https://www.avrupaolay.com/files/uploads/user/b3b0b34ebdc9b8ba6bd98224365ed43d-9e7dc7b9ca1d7f77ad73.jpg
İbrahim Alisinanoğlu
Advert

 İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR

01-04-2026 13:27 547 kez okundu.

 

 

Vakti zamanında Antep’in çarşılarından birinde yan yana üç dükkân varmış: Biri Türk baklavacı, biri Ermeni kuyumcu, bir diğeri de Musevi tuhafiyeci…

Her sabah aynı saatte gelir; selamlaşır, kepenk açarlarmış. Çarşının nizamı yerli yerinde, komşuluk hukuku ise sapasağlammış.

Ama gel gelelim, insanların içi bambaşkaymış...

Ermeni kuyumcu baklavacıya uğrasa, baklavacı hafiften Musevi’yi çekiştirir; Musevi tuhafiyeci gelse, bu sefer Ermeni’den girermiş söze… Dedikodu, çay gibi; her gün tazelenirmiş!

Gel zaman git zaman bu hâl âdet olmuş, baklavacının da canını sıkmaya başlamış.

 Bizim Türk bir gün özel olarak elleriyle koca bir sini peynirli künefe yapmış. İkindi vakti çağırmış iki komşusunu. Oturmuşlar masaya. Sıcacık künefenin yağı parlıyor, peyniri tel tel uzuyorken... Baklavacı boğazını temizleyip girmiş söze:

—“Komşular... Ben sizi severim, siz de beni seversiniz bilirim!.. Ama siz, 'birbirimizi seviyoruz' deseniz de içinizde bir hasetlik var. Gelin tatlı yiyelim, tatlı konuşalım, şunu tatlıya bağlayalım; dedikoduya da bir son verelim,” demiş.

İki komşu birbirine bakmış. Bir sessizlik olmuş... Sonra Ermeni kuyumcu demiş ki:

—“Usta, künefe güzel de...”

Musevi tuhafiyeci hemen lafı tamamlamış: —“Bundan birer tepsi de evlere salacak mısın?”

Baklavacı şakayla karışık, biraz da sitemkâr;

 —“Açın karnı doyar da tokun gözü doymazmış!  Ulan, ben sizi barıştırma derdindeyken bile siz hâlâ hesap peşindesiniz! Ne İsa’ya yaranabildim ne Musa’ya... Hesap yine bana kaldı! Gönderirim ulan, gönderirim!” deyip çökmüşler sininin başına.

Tam o sırada, dükkândaki gelişmelerden haberdar olan ve baklavacı ustasının hiç haz etmediği çarşı esnafından bir başkası girmiş içeri:

 —“Usta, künefeden bize  yok mu?” deyince...

Baklavacı; “İtin aklı eksiği, baklavadan pay umar! Bir sen eksiktin, tam oldu! Gel buyur” demiş.

İbrahim Alisinanoğlu-01.04.2026

 

Neler Söylendi?