BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞU: CUMHURİYETİMİZİN 103. YILI
Bazı tarihler vardır; sadece takvim yapraklarında yer almaz. Bir milletin hafızasına, yüreğine ve geleceğine yazılır. 29 Ekim de Türk milleti için böyle bir tarihtir.
Çünkü 29 Ekim, yalnızca Cumhuriyetin ilan edildiği gün değildir. 29 Ekim; yoklukların, işgallerin, acıların ve büyük fedakârlıkların ardından bir milletin yeniden ayağa kalkışının, kendi kaderine sahip çıkışının ve geleceğine umutla bakışının adıdır.
Bir düşünün…
Bir tarafta savaşların yorgun düşürdüğü, toprakları işgal edilmiş, insanları büyük acılar yaşamış bir millet; diğer tarafta ise bütün bu zorluklara rağmen teslim olmayan bir irade…
İşte Cumhuriyet, böyle bir inancın ve mücadelenin sonunda doğdu.
“Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek yola çıkan bir millet, kaderini başkalarının eline bırakmayacağını bütün dünyaya gösterdi. Belki imkânlar sınırlıydı, belki şartlar ağırdı. Fakat bir milletin inancı, cesareti ve bağımsızlık tutkusu vardı.
Ve bazen bir milletin kaderini değiştiren de sahip olduğu imkânlar değil, sahip olduğu inançtır.
Cumhuriyet işte bu inancın eseridir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde verilen bağımsızlık mücadelesi, yalnızca bir savaşın kazanılması değildi. Aynı zamanda bir milletin kendi geleceğini belirleme iradesinin ortaya konulmasıydı.
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde aslında yeni bir devlet anlayışının yanında, yeni bir gelecek umudu da doğdu.
Aradan tam 103 yıl geçti.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, Cumhuriyetin ne kadar büyük bir emanet olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Çünkü emanetler yalnızca korunmak için verilmez. Onlara sahip çıkmak, onları geliştirmek ve gelecek kuşaklara daha güçlü biçimde bırakmak gerekir.
Bugün bizim sorumluluğumuz da tam olarak budur.
Cumhuriyeti sadece kutlamak değil, Cumhuriyetin değerlerini hayatımızda yaşatmak…
Çocuklarımızın iyi eğitim alması için çalışmak, gençlerimizin bilimden ve sanattan kopmamasını sağlamak, hukuka, adalete, insan onuruna, emeğe ve özgürlüğe değer vermek…
Birbirimize saygı göstermek, farklılıklarımızla birlikte yaşayabilmek ve ortak değerlerimiz etrafında kenetlenebilmek…
Bunların tamamı Cumhuriyetin geleceğine yapılan bir yatırımdır.
Çünkü Cumhuriyet sadece devletin adı değildir.
Cumhuriyet aynı zamanda geleceğe duyulan güvendir.
Bir çocuğun okul sıralarında kurduğu hayaldir.
Bir gencin bilim insanı olma isteğidir.
Bir annenin evladının geleceğine duyduğu umuttur.
Bir babanın çocuklarına daha güzel bir ülke bırakma arzusudur.
Bir milletin, yarınlara korkuyla değil, umutla bakabilmesidir.
Bu nedenle Cumhuriyetin 103. yılını kutlarken yalnızca geçmişe bakmamalıyız.
Geçmişten ders almalı, bugünün sorumluluğunu taşımalı ve geleceği düşünmeliyiz.
Çünkü Cumhuriyet bize hazır bir gelecek bırakmadı.
Cumhuriyet bize geleceği birlikte kurma sorumluluğu bıraktı.
Atatürk'ün işaret ettiği akıl ve bilim yolunda ilerlemek, çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkma hedefini canlı tutmak ve gençlerimizi özgüvenli, bilgili, vicdanlı ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştirmek bugün de en önemli görevlerimiz arasındadır.
Bir ülkenin gerçek zenginliği sadece yer altındaki kaynakları, fabrikaları veya ekonomisi değildir.
Asıl zenginlik; iyi yetişmiş insanıdır.
Bilime inanan, çalışkan, dürüst, adalet duygusu güçlü, vatanını seven ve geleceğe umutla bakan nesiller yetiştirebiliyorsak Cumhuriyetin geleceğini de güvence altına alıyoruz demektir.
Bugün 103 yaşında olan Cumhuriyetimize baktığımızda, onun sadece geçmişin değil, geleceğin de hikâyesi olduğunu görmeliyiz.
Çünkü Cumhuriyetin hikâyesi bitmiş değildir.
Her yeni nesille yeniden yazılmaktadır.
Her çocuğun eğitiminde, her gencin hayalinde, her insanın emeğinde ve bu ülkeye kattığı her değerde Cumhuriyet yeniden hayat bulmaktadır.
Bize düşen ise bu büyük mirasa sahip çıkmaktır.
Geçmişte bu topraklar için mücadele edenlerin fedakârlıklarını unutmadan, geleceğe daha güçlü adımlarla yürümektir.
Bugün sahip olduğumuz özgürlüğün, bağımsızlığın ve Cumhuriyetin kolay kazanılmadığını çocuklarımıza anlatmalıyız.
Çünkü geçmişini unutan toplumların geleceğini inşa etmesi kolay değildir.
29 Ekim bize bir kez daha şunu hatırlatıyor:
Bir millet, inancını kaybetmediği sürece yeniden ayağa kalkabilir.
Ve bizler, bu büyük milletin evlatları olarak geçmişten aldığımız güçle geleceğe umutla bakmalıyız.
Cumhuriyetimizin 103. yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşı'nın bütün kahramanlarını ve vatanımız uğruna hayatını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Onların bizlere bıraktığı Cumhuriyeti; sevgiyle, bilgiyle, emekle, adaletle ve sorumluluk bilinciyle geleceğe taşımak hepimizin görevidir.
Bugün 103 yaşında…
Ama Cumhuriyet hâlâ genç.
Çünkü onu yaşatacak olan umutlarımız var.
Çünkü onu geleceğe taşıyacak gençlerimiz var.
Çünkü bu ülke için söyleyecek sözümüz, yapacak işimiz ve gelecek nesillere bırakacak güzel bir mirasımız var.
Ve inanıyorum ki;
Cumhuriyet, geçmişten bize kalan en büyük emanet olduğu kadar, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli mirastır.
103 yıl önce büyük bir inançla yakılan Cumhuriyet ışığının, sonsuza kadar yolumuzu aydınlatması dileğiyle…
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Cumhuriyetimizin kurulmasında emeği geçen tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Nice 103 yıllara…
Yaşasın Cumhuriyet!
Ökkeş Toy
BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞU: CUMHURİYETİMİZİN 103. YILI
Mehmet Şaşmaz
24 EKİM BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜNÜ
Kübra Keçeci
"Bağlantı mı, Bağımlılık mı?"
İbrahim Alisinanoğlu
“BU ŞEHİR BENİ KAZIKLAMADI” DİYEBİLMEK...
Uzman Diyetisyen Meltem Demirci
Mevsim Geçişlerinde Beslenmenin Sessiz Etkisi
Müslüm Taş
SEVGİYLE KURULAN BİR DÜNYANIN ADI HAYAT
Mustafa Isçel
Bavuldan Taşan Adaletsizlik
Oktay İyisaraç
SEÇMEN NEDEN DEĞİŞMİYOR? ÇÜNKÜ GÜVENİYOR!
H-Karşıyakalı
İçimizdeki Çığlık: Yaşanmış Hayatların Sessiz Çığlığı
Hasan KÖKMEN
HAYATIN GERÇEKLERİ VE HAYALLERİMİZ