GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI

İbrahim Alisinanoğlu

28-04-2026 11:22

Bahar…
Takvim yapraklarında yazan bir mevsim değildir sadece.
O, toprağın derin uykusundan uyanışı; dalların sabırla biriktirdiği hayatın bir anda dile gelişidir.

Kışın sertliği çekilirken, gökyüzü rengini yumuşatır, rüzgârın sesi incelir, toprak derin bir nefes alır.

Ve o nefes…
İnsanın içine kadar iner.

Gaziantep’te bahar, eskiden sadece görülmezdi; duyulurdu, koklanırdı, hissedilir yaşanırdı.

Alleben Deresi’nin kıyısında yürüyen biri, sadece bir suyun akışına değil, bir şehrin hafızasına tanıklık ederdi.
Su, taşlara çarpa çarpa akarken sanki eski zamanlardan haber getirirdi.

Kavaklık ’tan Pancarlı ’ya uzanan o yollar…Bugün hatırladıkça insanın içini sızlatan bir rüya gibi.
Sağlı sollu uzanan meyve bahçeleri, bostanlar, taze filizler…
Yeşil, sadece bir renk değildi; binbir hâliyle bir huzur, bir sükûnetti.

Değirmiçem’de, Sargüllük’te, İncilipınar’da…
Ağaçlar baharla birlikte bir başka dile bürünürdü.
Dallar çiçek açmazdı yalnızca; sanki her biri bir gelin olur, duvağını gökyüzüne doğru savururdu.

Yağmur yağdığında gökyüzü toprağa sadece su değil, hayat indirirdi.
Çiçeklerin üzerine düşen her damla, bir kuyumcunun elinden çıkmış pırlanta gibi ışıldar;
yapraklar, ıslak bir sevinçle titrerdi.

O anlarda toprak konuşurdu.
Yağmurla, rüzgârla, çiçekle…
Ve insan, o konuşmanın ortasında sessiz bir misafir gibi kalır, huzur bulurdu.

Bahar, belki de yılın en “kesat” zamanıydı.
Ama aynı zamanda en bereketli dönemiydi…
Çünkü az olan, paylaşıldıkça çoğalırdı.

Baharda Sahrede kurulan sofralar…
Bir marul, birkaç dal yeşil soğan, biraz sarımsak…
Ama en çok da muhabbet…

Yağlı köftenin kokusu,
Yayıklarda köpüren ayranla tamamlanırdı.
O sofralarda sadece karın doymaz; insanın gönlü de doyardı.

Bahar gelince şehir yerinde duramazdı.
İnsanlar evlerden taşar, kuzular gibi kırlara yayılırdı. İnsan Toprakla yeniden tanışır,
çimenlere basmanın bile bir nimet olduğunu hatırlardı.

Börtü böcek uyanır, karıncalar yol alır, arılar vızıldar,
kuşlar kaflalar halinde gökyüzüne şarkılar söyler, dans ederdi.

Sanki bütün varlık âlemi, görünmeyen bir düğüne hazırlanırdı.

Alleben ’in kenarında pınarlar coşar, İncilipınar’da oturacak yer bulunmazdı.
Çocukların kahkahası, suyun sesiyle karışır; hayat, kendini en berrak hâliyle gösterirdi.

Ve şimdi…

Aynı şehirde yaşıyoruz.
Ama o bahar yok. Baharın kokusu yok.

Toprağın yerini beton aldı.
Bahçelerin yerini duvarlar…
Ağaçların yerini gökyüzünü kesen binalar…

Yeşil artık bir manzara değil, aranan bir hasret oldu. Duvarlara astığımız tablolarda kaldı.

Oysa bir zamanlar bahar, kapımızın eşiğindeydi.
Dokunurduk, koklardık, yaşardık.

Şimdi ise…
Baharı takvimden öğreniyoruz.

Çünkü bahar, sadece mevsim değildir.
O; toprakla kurduğumuz bağdır, çocukluğumuzla kurduğumuz köprüdür,
şehrimle kurduğum aracıdır.

Gaziantep, hâlâ aynı Gaziantep belki…Ama baharı eksik.

Ve insan anlıyor ki…
Bir şehir, doğasını kaybettiğinde sadece yeşilini değil, hatırasını da kaybeder.

Keşke…
Yeniden o eski günlerdeki gibi bahar, sadece dallarda değil, insanın içinde de açsa.

Keşke şimdi baharda deli dolu akan Alleben’i Maanoğlu köprüsü üstünden seyredebilsem…

Keşke çevremde açan o yeşil dünyanın bir parçası olabilsem. Âmâ nerdeee !!!

İbrahim Alisinanoğlu-27.04.2026

DİĞER YAZILARI GALA… GALA …GALAA!.... 01-01-1970 03:00 BAYAT EKMEK 01-01-1970 03:00  RAMBO’YU DA KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 NİMETİ KÜSTÜRMEMEK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK 01-01-1970 03:00 NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM 01-01-1970 03:00 KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI 01-01-1970 03:00 HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    01-01-1970 03:00 İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA 01-01-1970 03:00 NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI 01-01-1970 03:00  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… 01-01-1970 03:00 ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM 01-01-1970 03:00 BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! 01-01-1970 03:00 YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI 01-01-1970 03:00 SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI 01-01-1970 03:00  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR 01-01-1970 03:00 BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00  BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU! 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN 01-01-1970 03:00 BENİM ADIM BAYRAM 01-01-1970 03:00  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN 01-01-1970 03:00 SÖHÜR VAKTİ OLDU 01-01-1970 03:00 CINCIK 01-01-1970 03:00 BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ 01-01-1970 03:00 BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI 01-01-1970 03:00 YUVALAMANIN HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI 01-01-1970 03:00 RAMAZAN TAHSİLATI 01-01-1970 03:00 GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR 01-01-1970 03:00