SICAK YAZLARIN SERİN HAYAD'LARI

İbrahim Alisinanoğlu

20-07-2026 23:06

 

Havalar ne zaman biraz ısınmaya başlasa, dilimizden aynı cümle dökülüyor:
"Klimalar da yetmiyor artık."

Oysa çok değil, bir iki nesil önce insanlar sıcağı yenmeye çalışmazdı; onunla yaşamayı bilirdi. Hele ki Gaziantep'te…

Eskiler boşuna "eşek sıcağı" demezdi. Güneşin en yakıcı olduğu saatlerde esnaf kepenkleri yarıya indirir, "Hele güneş bir belini kırsın, gene açarık." derdi. Çünkü Antepli bilirdi ki güneşle inatlaşılamaz; ona göre yaşanırdı.

Bugün serinliği dört duvar arasına hapsedilmiş klimalarda arıyoruz. Oysa eskiden serinlik, hayatın tam ortasındaydı..

Kalın taş duvarlı Antep evlerinin hayad'ında… Arişlerin gölgesinde… Dutun, narın, akasyanın altında…

İkindi ezanıyla birlikte evin hanımı hortumu eline alır, hayadı dip bucak yıkardı. Taşların üzerine düşen suyun kokusu, saksılardaki çiçeklerin rayihasıyla birleşir, Sof’un serinliği daha akşam olmadan eve misafir olurdu. Sedirlerin örtüsü düzeltilir, minderler kabartılır, akşam sohbeti için sessizce hazırlık yapılırdı.

Çarşıdan alınan buz kalıbı bir yağlığa sarılarak eve getirilir, maşrabadaki suyun içine bırakılırdı. Meyan şerbeti, koruk suyuyla hazırlanmış salata, buz gibi ayran … Ardından karpuz, kavun, üzüm… Bakır demlikte demlenen çay… Radyodan yükselen bir türkü…

Ne telefon vardı elimizde ne ekranlar gözümüzde…
Ama sohbet vardı. Muhabbet vardı. Bereket vardı.

Sokakların da kendine has bir serinliği vardı. "Meyan geldi!.. Soğuk şerbet!.." sesleri mahalle aralarında yankılanır, bakır maşrapalardan içilen şerbetler sadece boğazı değil, gönlü de ferahlatırdı.

Dağların kışı yaza emanet ettiği karlıklar vardı. Karlıklardan getirilen karlar samanların altında saklanır; temmuz sıcağında katır sırtında şehre indirilirdi. Üzerine gezdirilen üzüm pekmezi, biraz limonata... Bugünün en pahalı dondurmaları bile o lezzetin yerini tutamaz.

Alleben ‘in serin sularında çüt depik atan çocuklar, Pişirici ve Kozluca kastellerinin buz gibi sularında serinleyen insanlar, Yeşilsu'nun gölgesinde yenilen dondurmalar, yazlık sinemaların buğulu gazozları...

Ve geceler...

Damlar sulanır, taşların üzerine sinen toprak kokusu göğe yükselirdi. Yataklar dama serilir, gökyüzü yorgan olur, yıldızlar sayılarak uykuya dalınırdı.

Bugün bunların çoğu sadece bir hatıra...

Taş evleri apartmanlara, hayad”ları balkonlara, kastelleri musluklara, küpleri buzdolaplarına değiştirdik. Karlıklar tarihe karıştı, bağ evleri sessizleşti, damlar boş kaldı.

Evet, teknolojimiz arttı. Klimalar çoğaldı. Soğuk içecekler çeşitlendi.

Ama nedense serinliğimiz eksildi.

Çünkü meğer serinlik yalnızca düşük sıcaklık değilmiş.

Serinlik; hayadın taşına dökülen bir kova suymuş…
Sedirde yan yana oturabilmekmiş…
Aynı maşrabadan su içebilmekmiş…
Meyan şerbetini paylaşabilmekmiş…
Damda yıldızların altında aynı gökyüzüne bakabilmekmiş.

Bugün evlerimiz daha konforlu olabilir; ama hayatımız o kadar serin değil.

Belki de özlediğimiz şey eski yazlar değil…Bizi gerçekten serinleten eski insan sıcaklığıdır.

 

DİĞER YAZILARI  KİBİR VE İRFAN 01-01-1970 03:00  İYİ ETMİŞSİN… AMA AZ ETMİŞSİN 01-01-1970 03:00 USTAYA SAHREYİ HATIRLATMA YOLLARI 01-01-1970 03:00 GEL DE O ESKİ YAZLARI ARAMA! 01-01-1970 03:00   BEDDUADAN DUAYA 01-01-1970 03:00 GALA… GALA …GALAA!.... 01-01-1970 03:00 BAYAT EKMEK 01-01-1970 03:00  RAMBO’YU DA KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 NİMETİ KÜSTÜRMEMEK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK 01-01-1970 03:00 NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM 01-01-1970 03:00 KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI 01-01-1970 03:00 HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    01-01-1970 03:00 İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA 01-01-1970 03:00 NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI 01-01-1970 03:00  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… 01-01-1970 03:00 ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI 01-01-1970 03:00 BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! 01-01-1970 03:00 YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI 01-01-1970 03:00 SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI 01-01-1970 03:00  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR 01-01-1970 03:00 BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00  BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU! 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN 01-01-1970 03:00 BENİM ADIM BAYRAM 01-01-1970 03:00  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN 01-01-1970 03:00 SÖHÜR VAKTİ OLDU 01-01-1970 03:00 CINCIK 01-01-1970 03:00 BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ 01-01-1970 03:00 BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI 01-01-1970 03:00 YUVALAMANIN HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI 01-01-1970 03:00 RAMAZAN TAHSİLATI 01-01-1970 03:00 GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR 01-01-1970 03:00