https://www.avrupaolay.com/files/uploads/user/b3b0b34ebdc9b8ba6bd98224365ed43d-9e7dc7b9ca1d7f77ad73.jpg
İbrahim Alisinanoğlu
Advert

 BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU!

26-03-2026 13:39 731 kez okundu.

 

Televizyonda bir aşçı hanım…

Önünde bizim soğan.Elinde bizim bıçak.
Ocakta bizim tencere.

Ama dili başka…“Soğanları jülyen kesiyorum” diyor.

O an içimden bir şey cız etti!
Sanki anamın mutfağına yabancı biri girmiş de, evin içindeki kokuyu başka bir isimle çağırmış gibi.

Kardeşim, “ince ince doğruyorum” desene!
Bıçağın altında ikiye bölününce kokusunu salan, doğrandıkça göz yaşartan, kavruldukça şehvetli bir kokuya dönüşen soğan bildik soğan değil mi?
Soğan bin yıldır bu topraklarda ince doğranıyor.
Adı şimdi mi değişti?

Mesele bir kelime değil.
Mesele, kelimeye yüklenen aşağılık kompleksi.

Bizim mutfağımız laboratuvar değil…Anadolu’nun ocağıdır. Bizim için kutsaldır.

O ocakta yalnızca yemek pişmez;
sabır ağır ağır koyulaşır, emek tencerede kabarır, yoksulluk bile kısık ateşte izzete dönüşür.

Şimdi bakıyorsunuz, ekranlarda herkes de bir “emülsiyon”, bir “infizyon”, bir “mühürleme” telaşı.
Sanki sanayide sabah ezanıyla kepçeyi kazana daldıran Sami usta moleküler gastronomi yapıyor!
Kebapçı Ahmet mangal başında ter dökerken “proteini mühürlüyorum” diye tez mi yazıyor?

Hayır… Ateşle et arasında kadim bir temas var. O, eti ateşle buluşturuyor.
Közün çıtırtısı, yağın damlayıp alevi harlaması…
Bu, teknik değil; tensel bir hadise.

Yemeğin de bir bedeni vardır;
Bir kokusu, bir soluğu, bir daveti…

Soğan tereyağında dönmeye başlayınca çıkan o ilk ses ,
işte orada bir evin kalbi atmaya başlar.

Siz ona “karamelizasyon reaksiyonu” deseniz ne olur?
Biz biliriz ki o, evin içini saran sıcaklıktır.

Baklava Fransızca anlatılınca daha çıtır olmaz.
Beyran İngilizce sunulunca sabah ayazını daha iyi ısıtmaz.
Ali Nazik yabancı aksanla daha asil durmaz.

Çünkü lezzet evrensel olabilir; âmâ hafıza yerlidir.

“Yemek hazır” cümlesi bir teknik bildirim değildir.
O cümlede annelerin elleri vardır.
Sofraya çağıran bir ses, tabaklara dökülen bir şefkat vardır.
O söz, insanı sadece doyurmaz; sarar.

Hiçbir “finalize edildi” ifadesi o sarılmanın yerini tutamaz.

Bir millet önce kelimelerini kaybeder.
Sonra o kelimelerin taşıdığı kokuları.
Sonra da o kokuların çağırdığı hatıraları.

Bugün “ince kıy” demeye utanan, yarın “yuvalama”yı telaffuz ederken de mahcup olur.
Bugün “kısık ateş” yerine “low temperature cooking” diyen, yarın kendi mutfağında misafir gibi oturur.

Şimdi diyeceksiniz ki:
“Hayatın her alanında yabancı kelimelerle kuşatılmışken jülyene mi takıldın?”

Evet !...Çünkü mesele soğan değil. Mesele aidiyet.

Bizim mutfağımızın sesini kısmak, kendimizi kısmaktır.
Bu toprakların yemeği kendi diliyle konuşacak ki bizden olduğu anlaşılsın.

Havalı olmak için değil, hatırlı olmak için pişireceğiz.

Çünkü dilini kaybeden, ağzının tadını da kaybeder.

İbrahim Alisinanoğlu-26.03.2026

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI ZİL BAŞKA BİR ŞEY İÇİN ÇALIYOR: DERSİMİZ; HAKİKAT DUVARLARDA SAKLI ÇOCUKLUĞUM GAZİANTEP’TE DAYANIŞMANIN İZLERİ TİYEKLERİN BEREKETİ, MAHRALARIN SEVİNCİ: ANTEP’TE BAĞ BOZUMU KENDİ YAMAM, ELİN İPEĞİNDEN YEĞDİR. ARPA BOYU G.. YIRTMAK GAZİANTEP MUTFAĞININ KAYIP HAFIZASI: TENCEREDEKİ ŞİFA SAHİ, BİZ MODERN YAMYAMLAR MIYIZ?  LAHMACUNA FARKLI BİR BAKIŞ PİŞİRİCİ KASTELİ  GAZİANTEP: SANAYİ KENTİ Mİ, MEDENİYET ŞEHRİ Mİ?  AMAN BEYLER DEMEDEN, AMAN DAĞLAR DEMELİ   BİT PAZARI: GAZİANTEP'İN SESSİZ HAFIZASI KALEDEN GÖKYÜZÜNE   GAZİANTEP KAHVEHANE KÜLTÜRÜNDE; BÖLÜK ANTEP İŞİ, ANTEP AŞI SICAK YAZLARIN SERİN HAYAD'LARI  KİBİR VE İRFAN  İYİ ETMİŞSİN… AMA AZ ETMİŞSİN USTAYA SAHREYİ HATIRLATMA YOLLARI GEL DE O ESKİ YAZLARI ARAMA!   BEDDUADAN DUAYA GALA… GALA …GALAA!.... BAYAT EKMEK  RAMBO’YU DA KAYBETTİK NİMETİ KÜSTÜRMEMEK GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ? GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN BENİM ADIM BAYRAM  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN SÖHÜR VAKTİ OLDU CINCIK BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI YUVALAMANIN HİKÂYESİ GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI RAMAZAN TAHSİLATI GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR