“Sustuğumuz Yerden Kırılıyoruz: İlişkilerde İletişim”

Kübra Keçeci

19-10-2025 14:09

İnsan bazen, sevdikleriyle arasında görünmeyen duvarlar örüldüğünü hisseder. Bazen ne söyleyeceğini bilemez, bazen de duygularını bastırıp susmayı seçer. Oysa fark edilmeden yaşanan uzaklaşmalar, çoğunlukla sessizliklerde başlar… Bu yazımda, ilişkilerde iletişimin ne kadar hayati olduğunu ve bazen bir kelimenin bile ne çok şeyi değiştirebileceğini kaleme almak istedim.

İletişim denildiğinde, pek çok kişinin aklına önce kelimeler gelir. Oysa ilişkiler söz konusu olduğunda, iletişim sadece sözcüklerle sınırlı kalmaz. İlişkilerde iletişim, birini dinlemek, gerçekten duymak; onu görmek ve anlamak — kelimelerin ötesinde bir bağ kurmak demektir. Yani aslında yalnızca konuşmak değil; karşı tarafın varlığını fark etmek, duygularını hissedebilmek ve o kişiye "anlaşıldığını" hissettirebilmektir. Bu nedenle de, sağlıklı bir ilişkinin temel taşlarından biridir.

Howard Markman, Scott Stanley ve Susan Blumberg’ün yürüttüğü uzun süreli araştırmaları, ilişkilerdeki iletişim kalitesinin ilişki doyumunu da doğrudan etkilediğini gösteriyor. Araştırmalara göre, duygularını açıkça ifade eden, birbirini yargılamadan dinleyen çiftler; ister nişanlı olsun, ister uzun süreli sevgili ya da evli, ilişkilerinden daha yüksek memnuniyet duyuyorlar. Öte yandan, olumsuz iletişim biçimleri, yani suçlayıcı dil, dinlememek, eleştiri  zamanla duygusal uzaklık yaratıyor ve ilişkilerin kopma noktasına gelmesine neden oluyor. Bu bulgular bize, iletişimin sadece bir beceri değil, romantik ilişkileri ayakta tutan temel bir yapı taşı olduğunu net biçimde gösteriyor.

Ancak modern toplumda, iletişim gibi temel bir yapı taşı bazen bireysel odaklı ve narsistik yaklaşımlarla zedeleniyor. Özellikle günümüzde sıkça duyduğumuz “Önce sen, sen önemlisin” gibi mesajlar, ilişkilerdeki “biz” duygusunun yerini giderek “ben” duygusuna bırakmasına neden oluyor. Bu durum, ilişkilerin haklı çıkma yarışına dönüşmesine yol açarken, kendi duygu ve düşünceleriyle yoğun şekilde meşgul olan bireylerin ilişkide çaba göstermekten uzaklaşmasına da sebep oluyor.

Bazı kişiler ise öfke ya da hayal kırıklığı yaşamaktan korktukları için içlerine kapanıyor ve iletişimden vazgeçiyor. Elbette bireyin çocuklukta yaşadığı travmaların da bu kopuklukta etkisi büyük. Örneğin; ailesinden yeterince sevgi görmemiş biri, yetişkinlikte başkalarına güvenmekte zorlanabilir ve duygularını da açıkça ifade edemez. Bu da ilişkide kızgınlık, üzüntü, kırgınlık gibi duyguların bastırılmasına, zamanla birikmesine neden olur. Her bastırılan duygu, kişileri birbirlerinden biraz daha uzaklaştırır. İletişim kesilmez belki ama içten içe kırılır. Ya da diğer bir örnek olarak, sürekli eleştirilen bir çocuk, büyüdüğünde eleştiriye karşı aşırı duyarlı olabilir. Bu tür geçmiş izleri, karşımızdakiyle sağlıklı ve açık bir bağ kurmamızı engeller. Yani, kimi zaman suskunluğun sebebi sadece bugünkü problem değil, çocukluktan taşınan yükler olabilir.

İlişkilerde iletişime engel olan önemli problemlerden diğeri, insanların karşısındakini gerçekten dinlemek yerine çoğu zaman kendi söyleyeceklerini düşünmelerine odaklanmaları. Bu durum, öncelikle karşımızdaki kişinin ne söylediğini duymamamıza ve hatta kendi söylediklerimizin bile kalitesiz şekilde karşı tarafa aktarılmasına neden olarak iletişimi zayıflatabiliyor.

Peki, ilişkilerde sağlıklı iletişim nasıl kurulur?

Öncelikle, dinlemek konuşmaktan daha kıymetlidir. Karşımızdakini yargılamadan, savunmaya geçmeden, sadece anlamak için dinlemek… Bu, iletişimin en güçlü adımıdır.

İkinci olarak, açık ve dürüst olmak çok önemlidir. Ne hissettiğimizi, neye ihtiyaç duyduğumuzu ifade ederken suçlayıcı değil; “ben diliyle” konuşmak ilişkiyi güçlendirir. “Sen hep böylesin” yerine, “Bu durum beni üzdü” diyebilmek bile çok şeyi değiştirir.

Üçüncü olarak ise, zamanında konuşmak gerekir. Bir sorunu içe atmak ya da geçiştirmek, onu yok etmez. Tam tersine, büyütür. Uygun zamanda, sakin bir dille ifade etmek, çözümün kapısını aralar.

Ayrıca, haklılık savaşına girmemek, üçüncü kişileri tartışma konusu yapmamak, yeri geldiğinde affedebilmek, kırıldığınızda ilişkiyi onarmaya fırsat vermek ve beklentileri makul seviyede tutmak iletişim açısından önemlidir. Ve ilişkilerde iletişimi güçlendirmek için, önce kişinin kendisiyle iletişim kurması, duygularını tanıması, geçmişten gelen yüklerini fark etmesi gerekir. Çünkü ancak kendini anlayan biri, karşısındakini de anlayabilir. Unutmayın ki, sağlıklı iletişim; mükemmel konuşmalar yapmak ya da tamamen susmak değil, yanlış anlaşıldığımızda sabırla kendimizi yeniden ifade edebilmekten ve samimi olabilmekten  geçer.

Sağlıcakla kalın,

Psikolog Kübra Kececi

DİĞER YAZILARI Ekranın Sessiz Bedeli: Dijital Demans 01-01-1970 03:00 ‘’İlişkilerde Düşüncelerin Gölgesi; Verbal Overshadowing’’ 01-01-1970 03:00 ‘’Aynı Evde Yabancı Olmak: Duygusal Boşanma’’ 01-01-1970 03:00 TOKSİK POZİTİFLİK 01-01-1970 03:00 “FOMO (Günceli Kaçırma Korkusu) Yüzyılı” 01-01-1970 03:00 ‘’Görünmeyen Tehlike: Atipik Anoreksiya Nervoza’’ 01-01-1970 03:00 ‘’Güçsüzlükten Doğan Güç’’ 01-01-1970 03:00 ‘’Duygusal Yeme Bozukluğu’’ 01-01-1970 03:00 UÇLARDA SÜRÜLEN YAŞAM; BORDERLINE 01-01-1970 03:00 ’’Panik Bozukluk’’ 01-01-1970 03:00 ‘Çocuklara Savaşı Anlatmak’ 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLUK DÖNEMİNE DÜŞEN GÖLGE, ‘AKRAN ZORBALIĞI‘ 01-01-1970 03:00 YOL HİPNOZU 01-01-1970 03:00 YAS PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 ‘’Ruhumuzda Hissettiğimiz Sarsıntılar’’ 01-01-1970 03:00 KIŞ DEPRESYONU’NA DİKKAT 01-01-1970 03:00 “Suça Değil, Sonuç`a Sürüklenmiş Çocuk” 01-01-1970 03:00 ’’Ayrılığın Gölgesinde Büyüyen Çocuklar’’ 01-01-1970 03:00 ÖNCE ÖĞRENCİ, ÖNCE VELİ DİLİ 01-01-1970 03:00 BAĞIMLI DAMAT, KURBAN GELİN 01-01-1970 03:00 ‘’Sizce Sevgi Ne Demek?’’ 01-01-1970 03:00 ÇOCUK PSİKOLOJİSİNDE ROLLERİN DEĞERİ 01-01-1970 03:00 PARTNERİMİZİ YETERİNCE TANIYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 İlişkilerin Temeli; Güven 01-01-1970 03:00 DENTOFOBİ... 01-01-1970 03:00 RUH SAĞLIĞINIĞIZI KİME EMANET ETTİĞİNİZE DİKKAT EDİN 01-01-1970 03:00 KORONA ÖNCESİ VE SONRASI 01-01-1970 03:00 EVDE KAL, SEVDİKLERİNLE KAL… 01-01-1970 03:00