İYİ ETMİŞSİN… AMA AZ ETMİŞSİN

İbrahim Alisinanoğlu

09-07-2026 00:41

 

Yıl 1950’ler… Arasa Çarşısı’nda Mustafa adında dürüstlüğüyle tanınan bir saraç ustası vardır. Bir gün dükkânı kısa süreliğine çırağına bırakıp dışarı çıkar. O sırada içeri giren bir müşteri duvardaki kemeri sorar. Kemerin fiyatı bir liradır; fakat çırak işi bilmediğinden “Bir lira yirmi beş kuruş” der. Pazarlık sonunda kemeri bir lira on kuruşa satar.

Usta dönüp durumu öğrenince şaşırır:

“Oğlum, o kemer zaten bir liraydı. Adamdan neden on kuruş fazla aldın?”

Sonra o fazla alınan on kuruşu çırağın avucuna koyar:

“Git, müşteriyi bul ve hakkını geri ver. Kul hakkı bizim dükkânda durmaz. Helalimize haram katma, bereketimizi kaçırma”

Çırak Arasa’nın sokaklarını, hanlarını, çarşısını dolaşır ama müşteriyi bulamaz. Elindeki on kuruş ağırlaşır. “Hiç olmazsa bir ihtiyaç sahibine vereyim” diye düşünür. Gariptir, o gün çevrede bir tek dilenciye bile rastlayamaz. Tam geri dönecekken yol kenarında yorgun bir köylü görür; selam verip parayı adamın avucuna bırakır.

Yaşlı adamın gözleri dolar ve dilinden şu dua dökülür;:

“Allah seni de, seni yetiştireni de darda koymasın evladım…”

Çırak dükkâna dönüp olanları anlatınca Mustafa Usta cebinden bir miktar daha para çıkarıp çırağın avucuna sıkıştırır:

“İyi etmişsin… Ama az etmişsin. Bunu da götür o adama ver gel ”der

Bir şehrin gerçek zenginliği nedir? Kasasındaki para mı, çarşısındaki vicdan mı?

İşte o cümle, bana göre sadece bir esnaf nasihati değildir. Bu, bir şehrin ahlak manifestosudur.

Eskinin Gaziantep çarşılarında ticaret yalnızca mal alıp satmak değildi. Güven, helal kazanç, kul hakkı ve merhamet en büyük sermayeydi. İnsanlar bir kuruşun hesabını paranın değeri için değil, vicdanın değeri için yapardı.

Bugün çarşılar büyüdü, alışveriş biçimleri değişti, teknoloji hayatımıza girdi. Ama değişmemesi gereken bir şey var: Başkasının hakkına gösterilen hassasiyet.

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, daha fazla kazanmak değil; Mustafa Usta’nın o kısa cümlesinde saklı olan büyük ahlakı yeniden hatırlamak:

"Helalimize haram katma, bereketimizi kaçırma"

İbrahim Alisinanoğlu-08.07.2026

 

 

DİĞER YAZILARI USTAYA SAHREYİ HATIRLATMA YOLLARI 01-01-1970 03:00 GEL DE O ESKİ YAZLARI ARAMA! 01-01-1970 03:00   BEDDUADAN DUAYA 01-01-1970 03:00 GALA… GALA …GALAA!.... 01-01-1970 03:00 BAYAT EKMEK 01-01-1970 03:00  RAMBO’YU DA KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 NİMETİ KÜSTÜRMEMEK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK 01-01-1970 03:00 NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM 01-01-1970 03:00 KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI 01-01-1970 03:00 HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    01-01-1970 03:00 İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA 01-01-1970 03:00 NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI 01-01-1970 03:00  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… 01-01-1970 03:00 ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI 01-01-1970 03:00 BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! 01-01-1970 03:00 YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI 01-01-1970 03:00 SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI 01-01-1970 03:00  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR 01-01-1970 03:00 BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00  BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU! 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN 01-01-1970 03:00 BENİM ADIM BAYRAM 01-01-1970 03:00  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN 01-01-1970 03:00 SÖHÜR VAKTİ OLDU 01-01-1970 03:00 CINCIK 01-01-1970 03:00 BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ 01-01-1970 03:00 BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI 01-01-1970 03:00 YUVALAMANIN HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI 01-01-1970 03:00 RAMAZAN TAHSİLATI 01-01-1970 03:00 GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR 01-01-1970 03:00