Bir zamanlar fabrikalarda, inşaatlarda ve farklı sektörlerde çalışarak Almanya'nın ekonomik kalkınmasına katkıda bulunan, çocuklarını Almanya'da büyütüp geleceklerini bu ülkede kuran ilk nesil Türkler, şimdi yerini yeni kuşaklara bıraktı.
Almanya'ya ilk geldiklerinde geçici olarak kalmayı planlayan, bir gün Türkiye'ye dönme umudunu uzun yıllar koruyan birçok Türk, çocuklarının eğitimi ve ailelerinin geleceği nedeniyle bu ülkede yaşamaya devam etti.
Almanya'nın 1950'li yıllarda yaşadığı hızlı ekonomik büyüme, ülkede iş gücü ihtiyacını artırdı.
Bu doğrultuda Batı Almanya, 30 Ekim 1961'de Türkiye ile İşgücü Anlaşması'nı imzaladı.
Batı Almanya daha önce 1955'te İtalya, 1960'ta ise İspanya ve Yunanistan ile benzer anlaşmalar yapmıştı.
Anlaşma kapsamında çalışmak üzere Almanya'ya gelen Türk işçilerin önemli bir bölümü, ilerleyen yıllarda ülkede kalmaya ve ailelerini yanlarına getirmeye karar verdi.
Böylece başlangıçta geçici iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla başlayan göç, zamanla kalıcı bir toplumsal dönüşüm haline geldi.
Petrol krizinin ardından 23 Kasım 1973'te yabancı işçi alımının durdurulmasıyla Batı Almanya'nın işçi alımı dönemi sona erdi. Ancak bu tarihe kadar başlayan göç hareketi, sonraki yıllarda aile birleşimleri ve yeni kuşakların yetişmesiyle devam etti.
Almanya Federal İstatistik Dairesinin verilerine göre, 2025 itibarıyla ülkede Türkiye kökenli yaklaşık 2,6 milyon kişi yaşıyor. Bu sayı, Almanya nüfusunun yaklaşık yüzde 3,2'sine karşılık geliyor.
Almanya'da Türkiye'den gelen ilk kuşaktan yaklaşık 125 bin kişi yaşamını sürdürüyor.
Türkiye'den göç eden 15-64 yaş grubundakilerin yüzde 61'i istihdam piyasasında yer alıyor.
Türklerin yaklaşık yüzde 72'si Kuzey Ren-Vestfalya, Baden-Württemberg, Bavyera ve Hessen eyaletlerinde ikamet ediyor.
Kuzey Ren-Vestfalya yüzde 32 ile Türkiye kökenli nüfusun en fazla bulunduğu eyalet olurken, bunu yüzde 18 ile Baden-Württemberg, yüzde 12 ile Bavyera ve yüzde 10 ile Hessen izliyor.
İşgücü Anlaşması kapsamında Almanya’ya gelen Türklerden İbrahim Sunar ve Kadir Akyüz, ülkedeki toplumsal değişime, çalışma hayatında karşılaştıkları zorluklara ve Türk toplumunun kuşaklar içinde geçirdiği dönüşüme ilişkin deneyimlerini AA muhabiriyle paylaştı.
77 yaşındaki Adanalı İbrahim Sunar, 1973’te Almanya’ya geldiğinde amacının yalnızca çalışmak olmadığını, farklı bir ülkenin kültürünü ve yaşam biçimini tanımak istediğini söyledi.
Türkiye’de öğretmenlik yaptığını, bir süre sonra yurt dışına gitmeye karar verdiğini ve yaklaşık 200 kişinin katıldığı değerlendirmeler sonucunda seçilen 12 kişiden biri olduğunu aktaran Sunar, sağlık kontrolleri ve işlemlerin ardından İstanbul’dan trenle Almanya'ya geldiğini anlattı.
- "O yıllarda kendimizi daha fazla kabul görmüş hissediyorduk"
Almanya’ya ilk geldiği dönemde yerel halkla ilişkilerinin iyi olduğunu belirten Sunar, Alman toplumunun kendilerine yaklaşımını bugünkü deneyimleriyle karşılaştırdı.
Sunar, o yıllarda insanlar arasında daha güçlü bir iletişim bulunduğunu ve Türklerin kendilerini toplumun bir parçası olarak hissettiklerini ifade ederek, "O zamanlar yerli halkla aramızdaki iletişim çok iyiydi; bizi kendilerinden sayarlardı. Şimdi ise durum farklı." dedi.
Bugün resmi kurumlarda, hastanelerde ve sosyal hayatta çeşitli zorluklarla karşılaştığını vurgulayan Sunar, özellikle artan elektrik, doğal gaz, kira ve gıda fiyatlarının emeklilerin geçimini zorlaştırdığını dile getirdi.
Almanya’nın 1990’da yeniden birleşmesinden önceki dönemle sonrasını karşılaştıran Sunar, eski yıllarda daha yüksek olduğunu düşündüğü refah seviyesinin zaman içinde gerilediğini söyledi.
- İş hayatında ve sağlık sisteminde yaşadığı sorunları anlattı
Almanya’daki yaşamının her zaman kolay geçmediğini belirten Sunar, ailesini Türkiye’den Almanya’ya getirdikten sonra eşinin iş bulmakta zorlandığını ve uyum sürecinde çeşitli güçlükler yaşadıklarını anlattı.
Çalışma hayatında da sorunlarla karşılaştığını ifade eden Sunar, Almanya’nın yeniden birleşmesinin ardından iş yerinde yabancı çalışanların işten çıkarıldığını, bu süreçte kendisinin de iş mahkemesine başvurduğunu söyledi.
Sunar, mahkemede yabancı olması nedeniyle hak arama konusunda olumsuz bir yaklaşımla karşılaştığını kaydetti.
Almanya’ya geldiğinde kısa süre çalışıp para biriktirerek Türkiye’ye dönme düşüncesinin olmadığını belirten Sunar, Almanya’yı tercih etmesindeki temel nedenin farklı toplumları tanımak olduğunu vurgulayarak, "Ülkelerin kültürünü, medeniyetini ve düzenini görmek, Türkiye ile karşılaştırmak için geldim. Bu açıdan memnunum." ifadelerini kullandı.
- Genç kuşaklara Türkçe ve aile eğitimi tavsiyesi
Almanya’da yetişen genç kuşaklara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sunar, Türkçenin korunmasının ve çocuklara aile içinde öğretilmesinin önemine dikkati çekti.
İki çocuğunun Almanya’da doğduğunu belirten Sunar, evde Türkçe konuştuklarını, çocuklarının bu sayede Türkiye’de eğitim görmeden de Türkçeyi iyi öğrendiğini ifade etti.
Sunar, Almanya’da yaşayan bazı Türk çocuklarının Türkçe konuşmakta zorlandığını belirterek, ailelerin çocuklarının eğitimine ve kültürel gelişimine daha fazla zaman ayırması gerektiğini dile getirdi.
Almanya’ya geldiği yıllarda Berlin’in bölünmüş yapısının günlük hayatı doğrudan etkilediğini anlatan Sunar, Batı Almanya’ya kara yoluyla gitmek için Doğu Almanya üzerinden geçmek zorunda kaldıklarını ve sınır kontrollerinde saatlerce bekletildiklerini söyledi.
- Kadir Akyüz
90 yaşında ve Trabzonlu olan Kadir Akyüz ise Ankara’da çalıştığı dönemde bir arkadaşının tavsiyesi üzerine Almanya’ya gitmeye karar verdiğini, 1963’te ülkeye geldiğini belirtti.
Almanya’ya ilk geldiğinde dil bilmemesinin yanı sıra yeni bir çevreye uyum sağlamaya çalıştığını anlatan Akyüz, zamanla Almanca öğrendiğini ve çalışma hayatında tercümanlık yapmaya başladığını ifade etti.
Akyüz, çalıştığı iş yerinde Türk işçilere tercümanlık yaptığını, özellikle dil bilmeyenlerin günlük yaşamda karşılaştıkları sorunları çözmelerine yardımcı olduğunu kaydetti.
- İlk kuşak işçilerin dil ve barınma sorunları
Akyüz, Almanya’ya ilk gelen Türk işçilerinin en fazla dil, barınma ve resmi işlemler konusunda sıkıntı yaşadığını dile getirdi.
İşçilerin yalnızca çalışma hayatında değil, gündelik yaşamda da farklı bir kültüre uyum sağlamaya çalıştığını aktaran Akyüz, işçilerin kaldığı bazı yurtlarda tuvaletlerin nasıl kullanılacağı konusunda bile sorunlar yaşandığını anlattı.
Akyüz, Berlin’de Türk Toplumcular Ocağı’nın kuruluşunda yer aldığını ve derneğin ikinci başkanlığını yaptığını aktararak, burada Türkçe yayınlar hazırladıklarını ve çeşitli yazılar kaleme aldıklarını söyledi.
Berlin’de farklı siyasi görüşlere sahip gruplar arasında zaman zaman gerilimler yaşandığını anlatan Akyüz, Türk toplumunun kendi içinde örgütlenmeye çalıştığı o dönemin zorluklarına da dikkati çekti.
Akyüz, Almanya’ya yerleşmesinin ardından ailesinden ve yakın çevresinden yaklaşık 50 akrabasının Almanya’ya gelmesine yardımcı olduğunu belirtti.
Eşiyle Berlin’de tanıştığını ve burada bir aile kurduğunu anlatan Akyüz, iki oğlu ve bir kızı olduğunu, çocuklarının Almanya’da yetiştiğini kaydetti.
Türkiye’yi sevmesine rağmen Almanya’ya yerleşme kararından vazgeçmediğini belirten Akyüz, "Almanya’da uzun yıllar çalıştım. Ailem ve akrabalarımın önemli bir bölümü, burada yaşam kurdu. Almanya'ya göç, hayatımızda kalıcı bir dönüşüme yol açtı." dedi.
Akyüz, bugün zamanının bir bölümünü sosyal faaliyetlerin yürütüldüğü bir merkezde geçirdiğini belirterek, burada insanlarla sohbet etmenin ve bir arada olmanın kendisine iyi geldiğini söyledi.
- Birinci kuşak artık bakıma muhtaç halde
Berlin'de birinci kuşak yaşlı Türklere hizmet veren Canvital Evde Bakım Servisi'ni işleten Ayten Aslan da ailesinin göç hikayesinden hareketle ilk kuşağın yaşadığı zorlukları ve bugün ihtiyaç duyduğu desteği anlattı.
Aslan, yaklaşık 25 yıl önce kurdukları servisle yaşlı ve bakıma ihtiyaç duyan kişilere evde hizmet sunduklarını ifade ederek, ilk kuşağın yaşlanıp bakıma ihtiyaç duyacağı bir dönemin geleceğini önceden düşünmediğini belirtti.
Kendi anne ve babasının da Almanya'ya ilk geldiklerinde bir gün Türkiye'ye dönmeyi düşündüklerini söyleyen Aslan, çocuklarının eğitimi ve geleceği nedeniyle ülkede kalmaya devam ettiklerini kaydetti.
Aslan, ilk kuşağın çok zor şartlarda çalıştığını vurgulayarak, dil bilmemelerinin ve hakları konusunda yeterli bilgiye sahip olmamalarının ailesini zorladığını dile getirdi.
"Onların vermiş olduğu emek sayesinde ikinci nesil çok daha rahat yaşadı." diyen Aslan, ilk kuşağın Almanya'da çalışırken Türkiye'ye, çocuklarına, anne ve babalarına duydukları özlemle yaşadığını söyledi.
Muhabir:Cüneyt Karadağ, Erbil Başay / AA
















