https://www.avrupaolay.com/files/uploads/user/71689.jpg
Müslüm Taş
Advert

KİBRİT VE MUM…

07-01-2016 23:35 17851 kez okundu.

Oda yeşil ormanlarda kocaman sevdalı bir çam ağacının gövdesinden bir parça idi. Onun hücresine sindiği ağaç büyük bir ormanın kalbinde yaşamaktaydı. Gökyüzünden gece yıldızları gündüz güneşi seyre dalıyor yüce dağlardan ilham alıyordu. Ne yazın sıcağından nede kışın soğuğundan hiç şikâyet etmiyordu. Ne zaman canını yaktılar onu lime lime ettiler

O zaman oda can yakmaya ant içti.

Kalıbına bakıp küçük görenler onun kızdığında ne ocaklar yaktığını gördüler. Bazen efkâr için bir sigarayı ateşledi, bazen yoksulun ocağını tutuşturdu, zaman zaman bir tencerenin altını yaktı ve mutlu oldu, kim bilir bu aştan kaç kişi yiyip doyacak diye düşünmeden edemedi.

Bazen de bir mumun başını yaktı, eriyip gitmesine sebep oldu, mumun yanmak için ne kadar hevesli olduğuna şahit oldu. Acaba dedi acaba aşk uğruna maşuk uğruna hak uğruna yanmak neydi bumuydu ve değer miydi? Alevini mumun ak ipliğine değdirdiğinde mumdaki yanma heyecanını fark etti. İşte o zaman bütün sevdaları ateşe verdi…

En nadide şamdanların üstünde uyuyordu, bazen bir sarayda bazen iki âşık arasında bazen bir yoksul odasında bazen de en umulmadık zamanlarda… Zaman zaman bir kitap ve sima görüyordu karşısında, bazen yaşlı bir çift göz, bazen de aşk ateşine yanan bir sevdalı.
Ama hiç kimse onun gibi yanmıyordu eriyip gitmiyordu. Onun yanışı bir başkaydı, o yanmak için yaratılmış, bitip tükenmek erimek için sevdalanmıştı.

Bir anda kibritin mukavva kâğıda sürtünüp yanma sesi ile irkildi, uyuduğu uykusundan, uyanırken gördüğü düşleri hatırladı, ne zaman uykuya dalsa düşlerine giriyordu, elinden tutuyor beline sarılıyor. Sanki cennetten bir bahçeye alıp götürüyordu onu maşuku, ne çok seviyordu da kimse bilmiyordu. Ne güzeldi onu sevmek özlemek, ne güzeldi aşk uğruna maşuk uğruna yanmak, ne güzeldi yaradan uğruna yanmak har har. Yanılmaz mıydı böyle sevgiye böyle sevgiliye.

O öyle bir mum ki bazen bir sufi’nin hakka yandığı bazen bir mecnunun Leyla ya yandığı gibi yanıyordu.

Bir an önce yanmalıydı aşk ateşine, eriyip tükenmeli idi aşkına maşukuna ve kibrit dokundu alevi ile ak ipliğine yaktı, yaktı ve yine yaktı… Taaa yüreğinde uzanıp giden ak ipliği alev alev yanarken ((ham maddesi parafin olan)) mum da aşkı için erimeye başlamıştı. Bir yanda yanarken bir yanda aşk adına aklına gelen bütün mahnılarını mum ışığında söyler, kâh bir sevdalı gelmiştir yanına kâh bir âlim, kâh ağlayan bir çift göz

Her mum daha yaratılırken aşk hamuru ile yoğrulmakta ve aşk ateşinde yanmakta. Sevenin sevdalısına yandığı gibi…

 

Hazan yaklaşıyor ey ömrüm

Yapraklarını dökme ne olursun

Gönül gözüyle sevgiydi bu

Mevla’m ayrılık yazmasın

 

Mumlar erirken dergâhımda

Bırak her an sende biteyim

Yüz yıllık çeşmeye dayayıp

Kana kana aşk ı içeyim

 

Öyle bir aşk-ı muhabbet ki

Kibrit ateşiyle yandı yüreğim

Kor olmadı mı sandın ey sevgili

Gel gör sana aç susuz gönlümü

 

Hazan yaklaşırken ey rabim

Ne olur üstüme karlar yağmasın

Gönlüme sultanım neredesin

Mevla’m ayrılık yazmasın

MÜSLÜM TAŞ

Neler Söylendi?