubun benim grubum tartışmalarının yerine olabildiğince hep beraber seri bir şekilde felaket bölgelerine yardım eli uzatılmalıdır.

Depremi yaşamış olan kişilerle gıda ve barınma gibi temel gereksinimlerin karşılandıktan sonra, kuracağınız ilişki de önemli rol oynamaktadır. Özellikle onları konuşmak istedikleri zaman dinlemeniz, olay hakkında konuşmaya zorlamamanız, kendilerini kötü hissettiklerinde yanlarında olmanız, diğer akrabalar ya da insanlarla bir araya getirmeniz, kendisini yetersiz hissetmemesi için ihtiyaçlarını karşılamaya yönlendirmeniz destekleyici olacaktır.

Unutmayın deprem diğer her türlü felaket gibi insan ruhunda derin yaralar açabilecek bir doğa olayıdır. Kişi bu konuda kendisini tek hissediyor ya da yaşamış olduğu travmayı fark edemiyor olabilir. Bu noktada, onları destekleyebilir ve uzman kişiler tarafından profesyonel destek almaya yönlendirebilirsiniz.

Her ne kadar bu yazımda depremi direk yaşamış olanlara ağırlık vermiş olsam da aslında dolaylı olarak depremi yaşayan herkesin de etkisini ruhunda hissetmesi mümkün.

Binalar onarılır, yerine yeni binalar dikilir, çevre toparlanır ama bizim için önemli olan insan ruhunda meydana gelen çatlakların giderilmesi olmalıdır.

Deprem her ne kadar ülkemizin kaderi olarak adlandırılıyorsa da, Dünyanın hiçbir yerinde ve ülkemizin hiçbir kentinde yaşanmaması dileklerimle.

Sağlıcakla kalın,

 

Kübra Keçeci

(instagram: kubraakececii)

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Beşiktaş2044
  • 2Fenerbahçe2042
  • 3Galatasaray2039
  • 4Gaziantep FK2035
  • 5Alanyaspor2034
  • 6Trabzonspor2033
  • 7Hatayspor2032
  • 8Fatih Karagümrük2030
  • 9Yeni Malatyaspor2027
  • 10Antalyaspor2026
  • 11Göztepe2025
  • 12Kasımpaşa2025
  • 13Çaykur Rizespor2025
  • 14Sivasspor2024
  • 15Başakşehir FK2024
  • 16Konyaspor2023
  • 17Kayserispor2019
  • 18Gençlerbirliği2019
  • 19MKE Ankaragücü2018
  • 20BB Erzurumspor2017
  • 21Denizlispor2014
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Frankfurt Başkonsolosluğunun
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Avrupa Olay Gazetesi 87.Sayı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA