TİYEKLERİN BEREKETİ, MAHRALARIN SEVİNCİ: ANTEP’TE BAĞ BOZUMU

İbrahim Alisinanoğlu

03-09-2026 12:19


Güzün ilk fısıltıları Sof Dağı’nın yamaçlarına düştüğünde, Antep bağları zamana direnmiş kadim bir masalın sayfalarını aralar. Yazın kavurucu sıcakları yerini serin seherlere bırakırken; toprak, yaprak ve gökyüzü ebem kuşağının renklerine bürünür. Yapraklar yeşilden tunç rengine dönerken bağlar, Antep’in göğsüne serilmiş devasa bir tuval gibidir.
Güneş ilk şavkını vurduğunda, her biri yılları bir derviş hırkası gibi taşıyan tiyekler selamlar sabahı. Baran baran dizilmiş o kavisli gövdelere dokunmak; asırların sabrını ve sadakatini hissetmektir. Buğulu siyahıyla Antep karaları ve kehribar sarısı dökülgenler, tiyeklerden aşağı birer mücevher gibi süzülür. Seherin koynunda yükselen bağ bıçağının "çıt" sesi, bir şükür duası gibidir. Kamış sepetlerden ahşap mahralara aktarılan her salkım; sadece toprağın cömertliği değil, bir kış boyu çekilen özlemin, verilen emeğin kendisidir.
Öğle sıcağında bir tiyeğin gölgesine sığınıldığında zaman durur. Kübban ekmeğine sarılan taze Antep peyniri, buz gibi dökülgen salkımları ve közde demlenmiş katran karası çay eşliğinde yenen her lokmada; toprağın kokusu, seherin serinliği ve Eylül’ün son sıcaklığı aynı anda patlar damağında.
Fakat eskiler için bağ bozumu, sadece üzümün kesildiği değil; birlikte atılan yüreklerin, imecenin ve paylaşılan ekmeğin mevsimiydi. Birinin bağı varsa diğeri koşar, birinin şire kazanı kaynıyorsa ötekinin eli uzanırdı. Kimse "İşim bitti" demezdi; çünkü insanın işi, ancak komşusunun yükü hafiflediğinde biterdi.
Sonra zaman değişti. Bağların yerini beton, ahşap mahraların yerini plastik kasalar, komşuluğun yerini ise soğuk kapı numaraları aldı. Üzüm de pekmez de hâlâ var; ama kokunun içindeki o en hakiki cevher, yani "insan" eksik.
Belki de özlediğimiz şey bağ bozumu bahanesiyle bir kilimin üzerinde ekmek bölen, bir salkımı üç kişi paylaşan o insanlardı. Ve omuzlarda taşınan tatlı yorgunlukla eve sinen o tarifsiz koku: Toprak, güneş, üzüm ve memleket...
İşte o an anlaşılır ki bağ bozumu, üzümün kesildiği mevsim değil; insanın kendi geçmişinden bir parça koparıp bugününe taşıdığı mevsimmiş. Üzüm kesilip avlular susmuş olsa da ne zaman bir salkımdan tek bir habbe koparsak, farkında olmadan o eski Antep’ten, kendi çocukluğumuzdan bir parça ısırırız.
İbrahim Alisinanoğlu-03.09.2026


 

DİĞER YAZILARI KENDİ YAMAM, ELİN İPEĞİNDEN YEĞDİR. 01-01-1970 03:00 ARPA BOYU G.. YIRTMAK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP MUTFAĞININ KAYIP HAFIZASI: TENCEREDEKİ ŞİFA 01-01-1970 03:00 SAHİ, BİZ MODERN YAMYAMLAR MIYIZ? 01-01-1970 03:00  LAHMACUNA FARKLI BİR BAKIŞ 01-01-1970 03:00 PİŞİRİCİ KASTELİ 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP: SANAYİ KENTİ Mİ, MEDENİYET ŞEHRİ Mİ? 01-01-1970 03:00  AMAN BEYLER DEMEDEN, AMAN DAĞLAR DEMELİ 01-01-1970 03:00   BİT PAZARI: GAZİANTEP'İN SESSİZ HAFIZASI 01-01-1970 03:00 KALEDEN GÖKYÜZÜNE 01-01-1970 03:00   GAZİANTEP KAHVEHANE KÜLTÜRÜNDE; BÖLÜK 01-01-1970 03:00 ANTEP İŞİ, ANTEP AŞI 01-01-1970 03:00 SICAK YAZLARIN SERİN HAYAD'LARI 01-01-1970 03:00  KİBİR VE İRFAN 01-01-1970 03:00  İYİ ETMİŞSİN… AMA AZ ETMİŞSİN 01-01-1970 03:00 USTAYA SAHREYİ HATIRLATMA YOLLARI 01-01-1970 03:00 GEL DE O ESKİ YAZLARI ARAMA! 01-01-1970 03:00   BEDDUADAN DUAYA 01-01-1970 03:00 GALA… GALA …GALAA!.... 01-01-1970 03:00 BAYAT EKMEK 01-01-1970 03:00  RAMBO’YU DA KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 NİMETİ KÜSTÜRMEMEK 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’İ GELECEĞE TAŞIMAK 01-01-1970 03:00 NEREDE BENİM O KAHVEHANELERİM 01-01-1970 03:00 KAVAKLIK VE BİR SAHRE MASALI 01-01-1970 03:00 HANİ BENİM O ÇOCUKLUK YILLARIMIN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 RUHUNU ARAYAN BAYRAMLAR    01-01-1970 03:00 İDMAN ŞENLİKLERİNDEN ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NA 01-01-1970 03:00 NAZLI HANIM’IN BÜZME ÇARIĞI 01-01-1970 03:00  KİLİSE…CEZAEVİ…VE KURTULUŞ CAMİ… 01-01-1970 03:00 ANAMDAN GÖRDÜĞÜMÜ YAPIYORUM 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHAR: KAYBOLAN BİR MEVSİMİN HATIRASI 01-01-1970 03:00 BİZİM PİSİK LEYDİ OLDU! 01-01-1970 03:00 YOKLUKTAN DOĞAN SOFRA: KISIRIN ANADOLU MASALI 01-01-1970 03:00 SESİNE DEĞİL, ÖZÜNE BAKIN 01-01-1970 03:00  GAZİANTEP MUTFAĞININ SIRRI 01-01-1970 03:00  İTİN AKLI EKSİĞİ, PAKLAVADAN PAY UMAR 01-01-1970 03:00 BİZ BU MASALIN NERESİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00  BU NE PERHİZ, BU NE “JÜLYEN” TURŞUSU! 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE BAHARIN SOFRAYA DÖNÜŞ HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 ÇOK BAYRAMLAR GÖRESİN 01-01-1970 03:00 BENİM ADIM BAYRAM 01-01-1970 03:00  UNUTTUK… AMA SİZ UNUTMAYIN 01-01-1970 03:00 SÖHÜR VAKTİ OLDU 01-01-1970 03:00 CINCIK 01-01-1970 03:00 BAĞIN NEFESİ, NEFERİN İFFETİ 01-01-1970 03:00 BİR GÜNLÜK BAHAR, BİR ÖMÜRLÜK HAZAN 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’DA KADININ TUZ HAKKI 01-01-1970 03:00 YUVALAMANIN HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 GAZİANTEP’TE İFTAR VAKTİ, İFTAR SOFTASI 01-01-1970 03:00 RAMAZAN TAHSİLATI 01-01-1970 03:00 GAZİANTEPTE RAMAZAN 1-RAMAZAN ÖNCESİ HAZIRLIKLAR 01-01-1970 03:00