Yeni bir eğitim-öğretim yılı başlarken, sokaklar yine okul formalarıyla, kırtasiye poşetleriyle ve o bildik telaşla doldu. Ancak bu yıl ziller çalarken durup kendimize bambaşka bir soru sormamız gerekiyor: Biz bu çocuklara neyi, ne kadar yükleyeceğiz ve o yükün altında neyi feda edeceğiz?
Bugün dünya; bilginin saniyeler içinde tüketildiği, yer değiştirdiği, eskidiği, yapay zekânın sorulara insanlardan daha hızlı cevap verdiği, her şeyin "ekran" kadar sığlaştığı bir çağdan geçiyor. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolaylaştığı bir devirde, okulun vazifesi artık çocukların zihnine malumat doldurmak olamaz…
Çünkü bilgi her yerde; ama idrak, merak ve derinlik hiçbir dijital ağda satılmıyor.
Bu yıl sınıfların kapısını açarken çocuklara söyleyeceğimiz ilk şey test çözme teknikleri olmamalı. Onlara şunları hatırlatarak başlamalıyız:
Soru Sormaktan Korkmayın: Doğru cevapları ezberleyen değil, ezber bozan sorular sorabilen zihinler dünyayı değiştirir. Müfredatın bittiği yerde hakiki öğrenme başlar.
Hata Yapma Özgürlüğünüzü Kullanın: Yanlış yapmaktan korkan bir çocuk, yeni bir şey deneyemez. Sınıflar mükemmellik sergisi değil; deneme, yanılma ve ayağa kalkma alanlarıdır.
Dijital Dünyanın Değil, Kendi Aklınızın Efendisi Olun: Ekranlar size ne düşünmeniz gerektiğini söyler; kitaplar ve doğa ise nasıl düşüneceğinizi öğretir.
Şundan emin olabilirsiniz…Öğretmenlerimizin omuzundaki yük her zamankinden ağır, her zamanınkinden daha büyük ; çünkü artık sadece ders anlatmıyor; algoritmalara karşı bir insan kalma mücadelesi veriyorlar. Bir çocuğun gözündeki ışığı yakmak, ona bir formül öğretmekten çok daha hayati.
Veliler olarak bizler ise evlatlarımızı başkalarının çocuklarıyla yarıştıran birer "skor takipçisi" olmaktan vazgeçip, onların kendi potansiyellerine giden yoldaki rehberleri olmak zorundayız.
Yarın Türkiye’sini inşa edecek olan şey; sınav sıralarında kaç puan topladığımız değil, o sıralarda otururken birbirimizin elini tutup tutmadığımız, toprağa basıp basmadığımız ve vicdanımızı diri tutup tutmadığımızdır.
Zil çaldı!... Dersimiz sadece matematik, Türkçe ya da fen değil... Dersimiz; kirlenmemiş bir merak, bükülmemiş bir omurga ve hepsinden öte insan kalabilme sanatı.
Yeni eğitim-öğretim yılı; ezberleri bozan, zihinleri açan ve yüreklere dokunan bir yolculuk olsun.
2026-27 Eğitim öğretim yılı hepimize hayırlı olsun.
İbrahim Alisinanoğlu-13.09.2026