https://www.avrupaolay.com/files/uploads/user/b3b0b34ebdc9b8ba6bd98224365ed43d-9e7dc7b9ca1d7f77ad73.jpg
İbrahim Alisinanoğlu
Advert

 İYİ ETMİŞSİN… AMA AZ ETMİŞSİN

09-07-2026 00:41 468 kez okundu.

 

Yıl 1950’ler… Arasa Çarşısı’nda Mustafa adında dürüstlüğüyle tanınan bir saraç ustası vardır. Bir gün dükkânı kısa süreliğine çırağına bırakıp dışarı çıkar. O sırada içeri giren bir müşteri duvardaki kemeri sorar. Kemerin fiyatı bir liradır; fakat çırak işi bilmediğinden “Bir lira yirmi beş kuruş” der. Pazarlık sonunda kemeri bir lira on kuruşa satar.

Usta dönüp durumu öğrenince şaşırır:

“Oğlum, o kemer zaten bir liraydı. Adamdan neden on kuruş fazla aldın?”

Sonra o fazla alınan on kuruşu çırağın avucuna koyar:

“Git, müşteriyi bul ve hakkını geri ver. Kul hakkı bizim dükkânda durmaz. Helalimize haram katma, bereketimizi kaçırma”

Çırak Arasa’nın sokaklarını, hanlarını, çarşısını dolaşır ama müşteriyi bulamaz. Elindeki on kuruş ağırlaşır. “Hiç olmazsa bir ihtiyaç sahibine vereyim” diye düşünür. Gariptir, o gün çevrede bir tek dilenciye bile rastlayamaz. Tam geri dönecekken yol kenarında yorgun bir köylü görür; selam verip parayı adamın avucuna bırakır.

Yaşlı adamın gözleri dolar ve dilinden şu dua dökülür;:

“Allah seni de, seni yetiştireni de darda koymasın evladım…”

Çırak dükkâna dönüp olanları anlatınca Mustafa Usta cebinden bir miktar daha para çıkarıp çırağın avucuna sıkıştırır:

“İyi etmişsin… Ama az etmişsin. Bunu da götür o adama ver gel ”der

Bir şehrin gerçek zenginliği nedir? Kasasındaki para mı, çarşısındaki vicdan mı?

İşte o cümle, bana göre sadece bir esnaf nasihati değildir. Bu, bir şehrin ahlak manifestosudur.

Eskinin Gaziantep çarşılarında ticaret yalnızca mal alıp satmak değildi. Güven, helal kazanç, kul hakkı ve merhamet en büyük sermayeydi. İnsanlar bir kuruşun hesabını paranın değeri için değil, vicdanın değeri için yapardı.

Bugün çarşılar büyüdü, alışveriş biçimleri değişti, teknoloji hayatımıza girdi. Ama değişmemesi gereken bir şey var: Başkasının hakkına gösterilen hassasiyet.

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, daha fazla kazanmak değil; Mustafa Usta’nın o kısa cümlesinde saklı olan büyük ahlakı yeniden hatırlamak:

"Helalimize haram katma, bereketimizi kaçırma"

İbrahim Alisinanoğlu-08.07.2026

 

 

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI ZİL BAŞKA BİR ŞEY İÇİN ÇALIYOR: DERSİMİZ; HAKİKAT DUVARLARDA SAKLI ÇOCUKLUĞUM GAZİANTEP’TE DAYANIŞMANIN İZLERİ TİYEKLERİN BEREKETİ, MAHRALARIN SEVİNCİ: ANTEP’TE BAĞ BOZUMU KENDİ YAMAM, ELİN İPEĞİNDEN YEĞDİR. ARPA BOYU G.. YIRTMAK GAZİANTEP MUTFAĞININ KAYIP HAFIZASI: TENCEREDEKİ ŞİFA SAHİ, BİZ MODERN YAMYAMLAR MIYIZ?  LAHMACUNA FARKLI BİR BAKIŞ PİŞİRİCİ KASTELİ  GAZİANTEP: SANAYİ KENTİ Mİ, MEDENİYET ŞEHRİ Mİ?  AMAN BEYLER DEMEDEN, AMAN DAĞLAR DEMELİ   BİT PAZARI: GAZİANTEP'İN SESSİZ HAFIZASI KALEDEN GÖKYÜZÜNE   GAZİANTEP KAHVEHANE KÜLTÜRÜNDE; BÖLÜK ANTEP İŞİ, ANTEP AŞI SICAK YAZLARIN SERİN HAYAD'LARI  KİBİR VE İRFAN USTAYA SAHREYİ HATIRLATMA YOLLARI GEL DE O ESKİ YAZLARI ARAMA!   BEDDUADAN DUAYA GALA… GALA …GALAA!.... BAYAT EKMEK  RAMBO’YU DA KAYBETTİK NİMETİ KÜSTÜRMEMEK GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ?  BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU! GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN BENİM ADIM BAYRAM  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN SÖHÜR VAKTİ OLDU CINCIK BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI YUVALAMANIN HİKÂYESİ GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI RAMAZAN TAHSİLATI GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR