Gaziantep'in aşina yüzlerinden, çarşının kendine has seslerinden biriydi Rambo ...
Orta boylu, düşük omuzlu, her an yıkılacakmış gibi ağır aksak yürüyen bedeni, kirli ve yer yer ak düşmüş saçları, sakalları, başına bağladığı kırmızı bandanası ve donuk bakışlarıyla bu şehrin en tanıdık simalarından biriydi. Anlaşılması güç, soluksuz konuşmaları; titrek sesiyle söylediği türküler ve kendine has tavırlarıyla yıllarca Gaziantep sokaklarının ayrılmaz bir parçası oldu.
Herkes onu "Rambo" olarak tanıdı. Oysa nüfus cüzdanındaki adı Hanifi Yılmaz'dı. Biz onu Rambo olarak bildik, kabul ettik ve sevdik. Kimdir, necidir, neyin nesidir diye pek sorgulamadık. Çünkü o, bu şehrin gündelik hayatına karışmış, çarşıların, pasajların, hanların doğal bir parçası hâline gelmişti.
Şahinbey ilçesinin Hoşgör Mahallesi'nde dünyaya gelmişti. Biri kız, sekizi erkek dokuz çocuklu kalabalık bir ailenin ikinci evladıydı. Müzisyen bir babanın oğlu olarak büyüdü. Ancak hayat, ona daha çocuk yaşlarında ağır bir imtihan hazırlamıştı. Geçirdiği menenjit hastalığı sırasında yapılan yanlış bir iğne uygulaması sonucu ayağında kalıcı bir sakatlık oluşmuştu. Belki de o gün başlayan mücadele, ömrü boyunca sürecek olan yalnız ve çetin hayat yolculuğunun ilk durağıydı.
Onu tanıyan herkesin hafızasında aynı görüntü vardır: Hafif eğik omzu, aksayarak yürüyen bedeni, dilinden düşmeyen türküler ve hiç tükenmeyen yaşama arzusu...
Sokaklar onun sahnesiydi. Çarşılar, hanlar, pasajlar onun konser salonlarıydı. Dinleyicileri ise bu şehrin insanlarıydı.
Kendine has "berduş" tavrının altında kim bilir hangi kırgınlıkları, hangi yalnızlıkları saklıyordu? Hayatın ona yüklediği ağır yükleri, belki de başına bağladığı kırmızı bantla özdeşleştiği o beyaz perdenin efsane kahramanı Rambo'nun gölgesine sığınarak taşımaya çalışıyordu. Bu yüzden o sadece Rambo değildi; hayatın kıyısına vurmuş, oracıkta kendine bir rol bulup onunla var olmaya çalışan bizim "Behlülümüzdü."
Annesini 10 Ocak 2007 tarihinde kaybetmişti. Bu acı hayatında derin izler bırakmıştı. Babası ise bugün hâlâ hayatta ve evladının ardından sessiz bir hüzünle bakıyor dünyaya.
26 Ocak 2025 günü yine her zamanki gibi çarşıdaydı. Türkü söylüyor, insanlarla sohbet ediyor, şehrin kalabalığı içinde kendi dünyasında yaşamaya devam ediyordu. Ancak yükselen tansiyonun ardından geçirdiği beyin kanaması, onu bir anda hayatın başka bir durağına sürükledi. Şehir Hastanesi'nin yoğun bakımında kırk gün boyunca gözlerini açamadı. Uyandığında ise yalnızca sağ elini hissedebiliyordu; bedeninin geri kalanı felç olmuştu.
Tam 17 ay süren zorlu bir tedavi ve yaşam mücadelesinin ardından, 13 Haziran 2026 tarihinde hayata veda etti.
Hiç evlenmedi. Ardında bir eş ya da evlat bırakmadı. Ama aslında koca bir şehir onun ailesiydi. Çünkü yıllarca Gaziantep'in sokaklarında yaşadı; türkülerini, sevinçlerini, hüzünlerini bu şehrin insanlarıyla paylaştı. Kimi zaman bir çayla, kimi zaman bir simitle, kimi zaman da birkaç güzel sözle mutlu olabilen mütevazı bir gönül adamıydı.
Rambo, bu şehrin belki de yaşayan son "delilerinden" biriydi. Çünkü artık metropole dönüşen şehirlerde ne deli olmak kolay ne de veli olmak...
Eskiden mahallelerin sahiplendiği insanlar vardı. Kapısına geleni geri çevirmeyen, halini hatırını soran, karnını doyuran, üstünü başını giydiren insanlar... Mahallenin akıllıları delilerden çekinir, ama onları koruyup kollamayı da görev bilirdi. Şimdi ise farklı olanı anlamaya değil, uzaklaştırmaya çalışan bir dünyanın içindeyiz.
Eskiden mahallenin akıllıları deliden ürkerdi; bugün ise deliler akıllılardan korkuyor.
Rambo, bu şehrin renklerinden biriydi. Bizim farklı yüzümüzdü. Şefkatimizdi, merhametimizdi, hoşgörümüzdü. Empati kurabilme kabiliyetimizin, insan kalabilme becerimizin sessiz bir hatırlatıcısıydı. Onun varlığı, Gaziantep'in hâlâ eski mahalle ruhundan izler taşıdığının bir göstergesiydi.
Bugün çarşının bir köşesinden yükselen o titrek ses artık duyulmuyor.
Uğradığın kapılar sensiz kaldı şimdi Rambo...
Sokaklar söylediğin türkülerden, kaldırımlar gölgenden, seni tebessümle izleyen insanlar da o tanıdık selamından mahrum kaldı.
Sen, unutulmaya yüz tutmuş mahalle hikâyeleri gibi, eski Gaziantep'in renkli simaları gibi bu şehrin sokaklarından sessizce geçip gittin.
Bazı insanlar geride büyük makamlar, büyük servetler bırakır. Bazıları ise bir tebessüm, birkaç güzel hatıra ve dillerde kalan bir türkü...
Rambo’nun mirası da işte budur.
Seni bu şehrin hafızasına yazdık. Bir yerlere not ettik.
Artık seni tanıyanların zihninde, bir köşe başından çıkıp gelecekmiş gibi duran bir siluet olarak yaşamaya devam edeceksin.
Allah rahmet eylesin.
Mekânın cennet olsun Rambo...
Gaziantep, kendine has bir rengini daha kaybetti.
İbrahim Alisinanoğlu-17.06.2026

