GÜNCEL
Giriş Tarihi : 08-09-2026 12:31

BU SEÇİM SONUÇLARIYLA BİRLİKTE ALMANYA’DA CEHENNEMİN KAPILARI ARALANDI

SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Saksonya-Anhalt (Sachsen-Anhalt) eyalet seçimlerinde AfD’nin açık ara birinci parti olmasını “Almanya demokrasisi açısından görmezden gelinemeyecek bir tehdit” olarak değerlendirdi. AfD’nin bir Doğu eyaletinde aldığı oy oranının Almanya geneli için bir uyarı olduğunu belirten Karaahmetoğlu, AfD’nin yükselişine dair ancak doğru analiz edildikten sonra, doğru yanıtlar bulunabileceğini kaydederek; “Koca bir ülke yaklaşık bir yıldır Sachsen-Anhalt seçimlerine kilitlendi ve artık bugün tüm demokratları endişelendiren sonuçla karşı karşıyayız. AfD’nin bu kadar oy almasının elbette birçok sebebi var. Ancak özellikle Doğu eyaletlerindeki seçmenleri AfD’ye iten temel sebep göçmen ve Müslüman karşıtlığıdır. Öncelikle bunun altını çizmek gerekir. Bu seçim sonucuyla beraber Almanya’da cehennemin kapıları aralandı diyebiliriz.” şeklinde değerlendirmede bulundu.

BU SEÇİM SONUÇLARIYLA BİRLİKTE ALMANYA’DA CEHENNEMİN KAPILARI ARALANDI

 

 

AfD’nin “ırkçı ve aşırı sağcı bir parti” olduğu yönündeki söylemlerin apolitik seçmen gözünde bir anlam ifade etmediğinin ve seçmenlerin AfD’ye oy vermelerinin engellenmediğinin görüldüğüne dikkat çeken Karaahmetoğlu, asıl sürecin bundan sonra başladığını belirterek:

“Bu sonucu küçümsemek, geçici bir protesto dalgası olarak görmek ya da yalnızca Sachsen-Anhalt’a özgü kabul etmek büyük bir hata olur. AfD beş yıl önce yüzde 20,8 olan oyunu yüzde 43,8’e çıkardı. Üstelik bunu seçimlere katılımın yüzde 77,8’e yükseldiği bir ortamda başardı. Karşımızda artık yalnızca hoşnutsuz seçmenin tepkisini toplayan bir parti değil, toplumun önemli bir bölümünde kök salmayı başaran aşırı sağcı bir siyasi hareket var.”

Karaahmetoğlu, seçim sonucunun demokratik partilerin sorumluluğunu da ortadan kaldırmadığını vurguladı:

“Bütün sorumluluğu seçmene yükleyip kendimizi rahatlatamayız. İnsanların neden demokratik partilerden uzaklaştığını anlamak bizim görevimizdir. Hayat pahalılığına, konut sorununa, ücretlere, emekliliğe, güvenliğe ve düzensiz göçe ilişkin kaygılara sloganlarla değil, çalışan çözümlerle cevap vermek zorundayız. İnsanlar devletin sorunları gördüğünü ve çözebildiğini yeniden hissetmelidir.

SPD açısından da bu sonuçtan çıkarılacak dersler var. Sachsen-Anhalt’ta yüzde 9,3 oy almak bizim için övünülecek bir sonuç değildir. Oy oranımızı 2021’e kıyasla bir miktar artırmış olmamız, aşırı sağın yüzde 40’ın üzerine çıktığı bir gecede bizi rahatlatamaz. Sosyal demokrasinin görevi tam da insanların gelecek korkusunun büyüdüğü dönemlerde güven, sosyal adalet ve aidiyet duygusu yaratmaktır. Bunu yeniden daha güçlü biçimde başarmak zorundayız.

Ancak bunun yolu AfD’nin dilini taklit etmek değildir. Aşırı sağın güçlenmesine karşı mücadele etmek istiyorsak, onun gündemini kopyalamak yerine insanların gerçek sorunlarını çözmeliyiz. Göç politikasında düzen ve kontrolü savunmakla insanları kökenlerine göre ayırmak arasında çok net bir sınır vardır. SPD bu sınırın doğru tarafında durmaya devam edecektir.”

 

Karaahmetoğlu, AfD Sachsen-Anhalt teşkilatının eyalet Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından “kesinleşmiş aşırı sağcı oluşum” olarak sınıflandırıldığını hatırlatarak, seçim sonucunun bu gerçek göz ardı edilerek tartışılamayacağını belirtti:

“Burada özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var. AfD’nin neyi savunduğunu artık bilmiyorduk diyemeyiz. Bu partinin göçmenlere, Müslümanlara ve göç geçmişi olan Alman vatandaşlarına yönelik kullandığı dil yıllardır ortada. Sachsen-Anhalt Anayasayı Koruma Teşkilatı da bu eyalet teşkilatının etnik kökene dayalı bir halk anlayışını benimsediğini, göçmenleri dışlayan ve insan onuruyla bağdaşmayan bir siyasi çizgi izlediğini açıkça ortaya koyuyor.

Bu nedenle göçmen kökenli insanların, özellikle de Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlilerin bir bölümünün AfD’ye destek vermesini anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Ekonomiden, göç politikasından, hükümetten veya biz sosyal demokratlardan memnun olmayabilirsiniz. Bizi eleştirebilirsiniz, hatta cezalandırabilirsiniz. Bu demokrasinin en doğal hakkıdır. Ama tepkinizi, sizi ve çocuklarınızı bu toplumun eşit bir parçası olarak görmek istemeyen bir siyasi harekete destek vererek göstermek bambaşka bir şeydir.

Alman vatandaşı olmak, burada doğmuş olmak, iyi Almanca konuşmak, başarılı bir işletme kurmak ya da yıllardır vergi ödemek; etnik kökene dayalı bir toplum anlayışının hedefinden sizi otomatik olarak çıkarmıyor. Bugün başkasına yöneldiğini düşündüğünüz dışlayıcı siyasetin yarın size dönmeyeceğinin hiçbir güvencesi yok. Tam da bu nedenle, özellikle göçmen kökenli AfD seçmenlerinin bu tehlikeyi çok daha ciddiye almaları gerektiğini düşünüyorum.”

Ben özellikle Almanya’daki Türkiye kökenli topluma şunu söylemek istiyorum: Bu tartışmanın seyircisi değiliz. Bu ülke bizim ülkemiz, bu demokrasi bizim de demokrasimiz. AfD’nin bugün başkalarını hedef aldığını düşünüp kendimizi güvende zannetmemeliyiz. İnsanları kökenlerine göre ayıran siyasi anlayış güçlendiğinde, kaybeden yalnızca göçmenler değil, Almanya’nın demokrasisi olur.

 

Macit Karaahmetoğlu, SPD Federal Meclis Milletvekili

Berlin, 7 Eylül 2026

Ökkeş ToyÖkkeş Toy

avrupaolay.com'da İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni