Eski zamanların birinde, Antep’in dar sokaklarında güzelliğiyle dillere destan, lakin titizliği ve "nazıyla" cümle alemi bezdiren bir Nazlı Hanım yaşarmış. Bir şeyi beğenecek olsa kırk dereden su getirir, en mahir ustaların bile sabır taşını çatlatırmış.
Bir gün Nazlı Hanım, şehrin en usta çarıkçısının dükkanından içeri süzülmüş. "Usta," demiş, "Bana öyle bir çarık çat ki; hem ayağımı bir ipek gibi sarmalı hem de attığım her adımda büzüm büzüm büzülmeli. Ama öyle alelade bir büzgü de istemem; sağdaki kıvrım mağrurca sola bakmalı, soldaki ise güneş gibi parlamalı. Ayağıma bakan bir daha bakmalı, bakanın aklı başında gitmeli!"
Usta, "Baş üstüne," diyerek işe koyulmuş; el emeğini, göz nurunu o deriye işlemiş. Bir hafta sonra çarığı teslim ettiğinde Nazlı Hanım dudak bükmüş: "Aman usta, bu büzgüler çok gevşek! Ben yolda yürürken 'fış fış' edip şarkı söylemeli, büzgüsü ceylan gözü gibi süzülmeli."
Usta, "Peki Hanım," demiş, tezgahına geri dönmüş. Geceler boyu iğne sallamış, büzgüleri daha bir özenle sıkılaştırmış. Lakin Nazlı Hanım ertesi gün yine gelmiş: "Olmamış usta! Bu sefer de büzgüden deri görünmez olmuş. Benim ayağım naziktir, bu kadar darlıkta daralır bunlar “demiş…
Günler haftaları, haftalar ayları kovalamış. Çarşı esnafı, her sabah çarıkçının dükkanı önünde Nazlı Hanım’ı bir elinde çarık teki, diğer elinde bitmek bilmeyen tembihleriyle görür olmuş. Usta artık diğer tüm işleri bir kenara bırakmış; dünyası sadece Nazlı Hanım’ın o bitmek bilmeyen "çarık büzgüsü" olmuş.
Bir gün cuma namazından çıkan ahali, dükkan önünde kuma kuşlu gibi kafası öne dşmüş suratı yerleri süpüren ustayı görünce daynamamış merakla sormuşlar: "Yahu usta, koca kış bitti, bahar geldi. Yaz kapıya dayandı, bizim işler hala bekler. Sen hâlâ neyle uğraşırsın?"
Usta, kan ter içinde başı kaldırmış, elindeki çarığı hiddetle yere çarparak bağırmış: — "Yahu hiç sormayın! Nazlı Hanım’a büzgü beğendiremedim ki! Ne büzgüsü bitiyor ne de nazı; ne çarık tamamlanıyor ne de nazlı hanımın yüzü gülüyor! Ömrümü, günümü yedi bitirdi vallahi!"
O günden sonra çok nazlanan, şımarık, her şeye alınan, küsen veya nazı çekilmeyen, bir işi beğenmeyen kimseler için kullanılmaya başlamış… "Nazlı Hanım’ın büzme çarığına döndü”sözcüğü deyim haline gelmiş.
İbrahim Alisinanoğlu-14.05.2026
İbrahim Alisinanoğlu
NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI
Oktay İyisaraç
“Sorun İktidar Değil, İktidarı Ebedileştiren Muhalefet”
Ökkeş Toy
İYİLİĞİ ÇOĞALTMAK
H-Karşıyakalı
İçimizdeki Çığlık: Yaşanmış Hayatların Sessiz Çığlığı
Kübra Keçeci
‘’İlişkilerde Düşüncelerin Gölgesi; Verbal Overshadowing’’
Hasan KÖKMEN
HAYATIN GERÇEKLERİ VE HAYALLERİMİZ
Müslüm Taş
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Mehmet Şaşmaz
ARTIRMA ve YERLİ MALLARI HAFTASI
Ferid Turgut
TEKNOLOJİ DEĞİŞİR, İNSAN AYNI KALIR
Güzin Bakışoğlu
Kadim Kent HARRAN