Hatırlayanlarımız olacaktır…: Odanın ortasında, ya da sahrede sırt üstü yere yatar, iki ayak tabanımızı küçük bir çocuğun karnına dayardık. Sonra eller sıkıca tutulur ve o bildik, sihirli tekerleme başlardı söylenmeye;
- Yerde ne var? - Yer boncuk! - Gökte ne var? - Gök boncuk. - Ananın adı ne? - Fatmacık! - Kaldır beni hoppacıık! Der. Ardından da “gala gala,galaaa !” dökülürdü ağızdan.
İşte o "Hoppacık! Gala, Gala,Galaaa..!" nidasıyla birlikte çocuk göğe yükselirdi. Dünyanın en gelişmiş lunaparkı bile, bir büyüğün ayakları üzerinde gökyüzüne doğru uçmanın verdiği o güvenli coşkuyu o keyifli anı yaşatamazdı. Evde kaç çocuk varsa sıraya girer, Oracıkta yatanın hemen yanında neşeli bir kuyruk oluşurdu. "Bir daha! Bir daha!" sesleri çevreye yayıırken yorgunluktan bitap düşene kadar o çocuk istekleri neşeyle göğe kaldırılırdı.
Hey gidi günler hey!
Aslında özlediğimiz şey sadece geçmiş değil; o günlerin samimiyeti, sıcaklığı, bir çift güvenli ele tutunup göğe doğru yükselirken attığımız o kaygısız kahkahalar...
Ne mutlu evinde hâlâ "Hoppacık!" sesleri yükselenlere, ne mutlu çocukluğunun gök boncuklarını kaybetmeyenlere.
Ibrahim Alisinanoğlu-25.06.2026
İbrahim Alisinanoğlu
PİŞİRİCİ KASTELİ
Uzman Diyetisyen Meltem Demirci
Bir Sofrada Buluşmak Üzere…
Ökkeş Toy
Umut ve Yeni Nesil
Mustafa Isçel
Avrupa’daki Gaziantepliler Federasyon Yolunda: Kültürü Yaşatmanın Vakti Geldi
Oktay İyisaraç
HADSİZLİĞİN MAKAMLA İMTİHANI…
Müslüm Taş
Bayramın Hatırlattıkları
Kübra Keçeci
Ekranın Sessiz Bedeli: Dijital Demans
H-Karşıyakalı
İçimizdeki Çığlık: Yaşanmış Hayatların Sessiz Çığlığı
Hasan KÖKMEN
HAYATIN GERÇEKLERİ VE HAYALLERİMİZ
Mehmet Şaşmaz
ARTIRMA ve YERLİ MALLARI HAFTASI