GAZİANTEP MUTFAĞININ KAYIP HAFIZASI: TENCEREDEKİ ŞİFA

İbrahim Alisinanoğlu

25-08-2026 08:18

 

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü’nün “kansere karşı korunma kalkanı” olarak önerdiği besinler arasında bizim alçakgönüllü mercimek köftesini görünce, insan zihninin kıvrımlarında ister istemez o muzip soru beliriyor: Bizim ninelerimiz, bilimin henüz adını koyamadığı hakikatleri asırlar öncesinden mi keşfetmişti?

Hayır… Onlar laboratuvar önlükleri giymiyor, kalın bilim kitaplarının sayfalarını karıştırmıyordu. Fakat ellerinde, bu kadim coğrafyanın binlerce yıllık yaşanmışlığıyla yoğrulmuş, sabır ve tecrübe süzgecinden geçmiş muazzam bir mutfak kültürü taşıyorlardı.

Çünkü Antep mutfağının asıl sırrı, caddeleri süsleyen kebapçı vitrinlerinin ışıltısında değil; mahalle aralarından yükselen o mütevazı evlerin, buğusu üstünde tüten tencerelerinde saklıdır.

Şimdilerde Antep denince akla hemen et gelse de eski sofralarda et, orkestranın yalnızca bir enstrümanıydı; şefi değil. O sofraların başköşesinde toprağın özü vardı: Güneşin rengini taşıyan bulgur, sabrın simgesi mercimek, bereketin adı nohut, dalından yeni kopmuş sebzeler ve maya tutmuş yoğurt… Tencere, mevsimin toprağa fısıldadığı dille kaynardı.

Hele bulgur; kendi başına bir medeniyetti. Bakliyatla dost olur, sebzeyle harmanlanır, etle kucaklaşır; kimi zaman da hiçbir şeye ihtiyaç duymadan, tek başına koca bir sofranın yükünü omuzlardı. Soğan ve sarımsak ise yemeğe çeşni katmak için değil, ona bir ruh ve karakter üflemek için harca girerdi.

Şöyle bir bakın mercimek köftesine… Mercimek, bulgur, soğan, maydanoz, limon ve taze yeşillikler… Bir tabakta, Anadolu’nun asırlık sofra aklı sessizce ışıldar. Tahıl, bakliyat ve sebze; toprağın üç farklı bereketi aynı köftede kenetlenir.

Bugün beslenme uzmanlarının ve bilim insanlarının “lifli gıdalar, bitkisel proteinler, tam tahıllar” diyerek uzun uzun anlattığı ne varsa; bizim eski mutfak, kavramların adını dahi bilmeden onu gündelik hayatın kalbine yerleştirmişti bile.

Şüphesiz, hiçbir yemek tek başına mucizevi bir zırh ya da sihirli bir kalkan değildir. Şifa; tek bir lokmada değil, yıllar boyu süregelen o dengeli, çeşitli ve ölçülü beslenme ritmindedir.

Fakat modern çağın asıl trajedisi de tam burada başlıyor.

Bizler kebabı, bu köklü mutfağın tamamı zannetme yanılgısına düştük; onu mutfağın merkezine taht kurdurduk. Oysa Antep mutfağı, kebapların sınırına sığmayacak kadar engin; etten ziyade sebzenin, meyvenin ve bakliyatın hüküm sürdüğü bir bütündür.

Bir tarafta kebap, baklava ve katmer gibi göz alıcı zenginliklerimiz; diğer tarafta mercimek, bulgur, nohut, firik, yoğurt ve sayısız ev yemeği… Biri sofranın muazzam gösterişiyse, diğeri bu mutfağın yaşayan hafızasıdır.

Yazık ki bugün mercimek köftesinin yanına sentetik gazlı içecekleri yakıştırıyor, bulgur pilavının ardından ağır şerbetli tatlılara sığınıyor, kebabı beyaz ekmekle kuşatıp geceyi paketli gıdaların gölgesinde bitiriyoruz. Demek ki kusur mutfağımızın genlerinde değil; bizim onunla kurduğumuz bozulmuş ilişkide.

Ninelerimiz “lif”, “antioksidan” ya da “glisemik indeks” sözcüklerini bilmezlerdi. Ama mercimeğin hünerini, bulgurun sadakatini, firiğin isli kokusunu, sarımsağın şifasını ve mevsim sebzesinin kıymetini çok iyi bilirlerdi. En önemlisi de tencerenin bereketini ve ölçüsünü zihinlerine kazımışlardı.

Bugün bilim, eski mutfağın o sessiz doğrularını bize yeniden yankılı cümlelerle anlatıyor. Şimdi bize düşen, geçmişi körü körüne taklit etmek değil; o mutfağın hamurundaki dengeyi, zarafeti ve çeşitliliği geleceğe taşımaktır.

Çünkü sofranın başına her oturduğumuzda sadece “Bugün ne yiyeceğim?” diye değil; derin bir idrakle şu soruyu da sormalıyız: “Bugün bedenime, sağlığıma ve geleceğime ne miras bırakacağım?”

O mirasın yolu ise hâlâ anamızın, ninelerimizin o bereketli kazanlarında kaynamaya devam ediyor.

 İbrahim Alisinanoğlu-24.08.2026

DİĞER YAZILARI SAHİ, BİZ MODERN YAMYAMLAR MIYIZ? 01-01-1970 03:00  LAHMACUNA FARKLI BİR BAKIŞ 01-01-1970 03:00 PİŞİRİCİ KASTELİ 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP: SANAYİ KENTİ Mİ, MEDENİYET ŞEHRİ Mİ? 01-01-1970 03:00  AMAN BEYLER DEMEDEN, AMAN DAĞLAR DEMELİ 01-01-1970 03:00   BİT PAZARI: GAZİANTEP'İN SESSİZ HAFIZASI 01-01-1970 03:00 KALEDEN GÖKYÜZÜNE 01-01-1970 03:00   GAZİANTEP KAHVEHANE KÜLTÜRÜNDE; BÖLÜK 01-01-1970 03:00 ANTEP İŞİ, ANTEP AŞI 01-01-1970 03:00 SICAK YAZLARIN SERİN HAYAD'LARI 01-01-1970 03:00  KİBİR VE İRFAN 01-01-1970 03:00  İYİ ETMİŞSİN… AMA AZ ETMİŞSİN 01-01-1970 03:00 USTAYA SAHREYİ HATIRLATMA YOLLARI 01-01-1970 03:00 GEL DE O ESKİ YAZLARI ARAMA! 01-01-1970 03:00   BEDDUADAN DUAYA 01-01-1970 03:00 GALA… GALA …GALAA!.... 01-01-1970 03:00 BAYAT EKMEK 01-01-1970 03:00  RAMBO’YU DA KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 NİMETİ KÜSTÜRMEMEK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK 01-01-1970 03:00 NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM 01-01-1970 03:00 KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI 01-01-1970 03:00 HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    01-01-1970 03:00 İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA 01-01-1970 03:00 NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI 01-01-1970 03:00  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… 01-01-1970 03:00 ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI 01-01-1970 03:00 BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! 01-01-1970 03:00 YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI 01-01-1970 03:00 SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI 01-01-1970 03:00  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR 01-01-1970 03:00 BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00  BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU! 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN 01-01-1970 03:00 BENİM ADIM BAYRAM 01-01-1970 03:00  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN 01-01-1970 03:00 SÖHÜR VAKTİ OLDU 01-01-1970 03:00 CINCIK 01-01-1970 03:00 BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ 01-01-1970 03:00 BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI 01-01-1970 03:00 YUVALAMANIN HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI 01-01-1970 03:00 RAMAZAN TAHSİLATI 01-01-1970 03:00 GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR 01-01-1970 03:00