8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Takvimler yine o mutat günü işaret ediyor. Birileri çıkıp yine kadın haklarından dem vuracak, diller övgü yarışına girecek, eller emanet çiçekler dağıtacak. Sosyal medya duvarları süslü mesajlarla donatılacak; kadınlar bir günlüğüne yere göğe sığdırılamayacak.
Ancak güneş batıp ertesi güne uyandığımızda, her şey 7 Mart’ın o soğuk ve bildik karanlığına rücu edecek. Dün çiçek veren ellerin yerini hoyratlık, övgü dolu dillerin yerini sitem ve şiddet alacak.
Senenin 364 günü kadını yok sayıp tek bir günde hatırlamak, bir "günah çıkarma" ayininden farksızdır artık.
Sözüm; kadını ruhun bir parçası, insanlığın onuru bilenlere değil. Sözüm; kadını evde uşak, tarlada ırgat, yatakta ise sadece şehvetinin ortağı görenedir.
Hani o eksik etek" dediğin, hani dövdüğün, sövdüğün, eline mahkûm, kapında köle gördüğün o kadın var ya... Tarladaki tohuma, kucağındaki evlada analık yapan o can; senden sadece saygı bekliyor. Kadir kıymet bilmeni, sevgini esirgememeni ve onu fark etmeni istiyor.
Cepheye omuzunda mermi taşıyan o vakur duruşu, yokluk içinde mucizeler yaratan o sessiz feraseti unutanlar; aslında bir milletin omurgasını kırdıklarını fark etmiyorlar. Bir kadının sessizliği çoğu zaman kabulleniş değil, derin bir kırgınlığın yankısıdır. Saçlarına düşen ilk beyaz tel yaşından değil, görünmeyen yorgunluğundandır.
Belki de aynaya bakma vakti geldi!
Belki de bugün, o sahte kutlama telaşını bir kenara bırakıp kalbimizi yoklama günüdür. Bir kadına en son ne zaman minnetle baktık? Bir annenin nasırlı ellerini ne zaman hürmetle tuttuk? Sormanın zamanıdır.
Unutmayın; bazı fedakârlıklar o kadar sessiz yapılır ki, alışkanlık sanılır. Oysa kadın; bir evin ışığı, bir çocuğun güveni, huzurun otağı, sevginin kaynağı ve bir toplumun yaşayan vicdanıdır.
Şunu artık idrak etmeliyiz ki; bir kadının kalbi kırıldığında sadece bir insan incinmez; bir evin huzuru, bir neslin merhameti ve koca bir toplumun haysiyeti yara alır.
Netice-i Kelam… "Cennet annelerin ayakları altındadır"
Bir toplumun büyüklüğü, binalarının yüksekliği, teknolojinin ürünlerini kullanmak değil, kadınlarının ne kadar içten güldüğüyle ölçülür.
Bu yüzden bugün sadece kadınları hatırlama günü değil; bir muhasebe ve bir mahcubiyet günüdür.
8 Mart’ta solacak bir dal çiçek sunmak kolaydır; asıl mesele, o çiçeği her gün yeşerecek olan sarsılmaz bir saygıya dönüştürebilmektir…Tüm kadınlarımızın günü kutlu olsun.
İbrahim Alisinanoğlu-08.03.2026