Konuyu kamuoyu gündemine taşıyan Türkoğlu, “Bursa’nın göbeğindeki bu arsayı Emlak Konut, arkasında yaklaşık 500 bin mağdur bırakan Katılımevim’den kaç liraya aldı?” diye sordu.
“Ne Emlak Konut ne de Katılımevim, bu satışı KAP’a neden bildirmedi. FON operasyonları başlamadan kırk gün önceki bu satışın anlamı nedir?” diyerek de konuyu detaylandıran Türkoğlu, “Bunun adı mal kaçırma değil midir? Yaklaşık 20 milyar TL civarında bir rakamdan bahsediyoruz. Bu para nerededir? Acaba bu para çeşitli işlemlerle yurt dışına kaçırılmış mıdır? Emlak Konut acilen bu konuyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek zorundadır! Devlet kurumlarının, bu şekilde şaibeli kurumları kurtarmak gibi bir görevi var mıdır?” ifadelerini kullandı ve konuyu gerek soru önergesi gerekse kürsü konuşmalarıyla TBMM gündemine getireceğini de vurguladı.
İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’nun açıklaması şöyle;
“Pusula Holding ve fon soruşturmasının gölgesinde Bursa’daki dev arazi yeniden gündemde. Kamuoyunun şimdi merak ettiği soru: 100 bin metrekarelik arazi kime, ne zaman ve kaç paraya devredildi sorusudur.
Geçmişte CarrefourSA’nın bulunduğu, daha sonra yıkımı gerçekleştirilen ve bugün çeşitli altyapı çalışmalarının sürdüğü belirtilen arazi, zaten uzun süredir kamuoyunun gündemindeydi.
Söz konusu taşınmaz, Katılımevim’in 2024 yılında kamuoyuna yaptığı açıklamalarla da gündeme gelmişti.
Ancak bugün ortaya atılan yeni bir iddia, araziyle ilgili tartışmaları farklı bir boyuta taşıdı.
Buna göre, Bursa’nın göbeğindeki yaklaşık 100 bin metrekarelik bu arazi 7 Ağustos 2026 tarihinde Emlak Konut’a devredildi.
Ortaya çıkan bir tapu belgesi, bu iddianın ciddi biçimde araştırılması gerektiğini gösteriyor.
Zira Kamuoyunda uzun süredir söz konusu arazinin Katılımevim bünyesinde olduğu yönünde bir algı bulunuyordu. Ancak KAP kayıtları, mülkiyet zincirinde önemli bir değişiklik yaşandığını gösteriyor.
Katılımevim, 20 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı KAP açıklamasında, Bainbridge Gayrimenkul Ticaret A.Ş.’de sahip olduğu %70 oranındaki payın tamamının T6 Gayrimenkul ve Laran Gayrimenkul’e devrinin tamamlandığını duyurdu.
Açıklamaya göre satışın toplam bedeli 120 milyon dolar ve işlem peşin olarak gerçekleştirildi. Katılımevim’in yüzde 35’lik payı T6 Gayrimenkul’e, yüzde 35’lik payı ise Laran Gayrimenkul’e devredildi.
KAP açıklamasında ayrıca 17 Temmuz 2026 tarihli değerleme raporuna göre Bainbridge’in 30 Haziran 2026 itibarıyla nihai piyasa değerinin 4 milyar 966 milyon 574 bin 390 TL olarak hesaplandığı belirtildi.
KRİTİK TARİH 7 AĞUSTOS 2026!
İşte tam bu noktada, 7 Ağustos 2026 tarihli olduğu ileri sürülen tapu belgesinin neyi gösterdiği kritik önem taşıyor. Eğer bu tarihte taşınmaz Emlak Konut’a devredildiyse, işlemin taraflarının, bedelinin, hukuki niteliğinin ve ödeme zincirinin kamuoyuna açıklanması gerekiyordu ancak bu yapılmadı.
Şimdi kamu adına soruyoruz:
Bursa’nın göbeğindeki bu arazi için yaklaşık bir buçuk yıl önce 300 üç yüz milyon dolarlardan bahsedilirken, acaba Emlak Konut bu arsayı ne kadarlık bir bedel ödeyerek aldı?
Hangi değerleme raporuna göre aldı?
Ödeme kime veya hangi hesaba yapıldı?
Ve en önemlisi:
Ne Emlak Konut ne de ilgili şirketler bu işlemi neden kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde bildirmedi?
Burada özellikle şu sorunun cevabı önem taşıyor:
Çünkü kamuoyuna yansıyan iddia, satışın 7 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştiği yönünde.
Bu iddia doğruysa, işlemin bütün ayrıntıları ortaya konulmalı.
Değilse, ilgili kurumlar çıkıp bunu açıkça söylemeli.
Çünkü ortada yaklaşık 100 bin metrekarelik, Bursa’nın en değerli bölgelerinden birinde bulunan son derece büyük bir gayrimenkul var.
Ve bu gayrimenkulün etrafında milyarlarca liralık bir değer tartışması bulunuyor.
“FON OPERASYONLARDAN ÖNCE YAPILAN BU İŞLEMİN ANLAMI NEDİR?”
Bir başka kritik soru ise zamanlama.
İddia edilen satış tarihi ile fon soruşturması ve tasfiye sürecinin zamanlaması arasında dikkat çekici bir dönem bulunduğu öne sürülüyor.
Bu nedenle şu soru kamuoyunun önünde:
Katılımevim’in baş rol oynadığı Fon operasyonları başlamadan yaklaşık kırk gün önce bu satışın anlamı nedir?
Bunun adı mal kaçırma değil midir?
Yaklaşık 20 milyar TL civarında bir rakamdan söz edildiği ileri sürülüyor.
O halde bu para nerededir?
Bu paranın hangi hesaba yatırıldığı açıklanacak mıdır?
Acaba bu para çeşitli işlemlerle yurt dışına kaçırılmış mıdır?
Bu satıştan KATILIMEVİM ve dolayısıyla PUSULA HOLDİNG’e gelen tutar; bir EUROBONT ya da bir yurtdışı BORSA HİSSESİ alımı ile AVRUPA’DA bir banka ya da aracı kuruma VİRMANLANMIŞ MIDIR?
Kamuoyunun önünde cevap bekleyen başka bir tablo daha var.
Bu fon tasfiyeleri süreci başlamadan 1-2 ay önce; bu arsanın eski sahibi PUSULA Grubunun fon büyüklüğü 400 milyar TL iken nasıl olup da 1 AY İÇERİSİNDE bu 400 MİLYAR TL’lik fon portföyünü azaltıp tasfiye sürecinde 65 milyar TL’ye düşürmüştür?
Düşürdüğü bu fon portföyünün bütün riski ve şişirilmiş balon hisseler TERA GRUBUNA neden virmanlanmış ve TERA GRUBU DA bu işlemi bile isteye neden kabul etmiştir?
Daha da önemlisi, PUSULA GRUBU hangi siyasi iradenin gölgesinde içerden bilgi alıp bütün fon riskini TERA GRUBUNA yüklemiş ve tasfiye süreci başlamadan önce kendi bünyesindeki 500 MİLYARI bulan fon riskini TERA GRUBUNA yıkarak, tasfiye sürecine yaklaşık 550 milyar TL bir batak ile sokmuştur?
Bunlar artık yalnızca siyasi tartışma konusu değil; belge, kayıt, para hareketi ve şirketler arası işlemler üzerinden cevaplandırılması gereken ve kamu hakkını ilgilendiren sorulardır.
Bir başka dikkat çekici soru ise Tera Grubu ile Katılımevim arasındaki hisse işlemleridir.
31 Ağustos 2026 tarihli bir açıklamada Pusula Finans Holding’in Katılımevim paylarından 10 milyar TL’ye kadar ilave alım yapma kararı aldığı duyuruluyor. Bu nedenle de kamuoyunun şu soruya da açık bir cevap bekleme hakkı vardır:
TERA Grubu geçen haftalarda; kendi fonlarından kaynak aktararak; bu arsanın da eski sahibi olan PUSULA GRUBUNA ait 100 milyara yakın KATILIM EVİM hisse senedi alarak neyi amaçlamıştır?
EMLAK KONUT NEDEN SUSUYOR?
Buradaki en kritik başlıklardan biri ise Emlak Konut’un rolüdür.
Emlak Konut bir kamu iştiraki olduğundan, kamu kaynaklarının kullanıldığı veya kamu adına önemli büyüklükte gayrimenkul işlemlerinin gerçekleştirildiği durumlarda, işlemin bedeli, hukuki tarafları, değerleme raporu, ödeme koşulları ve satın alma gerekçesi konusunda doğal olarak kamuoyunun aydınlatılması beklenir.
Bu nedenle soruların muhatabı yalnızca Katılımevim veya Pusula Grubu değildir.
Emlak Konut yönetimi de kamuoyunun karşısına çıkmalı ve şu soruların tamamına açık cevap vermelidir:
Bu soruların cevabı banka kayıtlarında, tapu kayıtlarında, şirket muhasebe kayıtlarında ve ilgili kurumların belgelerinde bulunabilir.
Bu tartışmanın en önemli taraflarından biri de Emlak Konut. Çünkü söz konusu kurum bir kamu iştirakidir.
Dolayısıyla kamuoyunun bilmek istediği çok açık:
Emlak Konut’ta bu araziyi satın alma kararı ne zaman alındı?
Tapu devri ne zaman gerçekleşti?
Bu işlem neden kamuoyunun gündemine açık biçimde getirilmedi?
Ve en kritik soru da şu:
Devlet kurumlarının, devlet teşekküllerinin bu şekilde şaibeli olduğu ileri sürülen kurumları kurtarmak gibi bir görevi var mıdır?
Veya operasyonlar sezildikten sonra yapılan firma içini boşaltma işlemlerine aracı olunmuş mudur?
Burada yapılması gereken son derece açık.
Kimse hakkında peşin hüküm verilmeden;
Tapu belgesi açıklanmalı.
Satış sözleşmesi açıklanmalı.
Değerleme raporu açıklanmalı.
Satış bedeli açıklanmalı.
Ödeme kayıtları incelenmeli.
Paranın hangi hesaba gittiği ortaya çıkarılmalı.
Ve 7 Ağustos tarihli olduğu ileri sürülen işlem ile ilgili Emlak Konut kamuoyuna açık ve net bir açıklama yapmalı.
Çünkü mesele yalnızca bir gayrimenkul meselesi değil.
Mesele; Bursa’nın göbeğindeki 100 bin metrekarelik dev bir arazinin hangi koşullarda el değiştirdiği, hangi bedelle el değiştirdiği ve bu satıştan elde edilen paranın akıbetinin ne olduğu meselesidir.
Bir kamu kurumu olan EMLAK KONUT GYO bütün sorulara ayrıntılı biçimde cevap vermelidir.
















