İnsanı insan yapan şey, başkalarını suçlamak ya da hayatı kullanmak değildir. İnsanı insan yapan; geldiği noktaya bakabilmek, hatalarıyla yüzleşebilmek ve buna rağmen yoluna devam edebilmektir. Çünkü yaşam, sadece nefes almak değil; farkında olarak var olmaktır.
Bugün birçok insan, yaşadığı olumsuzlukların sorumluluğunu dışarıda arıyor. “O yaptı”, “Onlar yüzünden böyle oldum”, “Hayat bana haksızlık etti”... Bu cümleler tanıdık geliyor mu? İlk bakışta rahatlatıcıdır. Çünkü insanı suçtan arındırır. Ama uzun vadede insanı daha derin bir boşluğa sürükler.
Depresyonun en sessiz tarafı da tam burada başlar.
Bir düşün: Sürekli başkalarını suçlayan biri, aslında kendi hayatının kontrolünü de başkalarına teslim etmiş olur. Bu da zamanla çaresizlik hissini büyütür. Kendi hayatında söz sahibi olamamak, insanı içten içe tüketir.
Örneğin;
Bir ilişki biter ve kişi şöyle der:
“Beni mahvetti.”
Ama hiç dönüp bakmaz: Ben bu ilişkide ne yaptım? Nerede sustum, nerede görmezden geldim?
Ya da bir iş kaybı sonrası:
“Herkes bana karşıydı.”
Ama kendine sormaz: Gelişmek için ne yaptım, nerede eksik kaldım?
Bu sorular zor sorulardır. Ama iyileşmenin kapısı tam da buradan açılır.
Çünkü gerçek şu:
Kimse kimsenin hayatını tamamen yok edemez. Ama insan, kendi farkındalığını kaybederse kendini yavaş yavaş tüketebilir.
Depresyon çoğu zaman sadece üzüntü değildir.
Bazen biriken suçlamalar, bastırılmış öfke ve kabul edilemeyen gerçeklerin toplamıdır.
Ve en tehlikeli yanı şudur:
İnsan, başkalarının düşüşünü izlerken bile bir tatmin hissedebilir. Bu, egonun son savunmasıdır. Ama ardından gelen şey genellikle daha büyük bir boşluktur.
Oysa başka bir yol da var.
İç huzuru seçmek.
Bu, “her şey iyi” demek değildir.
Bu, olanı görmek ve sorumluluğunu alabilmektir.
Bir gün “Hayatımı yaktılar” diyen kişi, gerçekten iyileşmek istiyorsa şunu da diyebilmelidir:
“Ben de bazı seçimler yaptım.”
İşte o an değişim başlar.
Çünkü hayat:
Sadece yaşamakla değil, fark etmekle var.
Sadece nefes almakla değil, iyilikle anlam kazanır.
Bugün de yarın da mümkün.
Ama şartı şu:
Suçlamayı bırakıp, kendinle dürüstçe yüzleşmek.
Yol zor olabilir ama nettir:
İç huzurdan geçen bir yol.
Ve o yoldan dönen değil, o yolda kalan kazanır.
İbrahim Alisinanoğlu
İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA
Ökkeş Toy
Kendini Suçlamak mı, Uyanmak mı? Depresyonun İçindeki Sessiz Gerçek
Oktay İyisaraç
“Sorun İktidar Değil, İktidarı Ebedileştiren Muhalefet”
H-Karşıyakalı
İçimizdeki Çığlık: Yaşanmış Hayatların Sessiz Çığlığı
Kübra Keçeci
‘’İlişkilerde Düşüncelerin Gölgesi; Verbal Overshadowing’’
Hasan KÖKMEN
HAYATIN GERÇEKLERİ VE HAYALLERİMİZ
Müslüm Taş
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Mehmet Şaşmaz
ARTIRMA ve YERLİ MALLARI HAFTASI
Ferid Turgut
TEKNOLOJİ DEĞİŞİR, İNSAN AYNI KALIR
Güzin Bakışoğlu
Kadim Kent HARRAN