https://www.avrupaolay.com/files/uploads/user/148aa62ef779ebe262f5278518c983ea-5a89b13a827a138a734f.jpeg
Oktay İyisaraç
Advert

Türkiye’ye Gelen Füzenin Ardındaki Büyük Oyun

06-03-2026 18:57 511 kez okundu.

 

Ortadoğu’da gökyüzüne yükselen her füze yalnızca askeri bir hamle değildir; aynı zamanda büyük güçlerin kurduğu karmaşık bir stratejik oyunun işaretidir. Son günlerde basına yansıyan, İran’dan atılan bir füzenin Türk hava sahasında NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildiği iddiası da tam olarak böyle okunmalıdır. Çünkü bu tür gelişmeler bazen bir askeri olaydan çok daha fazlasını anlatır: Bölgeyi ateşe sürükleyebilecek büyük bir planın küçük bir provası olabilir.

Ortadoğu tarihi emperyal güçlerin kurduğu tuzaklarla doludur. Dün Afganistan’da Sovyetlere karşı desteklenen grupların daha sonra “tehdit” ilan edilmesi, Irak’ta Saddam Hüseyin’e karşı kurulan ittifakların ardından ülkenin paramparça edilmesi, Suriye’de farklı grupların sahaya sürülmesi… Hepsi aynı gerçeği gösterir: Emperyal güçlerin dostluğu yoktur; yalnızca çıkarları vardır.

Bugün İran merkezli gerilim hattında da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Hava saldırıları ve füze savaşları sahada büyük yıkım oluşturabilir; fakat askeri tarihin en temel kuralı değişmemiştir: Kara harekâtı olmadan hiçbir savaş kesin bir zaferle sonuçlanmaz. Bu nedenle büyük güçler çoğu zaman kendi askerlerini sahaya sürmek yerine bölgesel aktörleri kullanmayı tercih ederler.

Bu durum Ortadoğu’da defalarca yaşandı. Yerel gruplar büyük güçlerin vaatlerine kapılarak sahaya sürüldü; fakat iş bittiğinde ortada ne verilen sözler kaldı ne de o grupların güvenliği. Tarih bu örneklerle doludur.

Bugün de benzer bir denklem kurulmak isteniyor olabilir. İran’a doğrudan kara harekâtı yapması son derece zor olan güçlerin, sahada farklı aktörleri devreye sokma ihtimali konuşuluyor. Fakat asıl tehlikeli senaryo, bölgenin en güçlü devletlerinden biri olan Türkiye’nin bu denklemin içine çekilmeye çalışılmasıdır.

İşte tam bu noktada Türkiye’nin tarihi tecrübesi devreye girmelidir.

Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır süren bir jeopolitik denge vardır. 1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması, yalnızca iki devlet arasında belirlenmiş bir sınır değildir; aynı zamanda Ortadoğu’daki en uzun süreli istikrar hatlarından biridir. Dört asra yaklaşan bu süre boyunca iki ülke doğrudan bir savaş yaşamamıştır. Bu, Ortadoğu gibi sürekli sarsılan bir coğrafyada olağanüstü bir tarihsel gerçekliktir.

Bu yüzden Türkiye’nin meseleye mezhepsel bir gözlükle bakması en büyük stratejik hata olur. Sünni–Şii ayrımı üzerinden yapılan okumalar çoğu zaman büyük güçlerin kurduğu oyunun üzerini örten bir perdeye dönüşür. Oysa gerçek jeopolitik hesaplar mezheplerle değil, güç dengeleriyle yapılır.

Türkiye’nin bu süreçte yapması gereken şey duygusal reflekslerle hareket etmek değil; devlet aklının sağduyusuna yaslanmaktır. Türk devlet geleneği tarih boyunca kriz anlarında soğukkanlı hareket etmeyi başarmış bir gelenektir. Osmanlı’nın en zor dönemlerinde bile diplomasi kapıları kapanmamış, Cumhuriyet döneminde ise denge politikaları sayesinde Türkiye büyük küresel çatışmaların dışında kalabilmiştir.

Bugün de aynı stratejik akla ihtiyaç vardır.

Çünkü çağımızda savaş yalnızca cephede yapılmıyor; ekonomi, enerji ve ticaret koridorları üzerinden yürütülüyor. Bu nedenle güçlü bir ekonomi için güçlü bir diplomasi şarttır. Türkiye’nin çıkarı başkalarının kurduğu oyuna sürüklenmek değil, oyunun kurallarını belirleyen bir aktör olmaktır.

Ortadoğu’da kalıcı istikrarın anahtarlarından biri Ankara ile Tahran arasındaki dengedir. Bu denge bozulursa kazanan bölge halkları olmayacaktır. Kazananlar, uzaktan satranç oynayan büyük güçler olacaktır.

Bu yüzden Türkiye’nin en büyük gücü askeri kapasitesinden önce stratejik aklıdır.

Tarihin bize öğrettiği basit ama sert bir gerçek vardır:
Emperyal güçlerin dostluğu geçicidir, fakat devletlerin hafızası kalıcıdır.

Ve Türk devlet geleneği çok iyi bilir ki büyük oyunlarda ayakta kalanlar, başkalarının hamleleriyle değil kendi aklıyla hareket edenlerdir.

Oktay İYİSARAÇ

Neler Söylendi?