https://www.avrupaolay.com/files/uploads/user/b3b0b34ebdc9b8ba6bd98224365ed43d-9e7dc7b9ca1d7f77ad73.jpg
İbrahim Alisinanoğlu
Advert

GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI

23-02-2026 17:24 626 kez okundu.

 

Güneş, Gaziantep’in tepelerinin ardından ağır ağır çekilirken, duyulan ramazan topunun sesiyle birlikte, açılan sofalara sadece yemekler değil; hatıralar, dualar ve kadim bir şehrin ruhu serilir.

 İftar vakti, bu şehirde yalnızca bir saat değildir; sabrın şükre dönüştüğü, kokuların sokağa taştığı, kalplerin aynı anda yumuşadığı bir eşiktir.

İftar; aynı sofrada buluşmaktır. Hatırlamaktır, hatırlanmaktır. Aynı havayı içine çekip “Elhamdülillah” demektir. Aynı sudan kana kana içmek, aynı pideyi bölüşmek, aynı çorbanın buğusunda göz göze gelmektir.

İftar sofrasında ne yediğinizin pek de önemi yoktur aslında ister alaca çorba olsun, ister sarma, ister dolma, bir lahmacun, bir hurma… Asıl olan, o lokmanın paylaşılırken büyümesidir. Çünkü paylaşılmayan nimet, nimetten sayılmaz bizde..

Gaziantep’te iftar biraz da sabırsız bir bekleyiştir. Fırın önlerinde uzayan pide kuyrukları, evlerden yükselen yemeklerin iştah kabartıcı kokuları, meyan şerbetçisinin, tatlıcının, kahkecinin tezgâhı önlerindeki sabırsız müşterilerin telaşı… 

İftar topunun sesiyle birlikte sadece oruç açılmaz; küslükler çözülür, yorgunluklar diner, yüzler aydınlanır. Yapılan ibadetin yerine getirilmesinin huzuru vardır yüreklerde.

 İftar sofraları sosyal hayatın onarım merkezidir. Gün boyu yorulan insan, iftarla birlikte yeniden aslına döner. Psikolojik bir sığınaktır iftar; “yalnız değilsin” demenin en sade, en samimi yoludur. Sofrada mutlaka bir misafir için boş yer vardır; kim olduğu sorulmaz, sofradan gönlü boş gönderilmez. Şehir, misafire ikramla kendini tamamlar.

Aynı tas çorbaya uzanan kaşıklar, aynı kahkeyi bölüşen eller, aynı şerbeti tadan diller   görünmez bir kardeşlik sözleşmesi imzalar. Çocukların neşesi, büyüklerin duası, sofranın etrafında sihirli bir halkaya dönüşür. Ve aslında iftar sofrası bize kim olduğumuzu hatırlatır: İnsan olduğumuzu, aile olduğumuzu, komşu ve akraba olduğumuzu… En önemlisi de bir kul olduğumuzu. Gün boyu unuttuğumuz merhameti, aceleyle örttüğümüz vicdanı, kalabalıklar içinde yitirdiğimiz tevazuu yeniden önümüze koyar. Bir lokmanın kıymetiyle, bir yudum suyun şifasıyla bizi özümüze çağırır.

Kültürel olarak ise iftar, Antep’in hafızasını diri tutar. Bakır tabaklarda sunulan yemekler, dedelerden kalma tarifler, teravih sonrası içilen şerbetler, içilen kahveler, yenen tatlılar… Hepsi bu ayın ruhuna karışır. Edep ve terbiyenin, unutulan değerlerinin, yitirilen hasletlerin bir bir hatırlanmasına vesile olur.

Geçmişin konak sofraları bugün belki büyük salonlara taşınmıştır; ama öz değişmemiştir. Şehirde kurulan tüm iftar  sofralarında da aynı niyet vardır: Birlik olmak, biz kalabilmek.

İnancımızda iftar; sabrın merhametle, nimetin şükürle tamamlandığı yer, kulun rabbine yaklaştığı andır. Dua ile açılan eller, sadece rızık istemez; huzur, birlik, dirlik ve selamet ister. Aynı göğe bakıp aynı ezanı dinlerken, şehir tek bir kalp gibi atar.

Sonuçta iftar, bir yemek değil; bir haldir. Yemeğin değil, gönlün paylaşıldığı saattir. Gaziantep’te iftar, sofraya konan yemekten çok; insanın özüne dönmesi, sofraya oturan insanın kıymetini hatırlatmaktır. Ve her akşam yeniden, “biz biriz…Bir aradayız” diyebilmektir.

İbrahim Alisinanoğlu-23.02.2026

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI ZİL BAŞKA BİR ŞEY İÇİN ÇALIYOR: DERSİMİZ; HAKİKAT DUVARLARDA SAKLI ÇOCUKLUĞUM GAZİANTEP’TE DAYANIŞMANIN İZLERİ TİYEKLERİN BEREKETİ, MAHRALARIN SEVİNCİ: ANTEP’TE BAĞ BOZUMU KENDİ YAMAM, ELİN İPEĞİNDEN YEĞDİR. ARPA BOYU G.. YIRTMAK GAZİANTEP MUTFAĞININ KAYIP HAFIZASI: TENCEREDEKİ ŞİFA SAHİ, BİZ MODERN YAMYAMLAR MIYIZ?  LAHMACUNA FARKLI BİR BAKIŞ PİŞİRİCİ KASTELİ  GAZİANTEP: SANAYİ KENTİ Mİ, MEDENİYET ŞEHRİ Mİ?  AMAN BEYLER DEMEDEN, AMAN DAĞLAR DEMELİ   BİT PAZARI: GAZİANTEP'İN SESSİZ HAFIZASI KALEDEN GÖKYÜZÜNE   GAZİANTEP KAHVEHANE KÜLTÜRÜNDE; BÖLÜK ANTEP İŞİ, ANTEP AŞI SICAK YAZLARIN SERİN HAYAD'LARI  KİBİR VE İRFAN  İYİ ETMİŞSİN… AMA AZ ETMİŞSİN USTAYA SAHREYİ HATIRLATMA YOLLARI GEL DE O ESKİ YAZLARI ARAMA!   BEDDUADAN DUAYA GALA… GALA …GALAA!.... BAYAT EKMEK  RAMBO’YU DA KAYBETTİK NİMETİ KÜSTÜRMEMEK GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ?  BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU! GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN BENİM ADIM BAYRAM  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN SÖHÜR VAKTİ OLDU CINCIK BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI YUVALAMANIN HİKÂYESİ RAMAZAN TAHSİLATI GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR