Ekim düşlü günlerden aklın yolu, yüreğin sesiyle gelip geçerken Kasım'a, yıldızlı geceler daha az, güneşli günler daha serin, denizde lodos eksik olmaz, Karayel eser bazen, poyraz vurur kimi zaman. Çalar Aralık kapısını. Her şeye rağmen güne güzellik düşsün, yaşama direngen umut. Düşlere umut gerek, umuda düş. Sevdaya düş gerek, düşe sevda. Davaya inanç gerek, insana vefa. Sağım solum, önüm arkam, yanım yörem sobe, yürüyelim el ele umut ile düş ile. Beklersen üşürsün, bekletirsen üşütürsün. Nabzını elimizde tutalım yaşamanın, durup beklemeye gelmez hayat.
Kışa uzanan bir gün. Kaş göz misali yol üstü. Son demlerinde Sonbahar. Sayılı günleri kaldı, geldi geçiyor Kışa. Nöbeti devrediyor doğanın kendi döngüsünde. Aylardan Kasım, kültürel, sanatsal etkinlikler ayı. Avrupa'nın hemen her bir şehrinde birbirinden güzel kültürel, sanatsal etkinlikler. Yetiş yetişebilirsen misali. Yetişip katılmaya çalıştım her zaman olduğu gibi. Yine de yetişemedim çoğuna zaman, imkanlar elvermedi. Yetişip katılamadıklarıma “Yine aylardan Kasım, sanki sende kaldı bir yarım” şarkısıyla teselli oldum. Davalı günlere sayıp alacaklı hanesine yazdım ömrün.
Benimde çağrısı ile “Stimmen der Solidaritat-Dayanışmanın Sesi” adlı kurumun bu yıl Köln'de 7-11 Kasım tarihlerinde 6. düzenlediği Festivale katıldım. Sabahın seheri denilen bir vakitte 6 Kasım günü Stuttgart'tan kalkıp Heilbronn'a gittim. Yine bir etkinlikte tanıştığımız, festivalin programında da sanatçı olarak yer alan sevgili Devrim Kavalli beni Heilbronn'dan aldı arabasıyla, Köln'e birlikte gittik. Konuşa konuşa sohbetin koyuluğunda şen şakrak güzel bir yolculuk yaptık. Tanıdık sayılırdık öncesinden ama bu kez tanışmış olduk. Tanıdık olmak yetmiyor insana, bildik olmak için tanışmak, tanış olmak daha önemli.
Festivalin programı hayli yoğun, her güne birden çok etkinlik planlanmış. Yok yok desem yeri. 7 Kasım gecesi Devrim Kavalli ile Grup Üryan müzik dinletisi var. Salon dolu, sahnede Grup Üryan ile Devrim Kavalli. Hemen her dilde ezgisi ve yorumuyla birbirinden güzel şarkılar türküler, deyişler okudular. Huzur verici, dinlendirici, düşündürücü dillerin kardeşliğiyle. Her şeyden önce yürek ezgisi, gönül şenliği. Şarkıları, türküleri yapanların yasaları yapanlardan daha güçlü olduğu gerçeği.
8 Kasım da Türkiye'den gelen, Türkiye'de politik tutsaklarla ilgili takdire şayan çalışmalar yap “Görülmüştür Kolektifi”nin hazırladığı, 50 tutsağın resim, karikatür çalışmalarından oluşan “Sus-Ma” fotoğraf sergisinin açılışı yapıldı. Açılışa “Görülmüştür Kolektifi” adına Adil Okay katılarak konuşma yaptı. Ardından aynı gün yazar Kadir Akın, yazar Alin Özinan, Avukat Ümit Altaş, Evrensel Gazetesi yazarı Yusuf Karadaş ile DEM Milletvekili Dilan Kunt'un yer aldığı Türkiye ve Bölgedeki gelişmeler, 'Barış Süreci' gündemli söyleşi yapıldı. Aynı gün Akşam da “Mülteci Hakları” konulu söyleşi yapıldı, söyleşiye Avukat Heike Geisweid, Gönül Eğlence ve Lea Reisner katıldı, mültecilik sorunu ve mülteci hakları konusunda bilgiler paylaştılar.
9 Kasım günü “Özgürlük mü? Etkilenenler Sözlerini Söylüyor” konulu panel yapıldı. Hamide Akbayır'ın yönettiği panele hemen hepsinin önemli hapishane deneyimi olan, tutsaklık yaşayan Zizik Şahbaz, Özgür Sevinç Şimşek, İsminaz Temel, Şebnem Korur Fincancı, Adil Okay ve Nedim Türfent ve M. Zeki Doğan katıldı. Deneyimlerini, gözlemlerini paylaştılar. Ardından gazeteci yazar ve Tercüman Gül Güzel ile okuma yapıldı. Hapishanedeki tutsaklarla yazıştığı mektuplarını Türkçe-Almanca kitaplaştıran Gül Güzel mektupların öyküsünü anlatıp mektuplardan parçalar okudu.
Aynı gün akşamına Adil Okay'ın yazdığı “Uzaklara Bakamamak” oyununu Tülin Şahin Okay sahneledi. Tek kişilik oyunu başarıyla sahneleyen T. Ş. Okay ayakta alkışlandı.
10 Kasım da yazar Yavuz Ekinci ile okuma ve söyleşi, 11 Kasım da yazar ve Belgesel film hazırlayan Kadir Akın ile film gösterimi ve söyleşi yapıldı.
Her bir etkinliğe ilgi duyan değişik insanlar katıldı. Beş gün beş gece geçip gitti bir göz kırpıp izler bırakarak. Benim için de geri dönüş vakti geldi.
Sabahın sekiz buçuğunda kalktım, bir kahve içimi sonrası vedalaşıp çıktım. Otobüse binip tren istasyonuna geldim. Bir kalabalık bir kalabalık deme gitsin. Trenler dolu dolu. Meğer bugün Karnaval varmış bu bölgede. Bölge şehirler arası Trenle yolculuk böyle günlerde zor olur, oturacak yer bulamayabilirsin. Her durakta binenler inenlerden daha çok. Trenler hiç gelmez değil ama gecikir. Almanya'da trenler kolay kolay gecikmezdi, saatinde gelir saatinde kalkardı. Son birkaç yıldır burada da hemen hemen gecikmeyen, aniden gelişi iptal olan trenler haddinden fazla çoğaldı. Düzen burada da bozuldu demek belki eksik kalacak, eğitim, sağlık alanında, barınma sorununda, sosyal hakların her yıl budanması anlamında, işten çıkarmalar, yoksullaşma bağlamında zaten bozuktu, ulaşım alanında da düzen bozulma daha bir görünür oldu.
Köln'den yola çıktım Stuttgart'a doğru. Kara trenle İlk durak Koblenz, ikinci durak Mainz. Buradan Karlsruhe'ye yol alıp Stuttgart'a geçeceğim. Kara tren dediğime bakmayın, hızlı olmayıp konforu da az. Şehirler arası salına salına gidiyor. Doğanın seyri harika hiç olmazsa. Köylerin kentlerin içinden, dağların arasından, Rhein nehrinin kıyısından geçiyorsun göz alımı.
Kasım işte Aralık'a açılan kapı, Aralık kapısı. Sonbaharın kapı kilidi. Eylül açar Kasım kapatır. Havalarda kış esintisi, kış soğuğu, kış kokusu var. Gecede don havası var. Kırağı düşmüş. Buz tutmuş Çiğ damlaları. “Sen üşüme güzelim, sevginle sarın, sevdiğine sarın” demek geçti içimden.
Hava soğuk, rüzgar sert, dağ dumandır, yol yamandır, gece düş, her şeye rağmen gün yaşamdır...
Gün geçti, gölge düştü kavuşmalara, hasretlik kokuyor zaman. Umut sensin, sen Umut, unutmak nankörlük aklına, yüreğine. Hayat sorgulamaktır, hayat mücadele aklın ve yüreğin gücüyle.
Hayatın yolcusu değilmiyiz yaşam yolunda? Bende yolculuk bitmez gezgin misali. 27 Kasım günü yine düştüm yollara. Birer gün arayla önce Karlsruhe'ye, sonra 28 Kasım'da Mannheim ve 29 Kasım cumartesi günü de Frankfurt'ta konaklayıp konuk oldum aklım, yüreğim ve kitaplarımla.
Karlsruhe'de aile ziyareti yaptım, hasta sayrı olanları, izinden gelenleri görmek amaçlı. Cuma günü Mannheim de Enver Enli arkadaşımın kitap tanıtım ve okuma akşamı vardı, katıldım.
Mannheim de bir akşam...
28 Kasım 2025'e bir kitapla buluşup, bir şiir okuyup, bir türkü söyleyip hüzünleri, özlemleri, ille de umutları ellerimizde, avuçlarınızda ve yüreğimizde toplayıp akşama sunan olmak güzeldi.
Güzel bir Kitap tanıtım ve okuma akşamı oldu. Hayat kavgasında 'Bir Sevda Destanı' ile 'Bitimsiz Güzergahında Yaşamın' şiirlerle, değerli sanatçı arkadaşım Devrim Kavalli'nin her dilden ezgiler ve türküler söylediği güzel bir akşamın ufkuna vardık. Emeğine, yüreğinin ezgisine sağlık sevgili arkadaşım Enver ve Devrim ile Ethem Kavalli. Ne güzel bir sevgi bu. Uzaktan, hesapsız ve beklentisiz. Sadece sevmek, sevdiğini sevildiğini hissetmek. Ayrılık gayrılık yok, sınırlar ötesi, yıldızlara bakarak geceleyin, ay aydınlığına tutunarak, güne düşler kurarak, umutlar düşürerek zamana. Yaşamda üretken olma, zamanı örgütlemede kitap ile, şiir ile, türkü-şarkı ile cümle güzellikler ile “her şey olacağına varır” diyerek hissetmek her şeye rağmen, ayrı bir güzellik, 'öyle olsun' temennisiyle bir de hani.
29 Kasım Cumartesi günü Frankfurt'ta Anteplilerin Gaziantep Dayanışma Derneği'nin düzenlediği 'Dayanışma Gecesi'ne katıldım. Bu yıl geçen yıllara göre daha bir yoğun katılımlıydı gece. Programda Bülent Eskimez, Hasan Çoban, Nurseli yer aldı. Faruk Lök bu yıl vize sorunundan dolayı gelememiş. Uzun yıllardır dernek başkanlığını yapan gazeteci-yazar Ökkeş Toy güzel bir konuşma yaptı. Az ve öz konuşarak “Bugün hepimiz Antepliyiz, kalp kalbe dayanışanız” dedi. Geleneksel ve yöresel bir gece olmasına karşı Anteplilerin dışında katılanlar ve beğenenlerde vardı. Anteplilerin yoğun ilgisinin ve dayanışmasının olduğu gecenin gelir “Sosyal Sorumluluk Projesi” kapsamında ihtiyacı olan çocukların eğitimine pay ediliyor. İyi olan bu paylaşımı herhangi bir kurum üzerinden değil,herhangi bir kuruma gönderip onların eliyle değil, dernek olarak bizzat kendilerinin belirlediği çocuklara doğrudan kendilerinin vermesi, pay etmesi. Büyük fedakarlık yapıyorlar, yoğun emek harcıyorlar geceleri için Dernek yönetimi, üyeleri ve dostları. Kurumlarına önem verip, değerini bilip sahip çıkıyorlar. Hala eksiklikleri var, sahne, salon düzenlemeleri, görsellik bakımından her yıl biraz daha geliştiriyorlar. Yerel ve yöresel bir kurum ve etkinlik merkezli olarak eksiklikleri var da abartıları da yok değil bazı yanlarıyla. “Abooov, nişliyinn Edem” deyişlerini duyar gibiyim yazarken.
Her iki etkinlikte Kitap Standı masasında okurlara kitaplarımı sergiledim. Hoş sohbetler yaptık özlenen dost ve arkadaşlarla. Aynı zamanda yeni insanlarla tanışıp, yeni dostlar edinmek güzeldi. Bu yıl da katılamadım Anteplilerin dernek olarak her yıl düzenledikleri Frankfurt içi “Tramwayda Çig Köfte Partisi” gezisine.
Gece sonrası habersiz selamsız kalmasak da uzun zamandır görüşemediğimiz arkadaşım gelip aldı beni Frankfurt da. İki lafın belini kırıp özlem giderdik. Sabah kahvaltısını yakın şehirlerden gelen sevgili arkadaşlarla birlikte yaptık konukları olduğum evde. Uzun zaman sonra iyi geldi bir masanın etrafında buluşup hasret gidermek, hoş sohbetler yapmak, güzel anıları yad edip ağız dolusu gülmesini bilmek.
Pazar günü döndüm Stuttgart'a evime. Bir kitaplığım oldu sürprizle gelen. Bir örümcek korkusu hikayesi anlattı akşam evde sohbet sırasında Alim Cem. 'Nerede?' diye sorunca, "Son baktığımda senin odanın duvarındaydı kocaman" dedi. Aceleyle kalkıp odanın kapısını açınca kocaman örümcek kocaman ama kibar bir kitaplığa dönüşmüş. Bir akşam sürprizle karşılaşmak da ne güzel. Hem duygulandım hem de sevindim.
Değişik çantalarda üst üste kapalı duran ve ha bu ay ha gelecek ay bir kitaplık alayım diyerek, erteleye erteleye bugüne geldim. Adil ve Ozan ile Alim Cem ailecek almışlar böyle bir kitaplık. Kitaplarıma mekan kurmuş ben geldim ki sevgili Adil ve Ozan ile Alim Cem. Kitaplarımın bekleyişte hasreti bitmiş oldu böylece. Kitaplarımın bir vitrini oldu. Evime çok yakıştı, evim şimdi daha bir güzel. Kütüphaneye kavuşturdular beni. Sevgili Fatoş ile Uğur almak istemişlerdi geldiklerinde, bir vesileyle atlattım onları ama bunları atlatamadım.
Sevgili Adil, Yağmur, Ozan ve Alim Cem, ilginiz, inceliğiniz, kitaplara duyarlılığınıza çokça teşekkür ederim. Kitapsız kalmayalım hiçbir zaman, hele okumasız hiç olmayalım. Kitapları sevelim, okumayı da. Gezip görelim, okuyup öğrenelim.
Aralık kapısındayız şimdi. Hesabı mahşerlik olmayan, tarihin unutmadığı yargılanan günler. Vebali büyük her yönüyle Aralık günlerinin. Her yeni gün yeni bir başlangıç yaşamak için. Düşünmek, umut etmek, sevmek ve özlemek için sevdiklerini. Aklınla düşünen, kalbinle seven, gönlünce yaşayan olmak önemli hayatta. Beklemek değil bir bilinmezi, kavuşmak değil bir görünmezi, özlemektir hayalindekini, koşmaktır peşinden, ömrü vefa eylemektir hayat. Salına salına giden gün, geçen zaman, esen rüzgar, yağmur ömrün üstüne. "Hadi gel yeni bir başlangıç yapalım bizi bekleyen arta kalan zaman için" derken ömrünüz uzun olsun.
Umut yürek kapımızda. Kapıyı kapatma güzelim. Açık kalsın hep. Yoksa umut küser.
Umudu küstürme.
Ökkeş Toy
Yeni bir Umut, Yeni bir yaşam
Kübra Keçeci
‘’Aynı Evde Yabancı Olmak: Duygusal Boşanma’’
Mehmet Şaşmaz
ARTIRMA ve YERLİ MALLARI HAFTASI
H-Karşıyakalı
Aralık Kapısında Umudu Küstürme
Hasan KÖKMEN
‘‘HÜDABİN’’ İNSAN OLMAYA ÇALIŞMAK…
Ferid Turgut
TEKNOLOJİ DEĞİŞİR, İNSAN AYNI KALIR
Güzin Bakışoğlu
Kadim Kent HARRAN
Kudret Erdem
HAYAT ESKİDEN Mİ GÜZELDİ NE !...
Sevgi ERDOĞAN AKYÜZ
Sarı laleler
Necati Suözer
AOK Hessen´de üye olanların avantajları.