Bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan iki temel sütun vardır: sevgi ve saygı. Bu iki değer zayıfladığında, ilişkiler yüzeyselleşir, aileler kırılganlaşır; insanlar birbirine yabancılaşır.
Sevgi, yalnızca bir duygu değildir. Sevgi emektir. İlgi göstermektir. Dinlemektir. Anlamaya çalışmaktır. Sabır göstermektir. Sevgi, fedakârlıkla büyür.
Saygı ise bir sınır bilincidir. Karşımızdakinin varlığını kabul etmek, onun düşüncesine, duygusuna, tercihine alan tanımaktır. Saygı, “Ben varım” derken “Sen de varsın” diyebilmektir.
Bugün birçok sorun, sevgisizlikten çok saygısızlıktan kaynaklanmaktadır. İnsanlar birbirini dinlemeden konuşuyor, anlamadan yargılıyor, empati kurmadan hüküm veriyor. Oysa sağlıklı bir ilişkinin temeli, karşılıklı değer vermektir.
Sevgi ve saygı en önce ailede öğrenilir.
Bir çocuk dünyaya geldiğinde değer kavramını bilmez. Ona değerli olduğunu hissettiren şey, anne babasının yaklaşımıdır. Sarılmak, göz teması kurmak, ismiyle hitap etmek, dinlemek… Bunlar çocuğun ruhuna işlenen ilk değer tohumlarıdır.
Eğer bir çocuk evde bağırış çağırışla büyüyorsa, saygıyı öğrenemez. Eğer bir çocuk sevgiyi yalnızca sözde duyuyor ama davranışta görmüyorsa, sevginin anlamını içselleştiremez.
Çocuklar kulaklarıyla değil, gözleriyle öğrenir.
Anne babalar ve öğretmenler, çocuklara değer anlatmaz; değer yaşar. Çocuk bir babanın annesine saygılı konuşmasını görürse saygıyı öğrenir. Bir annenin sabırlı duruşunu görürse merhameti öğrenir. Bir öğretmenin adaletli davranışını görürse hakkaniyeti öğrenir.
Sevgi ve saygı, eğitim sisteminden önce aile sisteminde başlar.
Bugün gençler arasında artan tahammülsüzlük, sabırsızlık ve öfke; aslında sevgi ve saygı eksikliğinin yansımalarıdır. Çünkü insan sevildiğini hissettiğinde daha sakin, daha güvenli ve daha dengeli olur.
Sevgi güven üretir.
Saygı denge üretir.
Bir evde sevgi varsa çocuk kendini değerli hisseder. Değerli hisseden çocuk başkasını küçümsemez. Çünkü başkasını küçültme ihtiyacı, genellikle kendi içindeki eksiklikten doğar.
Bir evde saygı varsa, fikir ayrılıkları çatışmaya dönüşmez. İnsanlar farklı düşünebilir; fakat birbirini yok saymaz. İşte gerçek olgunluk budur.
Sevgi sadece iyi günlerde gösterilen bir duygu değildir. Asıl sevgi zor zamanlarda belli olur. Bir hata karşısında sabır gösterebilmek, bir yanlışta hemen yargılamamak, bir düşüşte destek olabilmek sevginin olgun halidir.
Saygı da yalnızca büyük olana gösterilen bir tavır değildir. Çocuğun fikrini dinlemek, eşin düşüncesine değer vermek, öğrencinin sorusunu küçümsememek de saygıdır.
Belki de kendimize şu soruları sormalıyız:
Evimizde gerçekten dinliyor muyuz?
Karşımızdakinin sözünü kesmeden bekleyebiliyor muyuz?
Farklı bir düşünceye tahammül gösterebiliyor muyuz?
Sevgi ve saygı zayıfladığında, insan yalnızlaşır. Aynı evin içinde mesafeler oluşur. Aynı sınıfta mesafeler oluşur. Aynı toplumda mesafeler oluşur.
Oysa insan bağ kurarak yaşar. Ve bağın temeli sevgidir.
Bir çocuğa bırakılabilecek en büyük miras, maddi imkânlar değil; güçlü değerlerdir. Sevgi dolu bir ortamda yetişen çocuk, hayata daha sağlam basar. Saygı görerek büyüyen çocuk, başkasına saygı göstermeyi bilir.
Unutmayalım:
Sevgi insanı büyütür.
Saygı insanı olgunlaştırır.
Ve bu iki değer bir araya geldiğinde, sağlam karakterler ortaya çıkar.
İnsan değerleriyle vardır demiştik.
Sevgi ve saygı ise bu değerlerin temelidir.
Ökkeş Toy
SEVGİ VE SAYGININ ANLAMI
Müslüm Taş
Bayramın Hatırlattıkları
İbrahim Alisinanoğlu
RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR
Kübra Keçeci
Ekranın Sessiz Bedeli: Dijital Demans
Oktay İyisaraç
“Sorun İktidar Değil, İktidarı Ebedileştiren Muhalefet”
H-Karşıyakalı
İçimizdeki Çığlık: Yaşanmış Hayatların Sessiz Çığlığı
Hasan KÖKMEN
HAYATIN GERÇEKLERİ VE HAYALLERİMİZ
Mehmet Şaşmaz
ARTIRMA ve YERLİ MALLARI HAFTASI
Ferid Turgut
TEKNOLOJİ DEĞİŞİR, İNSAN AYNI KALIR
Güzin Bakışoğlu
Kadim Kent HARRAN