Turus, YTB'nin yayımladığı, Osmanlı döneminden bugüne Kuzey Afrika'daki Türk varlığını, bölgedeki toplumsal etkilerini ve tarihi mirasını akademik bir bakış açısıyla ele alan "Kuzey Afrika'da Türk Varlığı" kitabıyla ilgili, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
YTB Başkanı Turus, Kuzey Afrika ile Türkiye arasındaki köklü tarihi ilişkilerin yeniden ele alınması, bölgedeki Türk varlığının araştırılması ve bu mirasın bugünün ilişkilerine katkısının ortaya konulması amacıyla çalışmayı hazırladıklarını söyledi.
Necmettin Erbakan Üniversitesinden akademisyenlerle 2020'den bu yana yürütülen araştırmanın uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olduğunu belirten Turus, eserde akademik araştırmaların yanı sıra sözlü tarih çalışmalarından da yararlanıldığını ifade etti.
Turus, Kuzey Afrika denildiğinde Cezayir ve Osmanlı'nın ilk Kaptan-ı Deryası Barbaros Hayrettin Paşa gibi isimlerin yanı sıra Osmanlı'nın Akdeniz'deki faaliyetlerinin akla geldiğini ancak bölgedeki Türk varlığının yalnızca askeri ve siyasi tarihle sınırlı olmadığını vurguladı.
Osmanlı'nın iskan politikalarıyla Kuzey Afrika'da kalıcı toplumsal bağlar oluştuğuna işaret eden Turus, Türk kökenli ailelerin bölgenin bürokratik, askeri ve ticari yapısına önemli katkılar sunduğunu dile getirdi.
Turus, "Biz, YTB derken sadece bugün oluşan soydaş ve akraba toplulukları değil, köklü tarihi de araştırıp bugüne nasıl bağlayabileceğimizi düşünüyoruz. Kuzey Afrika'daki Türk varlığını yeniden gündeme getirmek istedik." ifadelerini kullandı.
- "Kuzey Afrika'da 2 milyonu aşkın Türk kökenli nüfus olduğu değerlendiriliyor"
Kuzey Afrika'daki Türk varlığının bugünkü boyutlarına da dikkati çeken Turus, bölgedeki Türk kökenli toplulukların nüfusuna ilişkin araştırmaların önem taşıdığını belirtti.
Turus, "Bugün de o Türk varlığının, araştırıldığında belki tam net sayıyı bilmesek de Kuzey Afrika'da 2 milyonu aşkın olduğu biliniyor." dedi.
Özellikle Libya'da Kuloğulları olarak bilinen toplulukların Osmanlı döneminden bugüne uzanan tarihi mirasın önemli bir parçası olduğunu dile getiren Turus, eserde bu toplulukların bölgeye yerleşme süreçlerinin, yerel toplumla kurdukları ilişkilerin ve zaman içinde geçirdikleri dönüşümün ele alındığını aktardı.
Çalışmanın temel hedeflerinden birinin Kuzey Afrika'daki Türk varlığının bugün hangi durumda bulunduğunu ve bölge toplumlarına etkilerini ortaya koymak olduğunu vurgulayan Turus, eserin ileride yapılacak araştırmalar için akademik bir zemin oluşturmasını beklediklerinin altını çizdi.

- "Bu kitabın devamını, bu işin erbapları getirsin istiyoruz"
Turus, kitabın Kuzey Afrika'daki Türk varlığına yönelik akademik ve toplumsal ilgiyi artırmasını hedeflediklerini belirterek, yeni araştırmaların üniversiteler ve alanın uzmanları tarafından yürütülmesinin önemine işaret etti.
Eserin yeni akademik çalışmalara kaynaklık etmesini beklediklerini söyleyen Turus, şunları kaydetti:
"Bizim asıl görevimiz Kuzey Afrika'daki Türk varlığına dikkati çekmek. İnanıyorum ki bu kitap, bölgeye ilgi duyan akademisyenleri, tarihçileri ve tarih okuyucularını yönlendirecek. Belki gazetelerde, önemli dergilerde ve kitaplarda bu çalışmaya atıfta bulunularak yeni araştırmalar yapılacak. Biz dikkati çeken, sözlü tarih çalışmalarıyla bilgileri arşive aktaran ve bölgedeki bugünkü durumu tespit etmeye çalışan bir çalışma ortaya koyduk. Bunun devamını biz değil, bu işin erbapları getirsin istiyoruz."
Turus, Kuzey Afrika'daki Türk kökenli ailelerin bir bölümünün kendi geçmişine ilişkin bilgi sahibi olmayabileceğine işaret ederek, kitabın bu toplulukların kimliklerini ve tarihlerini araştırmalarına da katkı sağlayabileceğini anlattı.
Osmanlı döneminde bölgeye yerleşen ailelerin yeni nesiller oluşturduğunu belirten Turus, bu tarihi mirasın Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle ilişkileri açısından da örnek teşkil edebileceğini söyledi.
- Tarihi mirasın eğitim ve kültürel işbirliklerine katkısı
Kuzey Afrika ile ilişkilerin halihazırda eğitim, kültür ve akademik işbirlikleri üzerinden daha da güçlendirilebileceğini dile getiren Turus, YTB'nin çalışmalarını uluslararası öğrenci politikaları, Türkiye mezunları ve soydaş-akraba topluluklarla ilişkiler olmak üzere üç temel alanda sürdürdüğünü anlattı.
Cezayir, Tunus, Libya ve Fas'tan öğrencilerin Türkiye'de lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi aldığını hatırlatan Turus, bu süreçte yalnızca akademik bilgi aktarımına değil, ortak tarihi ve kültürel bağların güçlendirilmesine de önem verdiklerini vurguladı.
Turus, Türkiye'nin bölge ülkeleriyle ilişkilerinde karşılıklı kazanım anlayışını esas aldığını belirterek, "Birlikte nasıl işbirlikleri yapabiliriz, birlikte nasıl kazanabiliriz, siz ne kazanabilirsiniz, biz ne kazanabiliriz bakış açısıyla işe bakıyoruz." dedi.
Kitabın nihai hedeflerinden birinin de Türkiye ile Kuzey Afrika ülkeleri arasındaki ticari, kültürel ve eğitimsel ilişkileri geliştirecek kişi ve kurumların bölgeye ilgisini artırmak olduğunu aktaran Turus, ortak tarihi ve kültürel unsurların karşılıklı anlayışı kolaylaştırdığını söyledi.
- "Tarih yazıcılığının siyasi amaçlarla şekillendirilmesini sorgulamalıyız"
Sömürge yönetimlerinin kendi varlıklarını meşrulaştırmak amacıyla kendilerinden önceki dönemlere ilişkin belirli anlatıları öne çıkarabildiğini ifade eden Turus, tarihsel süreçlerin tek bir bakış açısıyla değerlendirilmesinin sağlıklı sonuçlar vermeyeceğinin altını çizdi.
Tarih yazımının siyasi amaçlarla şekillendirilmesine karşı akademik araştırmaların ve tarihi belgelerin önemine değinen Turus, "Gelin bunu tarihi belgelerle konuşalım. Ülkelerin siyasi meclislerinde alınan kararlarla değil, akademik çalışmalarda belgelerle ortaya koyalım." diye konuştu.
Osmanlı döneminde Kuzey Afrika'da oluşan toplumsal ve kültürel bağların, bölgenin tarihsel gelişimi içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Turus, yeni akademik çalışmaların hem Osmanlı mirasına ilişkin daha kapsamlı bir perspektif sunabileceğini hem de Türkiye ile bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri geliştirebileceğini dile getirdi.
Turus, YTB'nin yanı sıra Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Yunus Emre Enstitüsü (YEE) gibi kurumların faaliyetlerinin de bu ilişkilerin farklı boyutlarda güçlenmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
- "Afrika'nın farklı bölgelerinde ve başka coğrafyalarda da çalışmaları çoğaltacağız"
YTB'nin tarihi ve kültürel bağların bulunduğu coğrafyalarda akademiyle birlikte çalışmayı sürdüreceğini belirten Turus, bölgelere yönelik politikaların geliştirilmesinde tarihsel gerçekliğin ve toplumsal yapının doğru anlaşılmasının önemini vurguladı.
Turus, Kuzey Afrika'daki araştırmaların benzer çalışmalar için başlangıç oluşturabileceğini, gelecekte Afrika'nın farklı bölgelerinde, Latin Amerika'da ve Uzak Asya'da da tarihi ve kültürel bağları inceleyen çalışmaların artırılabileceğini söyledi.
Akademisyenlere işbirliği çağrısında bulunan Turus, şunları kaydetti:
"Bu tür çalışmalara ilgi duyan akademisyenlerimize destek vermeye, projelerine ortak olmaya hazırız. Bölgede bize yol gösterecek, farklı konularda rehberlik edecek çalışmaların her zaman destekçisi olmaya devam edeceğiz."
- "Kuzey Afrika'da Türk Varlığı"
YTB tarafından yayımlanan "Kuzey Afrika'da Türk Varlığı" adlı eser, bölgedeki Türk varlığının tarihi, bugüne uzanan toplumsal ve kültürel izlerini akademik araştırmalar ışığında ele alıyor.
YTB desteğiyle Necmettin Erbakan Üniversitesi Küresel ve Bölgesel Çalışmalar Merkezi işbirliğinde yürütülen akademik çalışmalar neticesinde, Gökhan Bozbaş ve Halil Kaya'nın editörlüğünde hazırlanan kitap, farklı ülkelerden araştırmacıların katkılarıyla kaleme alınmış 13 akademik makaleden oluşuyor.
Eserde; Osmanlı döneminde Cezayir, Tunus ve Trablusgarp'a yerleşen Türklerin bölge toplumlarıyla kurdukları ilişkiler, Kuloğulları olarak bilinen tarihi toplulukların ortaya çıkışı, Türk kökenli ailelerin bugünkü kimlikleri ve kültürel gelenekleri inceleniyor.
Kuzey Afrika'daki Türk varlığını tarihi olayların ötesinde, bugün yaşayan topluluklar ve ortak kültürel miras üzerinden de ele alan eser, bölgenin az bilinen tarihine ışık tutarken yeni akademik araştırmalar için önemli bir başvuru kaynağı sunuyor.
Muhabir:Mehmet Şah Yılmaz / AA
















