İnsanın varoluşuna dair sorular, tarih boyunca filozofları, düşünürleri ve sıradan insanları düşündürmüştür. “Neden yaşıyorum?” sorusu basit bir soru gibi görünse de, insanın tüm yaşamına yön veren temel sorudur.
Çünkü insan, yalnızca nefes almak için var olmaz. İnsan, değerleri, amaçları ve anlam arayışı ile gerçekten yaşar. Bir insanın hayatı, değerleriyle ölçülür; yaşadığı anlar, yaptığı tercihler ve etrafına bıraktığı iz, onun varlığının anlamını belirler.
Hayatın anlamını sorgulamak, insanın kendisiyle yüzleşmesidir. Başkalarının doğrularını benimsemek kolaydır; fakat kendi değerlerinizi, kendi yolunuzu ve kendi sorumluluğunuzu keşfetmek cesaret ister.
Bir insanın değerleri, onun hayat pusulasıdır. Bu pusula doğruysa, insan yolu kaybetmez. Ama değerlerini kaybederse, ne kadar yaşarsa yaşasın boş bir hayat sürer.
İnsan neden yaşar sorusuna verilebilecek cevaplar çoktur:
Kendini geliştirmek için Başkalarına faydalı olmak için Sevgi ve dostluk kurmak için Hayatta iz bırakmak için Topluma değer katmak içinBunların hepsi doğrudur; ama ortak nokta şudur: İnsan, değerleriyle yaşadığında yaşamı anlam kazanır.
Yaşam sadece başarılı olmak, para kazanmak veya ün kazanmak değildir. Eğer değerlerimiz yoksa, elde ettiğimiz her başarı geçici, her kazanç boş görünür. Bir ev inşa etmek gibi düşünün: Temel sağlam değilse, üstüne ne inşa ederseniz edin, yapı uzun ömürlü olamaz. İnsan da temeli değerlerle sağlamlaştığında gerçekten “yaşamış” olur.
Değerler, aynı zamanda insanın içsel yolculuğunda rehberdir. Her yeni deneyim, her yeni karşılaşma, insanı sınar ve geliştirir. Kimi zaman hata yapmak, kimi zaman kaybetmek, kimi zaman yalnız kalmak… Tüm bu deneyimler insanı olgunlaştırır. Ama olgunluğun ölçüsü, yaşadıklarımıza verdiğimiz tepkide gizlidir.
İnsan yalnızca kendisi için yaşamakla yetinmemelidir. Hayatı değerli kılan, başkalarına dokunabilmektir. Birine yardım etmek, birine yol göstermek, birine umut vermek… Bunlar insanın ruhunu zenginleştirir.
Bir insanın hayatı, tıpkı bir ağaç gibidir:
Kökleri değerlerdir.
Dalları seçimlerdir.
Meyveleri ise hayatın başkalarına sunduğu katkılardır.
Eğer kökler sağlam değilse, dallar kırılır; meyve vermez. Ama kökler güçlü ve derinse, fırtınalar bile ağaçları yıkamaz, meyve vermeye devam eder.
O yüzden yaşamı anlamlı kılmanın yolu açıktır:
Değerlerimizi keşfetmek, onlara sadık kalmak ve hayatımıza yansıtmaktır.
İnsan değerleriyle vardır.
Ve değerleriyle yaşadığında, yaşam yalnızca sürülen bir yol değil, anlam dolu bir yolculuk olur.